• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 21 °C

Celladını belediye başkanı seçen şehir

M.Tanzer Ünal

Önceki gün akşama doğru gazetelerin iç sayfalarına göz atarken gördüm o haberi.

“Srebrenitsa’ya Sırp belediye başkanı”…

İlk tepkim, “Şu hale bak, bir şehir celladını belediye başkanı seçmiş” oldu.

Öyle ya, 1995 yılında, yani şunun şurasında 21 yıl önce, Sırp milisler 8 bin Boşnak’ı katletmişti ve şimdi bu katliamın yaşandığı Srebrenitsa’da bir Sırp belediye başkanı oluyordu.

Ne diyeyim, Yugoslavya’yı parçalayıp lime lime edenlere, kan ve gözyaşına boğanlara, zalimleri mazlumların başına belediye başkanı seçtirenlere helal olsun!

Demek, emperyalist ülkelerin bu güzel topraklar üzerindeki oyunları devam ediyor.

Bir Sırp’ın Srebrenitsa’da belediye başkanı seçilmesinin anlamı bu!

Bosna Hersek’in etnik nüfus dağılımına bakıyorsun, yüzde 50.11’i Boşnak, yüzde 30.18’i Sırp, yüzde 17’si Hırvat…

Geri kalanı da küçük gruplar.

Ama Boşnakları bölmüşler, parçalamışlar, aralarına nifak sokmuşlar, çoğu yerde Sırp ve Hırvatlar yönetimi ele geçirmişler.

Anlayacağınız, Bosna Hersek, aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ huzur bulmuş değil.

Bir kıvılcım çakılsa yine patlayacak.

 

Srebrenitsa neden önemli?

Şimdi bazılarınız, “Memleketimizde bu kadar sıkıntı var, bunlar dururken Srebrenitsa’dan bize ne” diye düşünebilir.

Srebrenitsa, bizim için önemli.

Şundan…

Bugün Türkiye üzerinde oynanan oyun, yıllar önce Yugoslavya’da oynanmıştı.

Eğer biz Yugoslavya’da ne olup bittiğini bilmezsek, bu olaylardan ders çıkarmazsak, bizim de sonumuz Yugoslavya’ya benzer.

Bu nedenle Srebrenitsa önemli!

 

Srebrenitsa’dan ders alalım

Tarih, 11 Temmuz 1995…

Avrupa’nın göbeğinde, dünyanın gözü önünde 8 bin Boşnak’ın katledildiği gün…

Tarihin en büyük insanlık ayıbının işlendiği gün…

Emperyalizmin alçaklık defterine, alçaklığın en kanlı harflerle yazıldığı gün…

Bu tarihi unutmayın!

Bu tarihi unutturmayın!

Bu tarihi unutursanız, sizler de o katliama “vicdani ortak” olursunuz.

Tarihten ders almamız gerekiyor.

Turgut Özakman ustanın diliyle “tarih bilincini diri tutmak” gerekiyor.

Eğer ders almazsak…

Eğer tarih bilincini diri tutmazsak, tarih tekerrür eder.

“Tarihi tekerrür ettirmek için” çoktan düğmeye bastı.

Derlenip toplanıp kendimize gelelim, tarihin tekerrür etmemesi için yoluna taş koyalım.

Bunu yapmak zorundayız, başka çaremiz yok!

 

Srebrenitsa’da neler olmuştu?

Bosna’da neler yaşanmıştı?

Balkanlar’da yaşanan olayların Türkiye ile ilgisi ne?
Balkanlar…
Bal ve kan…
Bal tadının ve kan kokusunun coğrafyası…
“Korku hep gece
Umut hep şafak
Sarılsam ağlasam zambaklara delice
Aşk kadar yakıcı, aşk kadar Boşnak
Şehitler binlerce, şehitler binlerce…”

***

Tarih, 11 Temmuz 1995.
1 Mart 1992 tarihinde başlayan Bosna Savaşı için, “bitti” denilen günler yaşanıyor.
Bosna Hersek’te sakin bir şehir.
Srebrenitsa…
Halkının çoğu Müslüman…
Birleşmiş Milletler’in “güvenli” ilan ettiği altı şehirden biri.
Hollandalı Barış Gücü askerlerinin kontrolünde…
Güya “güvenli” olduğundan çevreden göç almış, 24 bin olan nüfusu 45 bine çıkmış.
İşte o gün…
11 Temmuz’da…
Hollandalı Barış Gücü askerleri, alçakça bir tavırla, korumaya söz verdikleri Srebrenitsa’nın kapılarını Sırplar’a açtılar.
Evlerde ekmek kesmek için dahi bıçak yoktu.
Bir hafta önce, Hollandalı askerler hepsini toplamıştı.
Evin erkekleri birer birer toplandı…
8 bin kişi…
8 bin Boşnak…
8 bin Müslüman…
Hepsi katledildi…
Bir gecede…
Hollandalı Barış Gücü askerlerinin gözü önünde.
Ve daha sonraki yıllarda ne oldu biliyor musunuz?
Hollanda, katliama seyirci kalan askerlerine “üstün hizmet madalyası” verdi.
İşte Batı!
İşte emperyalizmin gerçek çirkin yüzü!

 

Emperyalizmi anlamak için Srebrenitsa’yı görmelisiniz

Uzaktan gazel okumuyorum.
Savaş öncesi ve savaş sonrası bölgeye defalarca gittim.
Belki 35-40 kez…
Bu gidişlerimin üçünde Srebrenitsa’yı ziyaret ettim.
O “mezar kenti”…
Dünyayı dolaşın, ibret alınabilecek böyle bir şehir bulamazsınız.
Mezardakiler de ölü…
Yaşayanlar da ölü…
Bir kısmı toprağın altında…
Diğerleri toprağın üstünde…
Oradaki acıyı, oradaki zulmü, gözlerinizle görüp, kulaklarınızla duymadıktan sonra anlayamazsınız.
Algılayamazsınız, hissedemezsiniz…
Bu savaşın, bu katliamın gerçek nedenlerini anlayamazsınız.
Mümkün değil…

***

Biliyorsunuz…

Sözünü ettiğim bölgede Yugoslavya Cumhuriyeti vardı.
Bağımsız ve bağlantısız bir ülke…
Farklı etnik ve dinleri barındıran bir yapı…
Onlar için…
TİTO, kurtuluştu.
TİTO, birlikte yaşamaktı.
TİTO, zenginlikti.
TİTO, herkesin kırmızı pasaport alması demekti.
TİTO, öldü…
Emperyalistler, dünyaya, “bağımsız yaşamanın mümkün olduğunu gösteren” Yugoslavya’yı yok etmek istediler.
Önce borçlandırdılar…
Sonra etnik ve dinsel ayrımcılığa başladılar.
Etnik ve dini farklılıklar ön plana çıkarıldı.
Sen Boşnaksın, sen Hırvatsın, sen Sırpsın!
Sen Hıristiyan, sen Müslüman…
Hırvatlar, “Biz Hırvatça haber dinlemek istiyoruz” diye ortaya çıktılar.
Arkasından Sırplar ve diğerleri…
Topluma nifak tohumları atılmıştı.
Daha düne kadar birlik ve beraberlik içinde yaşayanlar, birbirlerine “batmaya” başladılar.
Tüm değerler kayboldu, Hırvat, Boşnak veya Sırp olmak, ön plana çıktı.
Veya Hıristiyan veya Müslüman olmak…
ABD ve Avrupa ülkeleri, kaşıdıkça kaşıdı.
Sonuçta, 15 yıllık bir süreçte Yugoslavya “sizlere ömür” oldu.
Kaç parça olduklarını saymaya çalışalım:
Bosna Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Kosova, Sırbistan, Karadağ…
Bitti mi parçalanma?
Daha Makedonya’nın kuzeyindeki Arnavutlar var.
Sancak bölgesi sesini yükseltiyor…
Bosna Hersek’in bu yapıyla uzun süre devam edemeyeceği konuşuluyor…
Eski Yugoslavya şimdilik 7 parça, belki yakın gelecekte 10 parça…

***

Bütün bunları neden anlattım?
ABD ve Avrupa ülkeleri, Yugoslavya’da sahneledikleri oyunun aynısını Türkiye’de oynuyorlar.
Bilmiyorum da…
Bunu görmeyecek kadar kör, anlamayacak kadar salak değiliz herhalde!
Dikkat ettiyseniz, ülkemizde artık ortak değerler konuşulmuyor.
Sabahtan akşama kadar “etnik” ve “inanç farklılıkları” konuşuluyor.
Türkler, Kürtler, Lazlar, Çerkesler, Abhazalar, Ermeniler, Araplar…
Kürtler piyasada.
Diğerleri sırada…
Sonra?
Sonrası gözyaşı…
Ne diyeyim, Türkiye’yi bu noktaya getirenler utansın!
ABD ve Avrupa ülkelerinin, Türkiye’yi parçalama hedefi olduğunu göremeyenler, gördükleri halde gereğini yapmayanlar, konuşmayanlar utansın!
Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı’nın sık sık kullandığı bir cümleyle yazımı bitireceğim:
“Ayrılıkları öne çıkardınız mı, buyurun TİTO’nun kurduğu Yugoslavya… Ortak yanları öne çıkardınız mı, buyurun Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye…”

Aklımızı başımıza alalım.

Gittiğimiz yol, yol değil.

Hızla derlenip toplanalım, emperyalist devletlerin oyunlarını bozalım.

Yoksa, iş işten geçtikten sonra, başımızı duvarlara çok vururuz.

Bu yazı toplam 3255 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ayten gudeber
06 Ekim 2016 Perşembe 16:23
16:23
Cok guzel bir yazı siyasilerde okuyabilse keske gorebilse
Köylü
06 Ekim 2016 Perşembe 08:05
08:05
Mükemmel bir analiz...Teşekkürler Tanzer Bey
cenk
05 Ekim 2016 Çarşamba 22:05
22:05
Sayın T.Ünal Bey,
Tıpkı bizim ülkemizdeki Müslümanların masonları yönetime getirmesine benziyor bu durum !
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim