• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 15 °C

Can Dündar ve Erdem Gül’ün Abdullah Gül’e “teşekkür borcu” var

M.Tanzer Ünal

Önce, Can Dündar ve Erdem Gül’e geçmiş olsun.

Allah gariban kulunu sevindirmek için önce eşeğini kaybettirir, sonra buldururmuş.

Can ve Erdem’in olayı da bu hesap!

Suçsuz oldukları biline biline tutuklandılar, 92 gün zindana atıldılar, sonra da “Pardon, hak ihlali yapılmış” deyip serbest bırakıldılar.

Biz de buna seviniyoruz…

Bu, “Can Dündar-Erdem Gül olayı”nın bir yönü.

 

Bu olay bazı gerçekleri gün yüzüne çıkardı

Konuya bir başka yönden bakarsak…

“Her şerde bir hayır vardır” diye düşünürsek…

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar, birkaç yönden “milat” olacak nitelikte.

 

BİRİNCİSİ…

Anayasa Mahkemesi, Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmalarında, “kuvvetli suç şüphesinin olmadığı”nın altını çizdi. Bu nedenle “Hak ihlali var” dedi. Bu, Anayasa Mahkemesi’nin, “tutuklamalara dönük ihlal kararları”nda, “kuvvetli suç şüphesinin olmadığını belirten” ilk kararıydı. Anayasa Mahkemesi, bu kararıyla, alt mahkemelere “Kuvvetli suç şüphesi yoksa tutuklayamazsınız” mesajı veriyordu.

 

İKİNCİSİ…

Anayasa Mahkemesi, kararında, “Tutuklama gerekçesi gösterilen eylemlerin tamamı gazetecilik faaliyetleridir” görüşüne yer verdi. Böylece Can Dündar ve Erdem Gül’ün, malum çevreler tarafından uydurulan suçlardan dolayı değil gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandıkları, “en üst mahkeme” tarafından tescillenmiş oldu. Artık Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, Adalet Bakanı Bozdağ ve diğer “muhteremler”; “Türkiye’de tutuklu gazeteciler, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklu değiller. Türkiye’de tutuklu gazeteci yok” diyemeyecekler.

 

ÜÇÜNCÜSÜ…

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, halen değişik cezaevlerinde tutuklu diğer gazeteci meslektaşlarımız için de “emsal” olacak.

 

DÖRDÜNCÜSÜ…

Anayasa Mahkemesi’nin kararında nelere vurgu yapılıyor? 1-Kuvvetli suç şüphesi yok. 2-Tutuklama gerekçesi gösterilen eylemlerin tamamı gazetecilik faaliyetidir. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, “AKP iktidarının özel mahkemesi” olarak nitelendirilen Sulh Ceza Hâkimliklerinin hukuksuzluğunu tescil etmiş oluyor.

 

Gelelim, Can Dündar ve Erdem Gül’ün, bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e neden teşekkür borcu olduğuna…

***

Sevgili okurlarım, dün sabah ilk işim, Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili tarihi karara imza atan Anayasa Mahkemesi üyelerinin durumunu incelemek oldu.

Kimler katılmış, kimler katılmamış?

Kimler “evet”, kimler “ret” oyu vermiş?

Bu üyeleri Anayasa Mahkemesi’ne kimler seçmiş?

Anayasa Mahkemesi, 17 üyeden oluşuyor.

Bu üyelerden ikisi Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili karar toplantısına katılmamış.

Kim bu üyeler?

Abdullah Gül’ün seçtiği Nuri Necipoğlu ve Ahmet Necdet Sezer tarafından seçilen Serdar Özgüldür…

Geriye kalan 15 üyeden 3’ü “ihlal yok” demiş.

Yani Can Dündar ve Erdem Gül’ün aleyhine oy kullanmış.

Bunlar kim?

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından seçilen Rıdvan Güleç, Hicabi Dursun ve Kadir Özkaya…

“Hak ihlali var” diyenler, yani Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliye edilmesinin önünü açan 12 üyenin isimleri ise şöyle:

Zühtü Aslan (başkan), Recep Kömürcü, Tahsin Gökcan, Emin Kuz, Erdal Tercan, Muammer Topal, Engin Yıldırım, Burhan Üstün, Alpaslan Altan, Osman Paksüt, Serruh Kaleli, Celal Mümtaz Akıncı.

Bu üyelerden 9’unu 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2’sini 10.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, birini de TBMM seçmiş.

Sezer’in seçtikleri, Osman Paksüt ve Serruh Kaleli…

TBMM’min seçtiği, Celal Mümtaz Akıncı…

Diğerleri Abdullah Gül tarafından seçilen üyeler…

 

Demek istediğim şu

AKP içinde Erdoğan’a karşı başlayan memnuniyetsizlik, Anayasa Mahkemesi’nin son oylamasında da kendini gösteriyor.

Eğer Anayasa Mahkemesi’nde, Abdullah Gül’ün seçtiği üyeler değil de mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçtiği üyeler çoğunlukta olsaydı, Can Dündar ve Erdem Gül hapı yutmuştu.

Anayasa Mahkemesi’nin üye yapısı, bunu gösteriyor…

Bu nedenle, “Can Dündar ve Erdem Gül’ün Abdullah Gül’e teşekkür borcu var” diyorum.

 

Tünelin ucundaki ışık gibi

Her şeye rağmen, Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliye edilmesi, ülkemiz yönünden “tünelin ucundaki ışık” gibi!

Her ikisi de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bunun bedelini en ağır şekilde ödeyecek. Öyle bırakmam onu” demesinden sonra tutuklanmışlardı, şimdi özgürler.

İnşallah bu olay, ülkemizde umutla beklediğimiz aydınlık günlerin habercisi olur.

 

Ümit Özdağ’ın istifası…

İçimde bir his…

*Ümit Özdağ’ın, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin bilgisi dahilinde istifa ettiğini…

*Ümit Özdağ’ın, kurultayda Devlet Bahçeli’nin desteğini alarak genel başkanlığa aday olacağını…

*Ümit Özdağ’ın, halen muhalif görünen Koray Aydın’ı önemli tavizlerle kendi tarafına çekeceğini…

*Ümit Özdağ’ın, bu yöntemle “Meral Akşener cephesi”ni dağıtmayı hedeflediğini…

*Ancak kim ne yaparsa yapsın, Meral Akşener’in yükselişinin durdurulamayacağını…

Söylüyor.

Ben hislerimde kolay kolay yanılmam.

 

Yücel Alpay Demir’i bir dinler misiniz?

Yücel Alpay Demir, Türk Ocakları İzmit Şube Başkanı.

Aynı zamanda “Kocaeli Milli Kuruluşlar Dönem Başkanlığı” görevini sürdürüyor.

Karşılaştığı bir sıkıntıyı, e-posta atarak dile getirmiş.

Okudum, olup bitene inanamadım.

Artık camilerimiz bile dinin özünden uzaklaştırılıp, siyasi ve etnik ayrışıma hizmet eder hale gelmiş.

Ürkütücü bir durum!

Okuyun bana hak vereceksiniz.

Söz Yücel Alpay Demir’in.

“Kamuoyunun da malumu olduğu üzere ülkücü ve Türk milliyetçiliği yönü, ahlak ve derslerindeki başarısı ile  İzmir ve Ege Üniversitesi’ndeki herkesin takdirini kazanan Fırat Yılmaz Çakıroğlu kardeşimiz, bölücü örgüt sempatizanlarınca geçen yıl şehit edilmişti.

Vefatı Türk milletinin yaşadığı her yerde üzüntü ile karşılanmış, gıyabi cenaze namazları ve adına mevlidi şerifler okutularak armağan edilmişti.

Kocaeli Üniversitesi’nde okuyan Türk milliyetçisi öğrenciler de,  üniversitenin giriş kapısına çok yakın olan Umuttepe Camiinde, Fırat Yılmaz Çakıroğlu ağabeyleri için mevlit okutmak ve bu vesile ile vatanı milleti için şehit olan tüm asker, polis ve kamu görevlilerin de ruhlarına armağan etmek istemişlerdi.

Bu hayırlı organizasyonu sosyal medya aracılığı ile duyarlı herkese duyurmuşlardı, bizler de Türk Ocaklılar olarak mevlide katılıp edilecek dualardan pay almak istemiştik.

Ancak  Umuttepe Cami ve Kültür Merkezi Derneği Başkanı olduğunu öğrendiğimiz Yüksel Özdemir isimli dernek yetkilisinin Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun siyasi bir kimliğe sahip olduğunu, bu nedenle karşıt görüşlü öğrenciler tarafından tepki verilerek olaylar çıkabileceği gibi akla mantığa ve İslam inancına sığmayan sığ gerekçeler ile ilk önce izin vermesine rağmen bir gün kala  müsaade edemeyeceklerini söylediğini, öğrencilerimizden öğrenmenin şaşkınlığını ve üzüntüsünü yaşıyorum.

Cami dernekleri camilerin imarı, fiziki ihtiyaçları ve onarımları ile ilgilenir, görev tanımı budur. Yoksa bizim haberimiz olmadan camilerdeki ibadetler dernek başkanlarının uhdesine mi terk edilmiştir, bu camimizde din görevlisi yok mudur, varsa da dernek tarafından söz sahibi yapılmamakta mıdır? En kısa zamanda il müftülüğünü ziyaret edip konunun takipçisi olacağız. Cami cemaatini ve bütün Ümmet-i Muhammedi Allah’ın dinine sahip çıkmaya, “teröristlere taziye çadırı açılmasına müsaade edilen bir dönemde” vatan ve millet sevgisi yüzünden şehit edilen bir Müslüman evladı için düzenlenecek mevlidi şerif için saçma sapan gerekçelerle izin verilmemesini gözyaşları içerisinde lanetliyorum.

Tebliğ dini olan, merhamet dini olan, adalet dini olan İslam dininin özünden uzaklaşılarak geldiği durumu evvela Allah’a daha sonra bütün iman sahiplerinin vicdanlarına havale ediyorum.”

Bu yazı toplam 2102 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim