• BIST 107.303
  • Altın 152,986
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Kocaeli : 12 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 12 °C

Cengiz Sarıbay’ın “parti meclisi” için önerdiği isimleri nasıl buldunuz?

M.Tanzer Ünal

Doğrusunu söyleyeyim mi?

Cengiz Sarıbay’dan üst üste bu kadar “gaf” beklemiyordum.

“Eğitim” desen, eğitimli…

“Medeni ilişkiler” desen, medeni ilişkileri gayet iyi…

“Akıl” desen, akıllı…

“Vizyon” desen, vizyon sahibi…

İyi de, bir insan, hele hele 28 yıl sonra CHP il başkanlığını seçimle yakalayan bir insan, üst üste bu kadar “gaf”ı nasıl yapar?

Biliyorsunuz, il kongresi tam “evlere şenlik” ti.

“Kurultay delege listesi”, ilçe kongrelerini dizayn ederek yönetime gelen grubun zihniyetini ortaya koyuverdi.

Tabii bütün fatura, grup adına İl Başkanı Cengiz Sarıbay’a kesildi.

12 ilçe başkanından 8’i kurultay delegesi gösterilmiş, 4’ü Kandıra, Başiskele, Dilovası ve Karamürsel ilçe başkanları kurultay delegesi listesine alınmamıştı.

“Kadın kotası” tam doldurulmamış, İl Başkanı Sarıbay bu durumu “Ne yapayım başvuru yok” diye açıklamıştı.

Bütün bunlar, daha işin başında teşkilatlarda huzursuzluğa neden olmuştu.

Sonunda Kandıra ilçe yönetim kurulu toptan istifa etmişti.

Hani “Dakika bir, gol bir” derler ya, aynen öyle olmuş, Cengiz Sarıbay ilk golü kendi kalesine atmıştı.

 

Şimdi dakika iki, gol iki…

İnsan, olur ya, dalgınlığına gelir kazaen kendi kalesine gol atar.

Ama üst üste iki kez kendi kalesine gol atan yoktur herhalde!

Cengiz Sarıbay, bu “olmaz”ı başardı.

Kendi kalesine ardı ardına iki gol attı.

Hem de füze gibi!

Nasıl olduğunu anlatayım…

Cengiz Sarıbay, dün başlayıp bugün de devam edecek olan kurultay için Ankara’ya gitmeden önce, basına açıklama yapmış:

“Parti meclisine Kocaeli teşkilatı olarak 5 isim önereceğiz. Bu isimlerin dördü Sefa Sirmen, Haydar Akar, Mehmet Hilal Kaplan ve Halit Toraman. Beşinci ismi şimdi açıklamayacağım, ama şehir dışından bir isim olacak.”

Diyeceksiniz ki, “Bu isimleri önerdiyse önermiş, ne var bunda?”

Çok şey…

BİR: Cengiz Sarıbay, üç milletvekilinden sadece Haydar Akar’ı parti meclisine öneriyor. Fatma Kaplan Hürriyet ve Tahsin Tarhan, listede yok. Bu, doğru bir yaklaşım değil. Senin üç milletvekilin varsa, üçünü de önerirsin. İşin nezaketi, etik kurallar bunu gerektirir. Cengiz Sarıbay, parti meclisine layık görmediği diğer iki milletvekili ile bundan sonra il başkanı olarak nasıl çalışacak acaba?

İKİ: Listede mevcut milletvekilleri Fatma Kaplan Hürriyet ve Tahsin Tarhan yok, ama eski milletvekili Mehmet Hilal Kaplan var. Cengiz Sarıbay bunu nasıl açıklayacak?

ÜÇ: Halit Toraman’ın “Kocaeli listesi”nde ne işi var? Halit Toraman Kocaelili değil, bir dönem “Sefa Sirmen’in çok yakın arkadaşı” olarak kentimize gelip giden, İSU Yönetim Kurulu’nda görevlendirilen bir kişi. Hiçbir zaman Kocaeli’de siyaset yapmadı, partiye kaydı da Kocaeli’den değil. Aslen Artvinli… Ankara’da yaşıyor, Çankaya teşkilatında değişik görevlerde yer aldı, halen parti meclisinde. Görünen o ki, Sefa Sirmen’in torpiliyle bu defa da Kocaeli’den parti meclisi için öneriliyor. Halit Toraman’ın önerileceği, günler öncesinden, yağcı ve yalaka gazetecilerin övgüsünden belliydi.

DÖRT: Tamam, Sefa Sirmen CHP’nin simge isimlerinden biridir. Partisi onu belediye başkanı ve milletvekili yapmıştır. Yine partisinin genel başkanlığına aday olmuştur. Bu sıfatlar bu onurlar yetmedi mi de, şimdi parti meclisine girmek istiyor? Cengiz Sarıbay da kongrelerdeki desteği nedeniyle Sefa Sirmen’i birinci sırada parti meclisine öneriyor. Ne yapalım, demek bu işler böyle. CHP’de değişen bir şey yok! Dün ne ise bugün de o!

 

Bu isimler parti meclisine girebilir mi?

CHP kurultayında bugün “parti meclisi seçimi” var.

Kemal Kılıçdaroğlu “anahtar liste” çıkaracak, büyük olasılıkla bu listedekiler parti meclisine seçilecek.

Cengiz Sarıbay’ın önerdiği isimler Kemal Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesinde yer alır mı?

Ben iki isme hiç ihtimal vermiyorum, diğer iki isim belki!

Sefa Sirmen ve Halit Toraman çizik yer.

Geçen dönem Halit Toraman’ı zorla almıştı, Çankaya teşkilatı büyük baskı yapmıştı, bu kez hiç sanmıyorum.

Haydar Akar ve Mehmet Hilal Kaplan’ın anahtar listede yer alma olasılıkları ise oldukça zayıf.

Akşamı bekleyip göreceğiz…

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi dizayn formülü…

Cuma günkü Hürriyet’te okudum.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini ziyaret eden Hürriyet ekibine aynen şunları söylüyor:

““Bu kurultay ve sonrasında partinin iç yapılanmasına önem vereceğiz. İdeolojik olarak, çalışma yöntemleri olarak, propaganda yöntemleri olarak... Ürettiğimiz söylemlerin geniş kitlelere aktarılması için örgütün ciddi bir eğitimden geçmesi lazım. 18 Ocak’tan itibaren CHP düğmeye basacak. CHP’yi birden bire yüzde 25’lerden 30’lara fırlatmanın matematiksel bir formülü yok. Siyaset ikna yöntemine dayanır. Bütün kadrolar, CHP’nin iktidarı için çalışacak. Kendi beklentileri için çalışanların partide yeri yoktur. CHP’nin bir dava partisine dönüşmesi lazım. Bugün geldiğimiz nokta CHP’ye böyle bir tarihsel görev yüklüyor. Kariyer için, kendi geleceği için gelenlerin partiye zarar verdiğini net gördük. Türkiye bu haldeyken ben Türkiye’yi değil de kendimi düşünüyorsam, bu partiye yakışmaz.”

Ne diyor Kılıçdaroğlu?

*Kurultay sonrasında partinin iç yapılanmasına önem vereceğiz.

*Bütün partililer CHP’nin iktidarı için çalışacak.

*Kendi beklentileri için çalışanların partide yeri yok.

*CHP’nin bir dava partisine dönüşmesi lazım.

Güzel sözler…

Ama ben, bu sözlerin bu kadrolarla, bu yönetim sistemiyle yaşam bulabileceğini hiç sanmıyorum.

 

Derince’nin Köfteci Ramis’i

tanzer.jpg

Geçenlerde Ali Saroğlu aradı.

Yerel ve ulusal gazetelerin Derince başbayii, Yahya Kaptan’daki Atamarket’in sahibi, dostumuz…

“Tanzer Bey” dedi, “şu köfte borcumu ödeyeyim, Medet Bey’e de haber verdim, perşembe öğleyin bizim burada buluşalım…”

Erkan’la Derince’ye gittik, Ali Bey, kardeşi İsmail ve Medet Bey bizi bekliyorlar.

Medet Bey’i (Başlılar) de yakından tanırsınız.

Bizleri ve ulusal gazeteleri sizlere yıllardır ulaştıran YAYSAT’ın İzmit Başbayii.

Oğlu Metin’le birlikte gece gündüz özveriyle hizmet ediyorlar.

***

Nereye gideceğiz?

İzmit’te köfteci deyince, ben Selman’ı tanırım.

Köfteci Selman…

Veya kebapçı Selman…

Mehmet Ali Paşa Mahallesi’nde, en sapa, en kuytu köşelerde millete ağız tadıyla köfte yedirir.

Acaba Derince’nin köftecisi nasıl?

Ali’ye takıldım, “Bak köftesini beğenmezsem, aynen beğenmediğimi söylerim…”

“Abi karışma sen” dedi.

Arabaya doluştuk, 60 Evler’e gittik.

Sağda kaymakamlık binası, solda Koruma’nın yaptırdığı okul…

İşte karşımızda “Köfteci Ramis” tabelası!

“Ramiz” değil, “Ramis”… Yani “s” ile…

Caddenin ismi ne?

Cumhuriyet Caddesi 17 numara…

Bir bölümü ahşap olan sevimli bir bina!

İçerisi dolu, erkekli kadınlı gruplar…

Masa hazırlanırken, ben ocağın bulunduğu bölüme geçtim.

Ocağın başında orta yaşta biri, başında koyu renkli bir bere…

Geriden izledim.

Güleç yüzlü, heyecanlı…

Köfteleri çevirirken yüzündeki çizgilere baktım, mutluluk akıyor.

“Bu Ramis Usta olmalı” dedim kendi kendime.

İşini aşkla yapıyor, köftelere sevgisini veriyor.

“Kolay gelsin Ramis usta” diye seslendim.

Kafasını çevirdi, “Aaa ben sizi tanıyorum” dedi, “siz o değil misiniz? Yazılarınızı okuyorum…”

***

Sofra şipşak donatılmıştı.

Acı soslar, yumurtalı soğanlı piyazlar, salatalar…

Acaba köfte nasıl?

İşte o da geldi.

Ocakla masa arası beş altı adım…

Köftelere baktım, suyu kaçmamış, parlıyor, rengi yerinde.

İlk lokmayı ağzıma alır almaz, notu verdim.

Mükemmel!

Yumuşak, tadı yerinde, pamuk gibi…

Piyazın üzerine acı sosu döktüm, hımmm!

Köftelerde porsiyon morsiyon karıştı.

Birinci takviye, ikinci takviye derken sıra pirzolalara geldi.

Pirzolası da köfteler kadar nefis!

Ali’nin seçimi mükemmeldi.

“Karışma sen” dediği kadar vardı.

Çaylarımızı içtikten sonra ocak başına, Ramis Usta’ya gittik tekrar.

Hâlâ pişirmeye devam.

Müşteri eksik değil, bir grup gidiyor, bir başka grup geliyor.

Anlaşılan etraftaki sanayi tesislerinde de çok ünlenmiş.

Tanımayan bir biz kalmışız.

Ayaküstü sohbet ettik…

“Ramis usta, kaç yıl oldu köftecilik?”

“Esnafçılıkta 25 yıl, bunun 16 yılı köftecilikte…”

“Nerelisin, nereden aklına geldi bu iş?”

“Bulgaristan göçmeniyim… Önce başka işler yaptım, olmadı. Sonra köfteciliğe başladım…”

“Neden köftecilik?”

“Sermaye gerektirmeyen iş de ondan… Bakın buraları hep ben yaptım. Kendi elimle… Ocağı… Duvarları… Gördüğünüz her şeyi…”

“Güzel, şirin olmuş buralar… Eti belirli bir yerden mi alıyorsunuz? Köfteleriniz İzmit’teki Köfteci Selman’ın köftelerine çok benziyor…”

“Abi, Selman benim arkadaşım, dostum. Onun kalitesi de benim kalitem de çok iyidir. Eti de yıllardır aynı yerden alırız.”

***

Sevgisi okurlarım, Ramis’in köftesi, eti, piyazı çok iyi.

Sütlacını tatmadım, mutlaka o da iyiyidir.

Derince tarafına yolunuz düşerse mutlaka uğrayın!

Pazar günleri de açık.

Size iyi pazarlar diliyorum.

unal-005.jpg

Bu yazı toplam 1791 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Selami Akdün
17 Ocak 2016 Pazar 11:49
11:49
Afiyet olsun
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim