• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 4 °C

Cennete yolculuğa devam…

Bilgutay Bağdat

Yaşananlar o kadar çok bunaltı ki… İnsanların mutsuzluğu herkesi etkilediği gibi doğal olarak beni de etkiliyor. Dün o kadar çok bunaldım ki, kendime sığınacak bir liman aramaya başladım. İçim sıkıldı, boğazım daraldı.

Hemen kendimi attım dışarıya nereye gideyim diye düşünürken, yine kendimi Ereğli Mahallesi’nin meydanında “Mert Balıkçısı”nda buldum. O güleç yüzlü insanların arasında olmak beni çok mutlu ediyordu. Galiba sığınacak limanı yine Ereğli’de bulmuştum. Balığımı sipariş verdim. Yarım saat dolaşıp geleyim dedim. Ereğli sahilinde hafif hafif dolaşmaya başladım. Ereğlili bayanlar sahildeki banklara oturmuşlar dedikodu yapıyorlar. Hemen üst tarafında çocukları futbol oynuyordu. Ulaşlı’dan gelen sahil yolu üzerinde bir sürü bisikletli. 
Ne güzel!  İnsanlar bisikletlerine atlamış bahar günü ve de akşamüstü hem sohbet ediyor, hem de spor yapıyorlardı.
Limanda Abanozlar, Boralar ve İstakozlar teknelerini, gırgırlarını bakım için kızağa çekmişler hatta hazırlığa başlamışlar bile. Gemiler iğneden ipliğe yıkanıyor. Müthiş güzel bir atmosfer oluşmuş. Bir grupta ağları Balıkhane tarafında bulunan tamir kısmına götürüyor. Ağları erken erken onaracaklar sanırım. 
Balık olmuştur herhalde Arif usta tavadan indirmiş, masama salata ile birlikte yerleştirmiştir diyorum.  Hiç yanılmamışım, Arif usta elcağızı ile pişirdiği balıkları masaya yerleştirmiş. Yanına tabii ki limon, soğan ve roka koymuş. Balığımı yerken dışardaki sesleri dinliyorum. Ereğli milleti meydanda matrak bir şeyler bulmuş ve yine gırgır şamata yapıyor. Ne güzel, ne kadar çok zevk alıyorum. O sıkıntılarım yavaş yavaş kısa zamanlık olsa da dağılıyor. Balığın yanında bir de su olsa değmeyin keyfe, ama yok maalesef.
Balığın üzerine afiyetle irmik tatlımı da yedim. Yavaş yavaş yola koyulma zamanı. Arabama atladım Karamürsel’e doğru yol aldım. Ereğli mezarlığını, okulu, balıkhaneyi geçtim. Ereğli’nin Kumyalı mevkiine geldim. Küçükken ne çok gelirdik. Başaranların yerinde yemek yer, yanında da plaja girerdik. Ali Başaran yok yerinin de tadı yok artık. 
Plaj o kadar güzel ve hemen karşısında şimdiki modern ismi ile kafeler yapılmış, Bayanlar, aileler herkes orada. Kimi koyu bir sohbette, kimi de kurmuş dörtlüyü okey oynuyor.  Yüzlerdeki hayatın getirdiği ıstıraba rağmen, her şeyden soyutlamışlar kendilerini vermişler kendilerini oyuna. 
Çektim arabayı kenara girdim bir tanesine “illa” çay içeceğim. İnanın taze demlikten çekilmiş tavşankanı bir çay geldi. Aynı Ereğli merkezinde içtiğim çaylar gibiydi. Üç tane çay içtim arka arkaya. 
Ön taraftaki plaja baktım. Yazın o plaj ağzına kadar insan kaynayacaktır. Aileler huzuru bulacakları yerde denize girmek isteyeceklerdir. Ailelerin rahatlıkla gidebileceği sakin bir ortam var. Bir yaz akşamı tekrar çay içmeye geleceğim. Hatta yüzmeye geleceğim. 
Güneş batmak üzereydi. Acele ettim ve kalktım, Akşam Sefam’ı yapmalıydım. Kalktım ve hızlı adımlarla “Akşam Sefam”a geçtim. 
En güzel gün batımı seyredebileceğim masaya geçiverdim. Bir dilim peynir söyledim, yanına bir bardakta su. Eskiden beri günü Karamürselliler; ya orada yâda İzmit yönünden girişte bulunan “ Kadirin Yeri”nde namı değer “Taş”da batırırdı. 
Gün çok güzel battı. Bu sefer gün batımına yapımı devam eden köprünün görünüşü de de eklenmişti. İzmit Körfezi’nin başka hiçbir yerinde bu kadar güzel gün batmaz sanmıyorum.
Bence günün batımını “Akşam Sefam”da balık yiyerek izleyeceksiniz ya da “Kadir’in Yeri”nde mis gibi köfte, sucuk ve etlerini yiyerek izleyeceksiniz. Bana göre yanında abı hayat, her derde ilaç su. Ne öyle gelip geçip giden hayatın bir anlamı olmalı. Tabii ki tercih sizin.
İnanın o boğazımı sıkan düğümler yok olmuştu. Ereğli’nin üzerinde çok durdum diye ne olur serzenişte bulunmayın sakın. Gelin ve geldiğiniz zaman benim hiç abartmadığımı anlayacaksınız. 
Kendinizle baş başa ya kalacaksınız, ya da çok farklı dostlar elde edeceksiniz. Tabii yanınızda eski dostlarınız varsa, zamanın nasıl su gibi aktığını anlayamayacaksınız bile.
Hepinize Karamürsel’in Ereğli Mahallesi’ni tavsiye ediyorum. 
Aslında biliyor musunuz; Karamürsel’de yaşayabileceğiniz hem deniz, hem de dağ doğa harikası manzaralar bulacaksınız. Size şu ana kadar sadece küçük bir bölümünü anlatmak fırsatı buldum. İlerledikçe göreceksiniz Karamürsel size nefes aldıracak kadar zengin bir yerleşim.
18 doğa yürüyüş alanı, Boşnak, Gürcü, Laz, Pomak, Muacır ve yerli halktan oluşan mahalleri ile inanılmaz farklılıkları ve güzellikleri bünyesinde barındırıyor. 
Karamürsel anlatılmaz aslında yaşanır.

Bu yazı toplam 1354 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim