• BIST 90.383
  • Altın 144,498
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 8 °C

Cehalete övgü !..

Mustafa Küpçü

Fatih Sultan Mehmet, 1432 yılında Edirne’de dünyaya geldi. 1453 yılında İstanbul’u fethettiğinde henüz 21 yaşındaydı. 1481 yılında, 49 yaşında öldü.

Fatih, Şehzadelik döneminde Molla Gürani’nin yanı sıra, İtalyan Anconalı Ciriaco ve öteki İtalyan öğretmenlerden dersler aldı. Avrupa Tarihi’ni çok iyi biliyordu. Ayrıca, Antik Yunan Filozoflarının tüm eserlerini okumuştu. “Çok kültürlü” bir şahsiyetti. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca biliyordu. “Şahi” adı verilen büyük topların planlarını bizzat kendisi çiziyor ve döktürüyordu. İlk “zırhlı gemiler” de onun zamanında yapıldı. Ünlü Matematikçi Ali Kuşçu’yu Azerbaycan’dan İstanbul’a davet etti ve Müderris olarak yararlandı.

Fatih’in, yaşadığı 15. Yüzyılda söylediği ilginç bir sözü var;

“Bir şehirde en önemli 3 şey; Kanalizasyon, Hamam ve Kütüphanedir. Çünkü, kanalizasyon şehrin kirini, hamam bedenin kirini, kütüphane de ruhun kirini temizler.”

Osmanlı’nın büyüme, gelişme ve zirveye çıktığı dönemlerde hüküm süren padişahları incelerseniz, “bilime ve bilim adamlarına saygı gösterildiği dönemler” olduğunu görürsünüz.

Duraklama, gerileme ve çöküş dönemlerinde hüküm süren padişahların –istisnaları var- pek çoğunun bilim adamlarını aşağıladıkları, çalışmalarına engel oldukları ve katlettikleri görülür!..

Peki, Fatih’ten 600 yıl sonra, günümüz Türkiye’sinde bilim ve bilim adamının yeri ve önemi nedir?

Özellikle 12 Eylül 1980 Faşist Darbesi ve sonrasında “gerçek bilim adamları” üniversitelerden uzaklaştırılmış, düşüncelerinden dolayı hapishanelerde süründürülmüş, bazıları da “faili meçhul cinayetler” sonucu yok edilmiştir!

 Özellikle “Özal” döneminde çıkarılan “Kolay Profesörlük Yasası” denilen yasa ile, üniversitelerde “kariyer sahibi olmak” kolaylaşmış, üniversiteler büyük ölçüde “Cemaat-Tarikat mensubu” yöneticilerin eline geçmiş, üniversal eğitim güdükleşmiştir!

Son 14 yıldır bu ülkede hüküm süren siyasal iktidar, konularında “uzman” olan kişilere değil, “kendi tercihlerini onaylayan kapıkulları” ile çalışmayı tercih etmiştir.

 Uluslar arası İlişkiler-Dış Politika konusunda yıllarını vermiş, büyük deneyim sahibi olmuş, uzmanlaşmış kişileri “MONŞERLER” diye aşağılayan anlayış, bugün tüm komşularıyla düşman, bu yüzden ekonomisi şiddetle sarsılan, dış itibarı ayaklar altında bir ülke yaratmışlardır!  

Son günlerde, bu zamana uygun bir “Rektör yardımcısı” kişinin bir televizyon programında yaptığı konuşma büyük ilgi çekti!

Prof. Dr. RESUL ARI, aynen şu görüşleri öne sürüyor;

Okuma yazma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor! Ben, daha çok okumamış, cahil kesimin ferasetine güveniyorum! Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış, hatta ilkokul bile okumamış olanlardır! En tehlikeli olanlar Üniversite mezunlarıdır! Bunlar, gidişatı iyi okuyamıyorlar! Çünkü zihinleri bulanık!”

Rektör Yardımcısı, “Cehalete övgü” düzüyor!

O halde, kapatalım liseleri, üniversiteleri, yeniden “Medreseleri” açalım! Zaten bu yönde planlı bir gidiş var!

Uygulanan kısır eğitim düzeni zaten yeterince cahil üretiyor! “EZBERE” dayanan, “ÇOKTAN SEÇMELİ SINAV” ile çocuklarımızı yarış atına döndüren ve “KOLAY UNUTULAN BİLGİLER” ile çağın ihtiyacına uygun bir eğitim yapılamıyor!

Siyaset tüccarları; “iyi eğitilmemiş, mesleksiz, üretimsiz, güce boyun eğen, köleleşebilen” insanlar istiyorlar! Üstelik, bu tür insanları “Cemaat ve Tarikatlarla” de uyutup uyuşturarak “KİNDAR ve DİNDAR NESİL” yaratmaya çalışıyorlar. Bir insanın “Dindar” olmasını anlarım da “KİNDAR” ne demek? Kime karşı kindar?

Dünya “Nano Teknolojiye” geçmiş, küçücük cep telefonlarına bilgisayarı yerleştirmiş, milyonlarca vatandaşın bu teknolojinin “tüketicisi” olmuş, kimin umurunda!

Soru soran, merak eden, hakkını arayan, iktidara ters düşen her vatandaşa “terörist” damgası da vurdun mu, kimsenin gıkı çıkmaz!

“Feraset” yani ( anlayış, sezgi, kavrama yeteneği) buysa sizin olsun!

Cehaleti önlemenin tek yolu, bilim yuvaları olan üniversitelerimize yuvalanan Cemaat-Tarikat üyesi “öğretim üyesi” kılıklı Cumhuriyet ve Aydınlanma karşıtlarını o kurumlardan defetmektir!

Cehalete övgü düzen bilim adamı olamaz!

Bu yazı toplam 1065 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim