• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 9 °C

Canan Dağdeviren: İnsan kalmayı hayal eden bir bilim insanıyım

Canan Dağdeviren: İnsan kalmayı hayal eden bir bilim insanıyım
Doruktakiler 2015’te büyük jürinin değerlendirmesiyle Yılın Bilim İnsanı Ödülü’ne layık görülen Canan Dağdeviren kendisini , ““İnsan kalmayı hayal eden bir bilim insanıyım” sözüyle kendisini tanımlıyor.

Harvard Üniversitesi’nin Genç Akademi Üyeliği’ne giren ilk Türk olmasıyla hepimizi gururlandıran, üç tane patentli cihaz geliştiren ve şimdiye kadar 30’un üzerinde prestijli ödül alan Körfezli Canan Dağdeviren, 2015 Doruktakiler Ödülleri’nde büyük jürinin değerlendirmesiyle Yılın Bilim İnsanı Ödülü’ne layık görüldü. 1985 yılında Körfez’de doğan Dağdeviren, Türkiye’de bilime verilen önemin imkansızlıkları sebebiyle bilimsel çalışmalarını Amerika’da devam ettirmek zorunda kaldı ve uzun yıllardır yurtdışında yaşıyor. Bu nedenle yüz yüze görüşme fırsatı bulamadığımız Canan Hanım’la e – mail üzerinden bir röportaj gerçekleştirdik. İnsanlık için bilim alanında çok önemli çalışmalar yapan ve cihazlar geliştiren Canan Hanım, başarılı bir bilim insanı olmasının yanında bir koşucu ve altı dilde şarkı/türkü söyleyebilen bir sanatçı.

 

KÖRFEZLİ AİLENİN KIZI

CHP eski Körfez İlçe Başkanı Cavit Dağdeviren ve Mine Dağdeviren’in kızları Canan Dağdeviren; çocukken çakıl taşını parçalayıp atomu bulmaya çalıştığını anlatıyor. Hayallerinin peşinden koşan, tuz koleksiyonu olan, her gün bir saatini ailesine ayıran ve kendini her zaman Ulu Önder Atatürk’ü düşünerek motive eden Canan Dağdeviren, “İnsan kalmayı hayal eden bir bilim insanıyım” sözüyle kendisini tanımlıyor.

 

“HAYALLERİMİN PEŞİNDEN TUTKUYLA KOŞUYORUM”

İnsanın kendini anlatması en zor anlatılardan biridir ancak. Kendinizi anlatır mısınız kısaca…

Öncelikle kendimle barışık bir insanımdır. Şahsıma yapılan eleştirileri dinler, kendimi geliştirmek için en ufak şansı yakalamaya çalışırım. Başarımın, bu noktada olmamın nedeni yaşamayı ciddiye almamdır. Hayallerimin peşinden tutkuyla koşuyorum, az zamanda çok şey yapabilmek için çalışıyorum. Yaptığım işe olan inancım ve insanlığa verdiğim/vereceğim hizmet motivasyon kaynağımdır. İddialı ve inatçı olmam da yapacaklarımı ivmelendiriyor. Akademik kariyerimin yanında sevgileri yarına bırakmadığım sosyal bir hayatım var.

 

“ALTI FARKLI DİLDE ŞARKI VE TÜRKÜ SÖYLEYEBİLİYORUM”

Soru sorarım, hayal kurarım, inatçıyımdır. Sevdiğim, zevk aldığım şeyi yaparım. Sevmiyorsam ama yapmak zorundaysam, sevmemi sağlayan yollar bulmaya çalışırım. Koşucuyum. En çılgın fikirlerim, projelerim koşu yaparken şekillenir. Biyografi okumaya bayılırım; iz bırakmış başarılar ve başarısızları okumak hoşuma gider. Tuz madenleri hakkında araştırma yapmayı/incelemeyi severim. Paket tuz koleksiyonum var mesela. Her gittim ülkeden aldığım tuzların kristal yapılarını incelerim ve eğer varsa tuz madenlerini ziyaret ederim. Su ana kadar en çok etkilendiğim maden, Polonya Krakow’daki idi. Altı farklı dilde şarkı/türkü söyleyebiliyorum. 23 senedir okul korolarında aktif görev aldım, konuşurken sesimi iyi kullanmamı bu tecrübeye bağlıyorum. Türkiye’de ve Amerika’da birçok konser verdik.

 

“BENİM GÜNÜM 23 SAAT”

Az zamanda çok ve iyi işler yapmayı hayal ediyorum. İnsan kalmayı hayal eden bir bilim insaniyim. Normalin aksine benim bir günüm 23 saat. Geri kalan saatte ailem ile Skype’te görüntülü konuşma yapıyorum. Onlara her gün yaptığım işleri anlatıyorum. Bu bir nevi terapi benim için. Beni koşulsuzca seven ve destekleyen sevgili bir ailem var, çok şanslıyım.

 

“KÜÇÜKKEN ÇAKIL TAŞLARINI PARÇALAYIP ATOMU BULMAYA ÇALIŞIYORMUŞUM”

Kocaeli gibi küçük bir şehirde doğdunuz ancak başarılarınız kıtaları aştı ve insanlık için önemli çalışmalara imza attınız. Bu yalnızca bir başarı hikayesi değil aynı zamanda bir aydınlanma hikayesi. Peki bu hikaye nasıl başladı? Nasıl şekillendi hayalleriniz?

Küçük yaşta, bir çakıl taşını parçalara ayırıp içindeki atomu bulmaya çalışıyormuşum. Herkesin bunun imkansız olduğunu söylemesine rağmen. Çocukken babam, Madam Curie’nin hayatını anlatan bir kitap hediye etmişti, bunu hediye ederken Madam Curie’den etkileneceğimi düşünmüş olmalı. Kitabı okuyunca, piezoelektrik olgusunu keşfeden Madam Curie’nin kocası Pierre Curie’ye aşık oldum. Fiziğe ilgim böyle başladı ama henüz tam olarak fikir kafamda şekillenmiş değildi. Memleketimizdeki her genç gibi ben de üniversitesi sınavına girdim. Fizik, kimya gibi temel bilimlerden bir dal okumak istiyordum fakat karar veremiyordum. İşte tam bu dönemde, Erdal İnönü’yle Kocaeli Kitap Fuarı’nda tanıştık. Çocuklarla sohbet etmeyi seven biriydi sanıyorum. Çünkü anne ve babamdan çok ben ve kardeşim Caner ile sohbet etmeyi tercih etmişti. Nerede okuduğumuzu ve ne olmak istediğimizi sormuştu. Tabii, ben de bu imkanı kaçırmayıp Türkiye’nin önemli teorik fizikçilerinden Prof. İnönü’ye kafamdaki soruları sormuştum. Bana, Anılar ve Düşünceler (Birinci Cilt) isimli kitabını imzalayıp vermişti ve ‘Kitabı okuyunca, ne üzerine eğitim alacağına karar vereceğine inanıyorum’ demişti. Caner’de de ikinci cildi mevcut. Henüz bebek olan Emre’nin adına da üçüncü cildini imzalamıştı. Belki o sırada olayı tam kavrayamamıştım ama kitabi okumamla birlikte, hayatim derin bir şekilde değişti.

 

EĞİTİM HAYATI BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ

Haziran 2007 de Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği’nden mezun oldum. Sabancı Üniversite’si Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Programı’nda yüksek lisans eğitimimi 2009'da tamamladım. Yüksek lisans için Sabancı Üniversitesi’ne başvuru yaptığım 2007 yılında, sadece bir öğrenciye tam burs verilmişti ve o bursu almıştım. 2009'da ilk defa verilmeye başlanan Fulbright Doktora Bursu’nu kazandım ve The University of Illinois at Urbana, Champaign’de (UIUC) Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümde doktora eğitimine başladım. Doktora süresince fizik, elektronik, kimya, malzeme, mekanik ve tıp alanlarının kapsamına giren esnek ve katlanabilir, vücut içine ve deri üstüne yapıştırılabilir/giyilebilir elektronik aletler üzerinde çalışmalar yaptım. Şu an, MIT ve Harvard Üniversiteleri’nde doktora sonrası araştırmacı olarak çalışıyorum. Çok yakın gelecekte kendi grubumu kuracağım.

 

“GENÇ ARKADAŞLARIN KALPLERİNE VE AKILLARINA DOKUNDUM”

Günümüzde Türkiye’nin yurtdışındaki gurur kaynaklarından birisiniz ancak henüz çok gençsiniz ve çalışmalarınız tüm hızıyla devam ediyor. Tarihe sizin biyografinizin de yaptığınız çalışmalarla ve yaşadıklarınızla yansıyacak olması sizi heyecanlandırıyor mu?

Beni en çok heyecanlandıran şey; ‘Ben de yapabilirim’ fikrini gençlerin kafasında uyandırmak oldu. Yaptığım aletler bir gün birilerinin hayatına girecek, organlarına/derilerine değecek biliyorum. Aletlerimden önce genç arkadaşların kalbine ve aklına dokundum.

 

“MOTİVASYONUMU ATATÜRK’TEN ALIYORUM”

Tarihteki hangi isimlerden feyz alıyorsunuz?

Listem çok uzun aslında. Ben hiçbir şey çalışmadığı zaman Atatürk gibi düşünüyorum, motivasyonumu kendisinden alıyorum. Kısa zamanda çok ve güzel işler yapmış bir insan. İlmin yolunda yürümüş bir kişi, “Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin.” demiş, daha ne desin?! Pierre Curie, Madam Curie and Rosalind Franlin sevdiğim bilim insanları. Harika bilim yapmaları dışında, otoriteye karşı erdemli duruşlarını takdir ediyorum; kadına verdikleri önemi ve inancı destekliyorum.

 

Eğitiminizin büyük bir bölümünü Türkiye’de aldınız. Ülkenizdeki eğitim sistemini yurtdışında aldığınız eğitimlerinizle kıyasladığınızda hangi noktalarda eksiklikleri dikkat çekiyor?

En önemli eksiğin güven olduğunu düşünüyorum. Bizde güven kazanılmak için uğraşılırken, burada (Amerika) güven ancak kaybedilir çünkü zaten insana güvenilir. Zamanı kullanmayı maalesef bilmiyoruz, Türkiye’de iken bir ders kitabinin akademik dönemin sonuna kadar bittiği görülmezken, burada plana sadık kalınır ve kitaplar biter. Ve yine maalesef öğrenciler sistemin gerektirdiği gibi istedikleri meslekleri seçemiyorlar. Eksikler fazla; bilimsel farkındalık, bilime ayrılan bütçe, mantıksız var olan kalıplaşmış düşünceler gibi. Fakat umutsuz değilim. Eğitimin politikası yapılmaz ama stratejisi olur. Bilirkişilerin oluşturduğu stratejiler ile eğitimin sistematik gelişmesi sağlanıp, öğrencilere yoğun danışmanlık verilebilir. Ben kendi çapımda yardımcı olmaya çalışıyorum genç arkadaşlara. Her pazar Skype toplantıları ile bana ulaşan öğrencilere danışmanlık veriyorum.

 

“KADIN DEMEK, PES ETMEYECEK KADAR DELİKANLI OLMAK DEMEK”

Kadın bilim insanı olmayı nasıl tanımlıyorsunuz? Eğer karşılaştıysanız, nasıl zorluklarla karşılaştınız?

Kadın olmak dünyanın her yerinde ne iş yaparsanız yapın zor. Tecrübe ettim, çok iyi biliyorum. Maalesef mücadele hayatımızın bir parçası. Fakat kadın demek özgür olmak demek, pes etmeyecek kadar ‘delikanlı’ olmak demek.


“ÖZLEMEK HAYATIMIN BR PARÇASI”

Kocaeli’ye en son ne zaman geldiniz? Kocaeli’de en çok ne yapmaktan keyif alırdınız? Türkiye’de en çok neyi özlediğiniz?

Geçtiğimiz Aralık ayında Kocaeli’deydim. Körfez sahilinde çay eşliğinde simit ve pişmaniye yemeye bayılırım. Her şeyi özlüyorum aslında, ama özleyerek yaşamayı öğrendim. Hayatımın en enerji dolu yıllarını doğduğum topraklardan, ailemden, arkadaşlarımdan ayrı kalarak yaşadım ve hala yaşamaktayım aynı şekilde. Hayatımızı aldığımız kararlar ve tercihler şekillendiriyor. Özlemek hayatımın bir parçası; tıpkı bilim yapmak gibi. Benim tercihim.

 

Yaptığınız çalışmaları kısaca anlatabilir misiniz? Şimdiye kadar kaç makaleniz yayınlandı ve hangi ödülleri aldınız?

Konformal piezoelektrik sistem, vücutla uyumlu, giyilebilir aktif entegre devre demek. ‘Giyilebilir kalp pili’; kalbin, akciğerin ve diyaframın hareketi ile elektrik enerjisi üreten ve bu enerjiyi depolayan esnek ve ultra ince piezoelektrik entegre aleti anlatmakta. İnsan vücuduyla uyumlu plastik bir yüzeye tutturulan bu malzeme, saç telinden yüz kat daha ince olup kağıt gibi katlanıp bükülebiliyor.

Kalp uygulaması dışında, aslında hareketin olduğu her yerde kullanılabilir. Alet, içindeki aktif elementler sayesinde mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebiliyor ve ayni zamanda kullanılmayan/artan enerjiyi bir pile depolayabiliyor.  Bu aleti yakın zamanda dövme şeklinde yapıp dirsek ve diz kısımlarına yapıştırıp dinamo seklinde kullanabileceğiz. Onun dışında basınç ölçme kabiliyeti olan bu sistemler ile ayak tabanı altındaki basınç haritasını çıkarıp, özellikle seker hastalarının sağlık durumlarını kontrol edebileceğiz.

 

“BU CİHAZ ANNEMİN FİKRİYDİ”

Vücut/deri mekanik özelliklerini tespit eden cihazım alsında annemin fikriydi.  Kullandığı yüz kremlerinin işe yarayıp yaramadığını tespit eden bir alet olup olmadığını sormuştu. Ben de sadece annemi değil, deri hastalıklarını da memnun eden bir alet tasarladım. Klinik denemeler, Arizona’da deri kanseri taşıyan hastalar üzerinde denendi, harika sonuçlar alındı ve çalışmam geçen ay itibariyle çok prestijli bir dergi olan Nature Materials’ta yayınlandı. Bu alet, deri ve organ dokularının mekanik özelliklerini 10 saniyeden daha kısa sürede dedekte (tarama) edebilen giyilebilir bir bant. Vücuda tamamen uyumlu, hissedilmeyecek kadar hafif. Amaç, özellikle deri hastalıklarının haritasının elde edilmesi ve hastalıklar için erken teşhis sağlanması. Böylelikle ağrılı biyopsi sürecine son verilmesi.

Su ana kadar 20 bilimsel makale ve üç patente imza attım. 30’un üzerinde ulusal ve uluslararası ödül sahibi oldum. 

 

Bundan sonraki çalışmalarınızda hangi konuya yoğunlaşacaksınız?

Parkinson ve farklı beyin hastalarına yardımcı olabilmesi için iğne şeklinde bir pil yapıyorum. Lokal olarak beynin en ücra noktalarına inebilen bu alet, ağız yoluyla aldığımız ilaçları direk beyine iletebilecek ve kırılmış/çalışmayan nöronları tamir edebilecek. Maymunlar üzerindeki denemeler çok başarılı sonuçlandı. Çok heyecanlı ve umutluyum.

 

Son olarak sizin bir mesajınız var mı?

Sosyal medyadan bana ulaşan, sevgilerini ve dualarını gönderen herkese teşekkür ederim. Güzel günlerde görüşmek üzere… Röportaj : Hilal GÜDÜCÜ

can-005.jpg

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
erol demirbek
27 Ocak 2016 Çarşamba 17:44
17:44
sana helal olsun ATATÜRKÇÜ kız . başarılarının devamını dilerim , ne mutlu senin annene babana
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim