• BIST 97.713
  • Altın 144,219
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 13 °C

CHP Kandıra'nın yeni başkanı Eyisabuncular, çok iddialı!

CHP Kandıra'nın yeni başkanı Eyisabuncular, çok iddialı!
CHP Kandıra Örgütü’nde 20 yılın ardından seçilen ilk kadın ilçe başkanı olan Gülay Eyisabuncular, gazetemize özel açıklamalarda bulundu.

Sıradan siyasetin ötesine geçeceğini söyleyen Eyisabuncular, “Ben sokak siyasetçisiyim” diyecek kadar iddialı

 

Röportaj: Hilal GÜDÜCÜ

20 yıl aradan sonra CHP Kandıra İlçe Başkanlığı’na seçilen ilk kadın olan Gülay Eyisabuncular, partideki klişe seçim çalışmalarını yıkmak ve ilçe yönetiminin gücünü kadın kolları ve gençlik kolları ile birleştirerek çalışmalar yapmak isteyen bir ilçe başkanı olarak karşımıza çıktı.

 

2 Mart’taki kongrede Kandıra’nın yeniliğe adım attığını belirten Eyüsabuncular, 14 yıl anne babasını görmemesinin acısını Çocuk Esirgeme Kurumu’nda gönüllü anne olarak dindiren, hayvanlar için barınak planları olan, yaşlısıyla genciyle sokaktaki insanı seven ve iletişim kurmaktan keyif alan, kadının eşitliğini sonuna kadar savunan bir kadın siyasetçi olarak biliniyor.

 

Hatta Gülay Hanım kendisini ve siyaset modelini şöyle tarif ediyor: “Şu klasik tokalaşma siyasetinin dışına çıkacağım. Bunu da yapabilirim. Zaten hiçbir zaman kürsü siyasetçisi olmadım; ben sokak siyasetçisiyim.” Gülay Hanım’ın dikkat çektiği bir diğer önemli nokta da Recep Şenol’un istifası. Çok anlamlı buluyor bu davranışı, hatta “Ben de olsam aynı şeyi yapardım” diyecek kadar da iddialı bu konuda.

 

Kendinizden bahseder misiniz?

1968 yılında Bursa’da doğdum. Uzun yıllar Bursa’da yaşadım. Bir süre de İstanbul’da bulundum. Dört yıldır da Kandıra’da ikamet ediyorum. Evliyim, iki oğlum ve bir kızım var. Oğullarımdan biri kimya mühendisi diğeri ise işçi, ikisi de Bursa’da oturuyorlar. Kızım da 13 yaşımda ve burada bizimle yaşıyor.

 

Bursa’da çok aktif olmayan bir siyasi hayatım oldu. Dışarıdan, kadın kollarına giderek ve parti çalışmalarına katılarak destek olmaya çalıştım. Sokakta yapılan çalışmalara katıldım. Bu süreçte parti içi eğitimler olsun, özel aldığım kurslar olsun insan ilişkileri, iletişim, beden dili, hitabet sanatı ve sosyal mühendislikler gibi alanlarda eğitimler alıp formasyonumu tamamladım. Bir yılı aşkın süredir Kandıra kadın kollarında görev yapıyordum. Başkanlık için istifa etmeden önce üç ay da Kandıra İlçe Kadın Kolları Başkanlığı görevini yürüttüm.

 

Kadın Kolları Başkanı iken istifa edip Kandıra’nın yönetimine talip olmaya nasıl karar verdiniz?

Yönetimde kısa süreliğine bir boşluk oluştu. Ben hep demokratik seçimlerden yanayımdır. Tek adaylı seçimleri hep dayatma olarak görmüşümdür. Kendime güvendim, bayan arkadaşlarımdan çok istek vardı. Kandıra’nın bir takım sözde sorunları vardı; bölünmüşlük gibi, hep eskiye rağbet edilmesi gibi. Bu bağlamda herkesle görüştüm. Partideki ablalarımla, ağabeylerimle, esnafımla... Hepsinin ortak görüşü kongrede aday olarak çıkmam yönündeydi. Kendime de güvendim. Geçmişime ve yapabileceklerime de güvendiğim için aday oldum ve seçildim.

 

Bu beni şahıs olarak çok gururlandırsa da en çok Kandıra için sevindim. Bu kongreyle, Kandıra’nın, buradaki CHP’lilerin yenilenmeye gitme isteklerini, yeni umutlarının yeşerdiğini ve partilerine çok değer verdiklerini gördüm. Benim şahsi sevincim onların adına olmuştur. 20 yıldan bu yana Kandıra’da Sevim Deren’in başkanlığı sonrasında Kocaeli’de CHP’de ve diğer partilerde kadın ilçe veya il başkanı olmadı. Ancak kadınlar kendi eşiklerini aşıp artık eşitliklerini kullanmalı. Bu nedenle hedefini ilçe başkanlığı olarak belirlemiştim.

 

Kandıra’da şimdiye kadar yapılanlardan farklı neler yapacaksınız?

Partimizde bu zamana kadar halka inmek konusunda yeterli olunmadığını gördüm. Bu nedenle ben burada kadın olmanın avantajını kullanarak öncelikle kadınlarla diyalog haline girerek ilçedeki örgütlenmeyi ve yapılanmayı tamamlamak istiyorum. Çünkü Kandıra’da bu konularda ciddi sıkıntılar var. Mesela mahallelerde ve köylerde kadın temsilcilerimiz yok. Kadınlarımızın siyasetin içinde olmaması hareketi, çalışma alanımızı kısıtlıyor.

 

Ben yaşamın içindeki tüm toplumsal olayları, kişilerin aile içinde yaşadığı hastalık, ölüm, doğum gibi şeyleri takip etmemiz açısından kadın temsilcilerin çok önemli olduğuna inanıyorum ben. İl önce sahaya ineceğim. Şu klasik tokalaşma siyasetinin dışına çıkacağım. Bunu da yapabilirim. Zaten hiçbir zaman kürsü siyasetçisi olmadım; ben sokak siyasetçisiyim. Bu bağlamda ilk olarak yapılanma ve halkın içine yönelik çalışmalara öncelik vereceğim. Eksiklik var çünkü Kandıra’da. Delegelerle yapacağım toplantıda eşleriyle birlikte buraya gelmelerini isteyeceğim.

 

Bir kere bu partiye gelen erkekler artık eşleriyle birlikte gelecekler. Çünkü onları da tanımalıyım ve onlardan da destek almalıyım. Bu hafta böyle geçti, ama önümüzdeki hafta çok yoğun olacak. Delegelerle yapacağım toplantı ve programlama sonrasında köylere çıkacağım. Çünkü ilk önce insanları tanımam, kapılarını çalmam gerekiyor. Onların sorunlarını dinlemem gerekiyor. Bizim ilçe olarak insanların sorunlarını dinlememiz çözüm noktasında yeterli olmayacak belki, ama bu konuda çalışan bizim için milletvekillerimiz var. Bu noktada köylerdeki esnafımızın sıkıntılarını milletvekillerine ulaştırmam, il örgütümüz ile daha sıkı ilişkiler kurmam gerekiyor. Köylerdeki ilk hedefimi gerçekleştirdikten sonra da eğitim ve yapılanmayla ilgili çalışmalara başlayacağım.

 

Örgüt çalışmalarında en fazla önemsediğiniz noktalar neler?

Birincisi disiplin. Parti içinde birlik ve beraberliğin de şart olduğuna inanıyorum. Tartışmaları benim yönetimimde asla olmayacağının garantisini veriyorum. Burası hiç kimsenin kendi egosunu tatmin edeceği ya da kendi borusunu öttüreceği bir mekan değil. Onun dışında dava sahibi olan insanlarla çalışacağım. Yalnızca tabela siyaseti yapan insanlar benim yönetimimde yer bulmadı, bundan sonra da bulamayacak. Kırgınları ve küskünleri görmek istemiyorum. Gençliğe ve kadına çok önem veriyorum. Gençlikle ve kadın kollarıyla ortaklaşa çalışacağım. Bu da daha önce yapılmamış bir şey.

 

Daha önce kadın kollarında görev yapmış ve üç aylık da başkanlık tecrübesi olan biri için kadın kollarının ağırlıklı olarak etkinlik grubu gibi görülmesi büyük bir problem. Bunun sebebi ve kadın kollarının sorunları neler? Siz nasıl görüyorsunuz?

Çok doğru bir tespit. Kadın kollarıyla ilgili genel sorun yine aynı şey aslında. Yerel siyasette -benim bulunduğum bölge veya başka ilçeler- en büyük sorun klişe çalışmalarla yol almaya çalışmaktır. Örneğin kahvaltı organize etmek çok güzel bir şeydir, ama o kahvaltıya CHP’li bayanların dışında kimsenin gelmemesi o kahvaltının amacının dışına çıktığını gösterir. Nedir bu? Bence sosyal bir etkinliktir. Hatta bazıları için belki magazinel bir etkinliktir. Ben bunları çok tasvip etmiyorum.

 

Ne olmalıdır, kadınlar sokakta her gün diğer partilerden insanlarla, diğer partiden bayanlarla, ağabeylerimizle, amcalarımızla, kardeşlerimizle parti farkı gözetmeden yabancılaştırılmışlık durumunu kırmalılar. Bu bağlamda bütün kadın kollarını buna katamayız, ama çapsal bir eleştiri yapmak gerekirse, halkın içinde çok olmadığımızı düşünüyorum. Bunların klişe siyasetler olduğunu ve magazin boyutunda olduğunu düşünüyorum. Ama şu anki kadın kolları başkanımız Sevim Pekyörür de aynı benim gibi düşünür. Onun da bu konularda çok hızlı çalışacağını ve Kocaeli’de, Kandıra’da kadın kolları imajının hızla değişeceğini de biliyorum.

 

Siyasetin içinde olan kadınlara ve erkeklere neler söylemek istersiniz?

Partilerde kadın kotası denilen bir şey var. Yani yüzde 33’lük bir kota veriyorsunuz. Bu kota cinsiyet ayrımı demek. Dolayısıyla cinsiyet ayrımı buradan başlıyor. Bence kadının kotası, gencin kotası olmaz. İlk ayarsızlık burada ortaya çıkıyor. Onun dışında ben erkeklerin kadınları siyasette görmek istememesi düşüncesini tanımıyorum. Kadınların da bu düşünceyi tanımalarını anlamlandıramıyorum. Ben burada bir kadın olarak aday oldum. Yerelde kadın olarak çıkmak çok zor. Kadın olmamın avantajını her zaman kullanacağımı söyledim, ama ‘Ben kadınım, bunlarım yenerim’ havasıyla da çıkmadım. Ben bu partinin bir neferiyim. Bir erkek kadar buraya emek verdim, bir erkek kadar partimi düşünebiliyorum. Dolayısıyla cinsiyet kotasını kullanmadım ben orada adaylığa çıkarken.

Diyelim ki bir erkek hegemonyası var, kadınlar olarak bunu kırabilmeliyiz. Kadınlar akıllı varlıklardır. Bunun yolunu bulabilmeliyiz. Neden burada Kandıra gibi bir yerelde üstelik Bursalı olan ve dört yıldır Kandıra’da yaşayan bir kadın ilçe başkanı seçildi?

Kadın olduğum için mi, evet. Çünkü bu gerekliydi. Kadının artık sokakta olması gerekiyordu.

Yeni olduğum için mi, evet. Çünkü artık yeni yüzler gerekiyordu.

Dolu olduğum için mi. evet. İhtiyaç da tüm bunların totalinden kaynaklanıyordu zaten.

Kadınlara çok iş düşüyor. O klişe seçim çalışmalarının dışına çıkarak. Ellerine seçim zamanı tutuşturulan broşürleri dağıtırken siyaset yapıyormuş havasına girerek hiçbir yere varamayız. Ben cenaze namazına katılabilirim, köye gidip hamur yoğurabilirim, inekten süt sağabilirim, ben gidip bir ineğin doğumuna eşlik edebilirim. Benim böyle bir hakkım var. Hangi erkek bunu kısıtlayabilir? Hangi kadın bunu küçültücü bir davranış olarak görebilir? Kabul etmiyorum ben bu davranışları.

Kadınlar olarak kongrede çok güzel bir birlik gösterdik. Bu birliğin bir sinerji olarak tüm kadın kollarına yansıması en büyük isteğimdir. Çıkın, bir kadın olarak aday olmalıyız. Oraya çıkmalı ve ‘Ben de sizler gibiyim’ demenin ağırlığını yaşatalım herkese. Ben yenilseydim, kazanmasaydım da hiç üzülmeyecektim. Ben bu işin altına girdim. Kendimi cinsiyet kotasından arındırdım. Başımı taşın altına koydum. Nasip bu kadarmış. Bu sefer seçilemeseydim ‘Demek ki daha vaktim var’ deyip iki sene sonra yine aday olacaktım.

Kadınların artık silkelenerek aciz ve ufak işler siyasetini reddetmeleri gerekiyor. Daha büyük oynamaları gerekiyor. Çünkü bunu yapabilecek kudretimiz var.

 

Kadınların siyasetteki geride kalmışlığını neye bağlıyorsunuz?

Bu durum erkeklerin egolarından ve 13 yıllık AKP iktidarının kadını ikinci plana atmasından kaynaklanıyor. Kadınları evinde oturmaya mahkum, kaç çocuk doğuracağını kendilerinin belirleyemeyeceği, sokakta gülmemesi gereken, kırmızı ruj sürmemesi gereken, başını türbanlı mı yoksa başka şekilde mi örtmesi gibi küçük konulara hapsetmesinden kaynaklanıyor. Kadın bu gibi konularda yer edinemez. Böyle bir hak yok. Onun için erkeklerin de artık egolarından sıyrılması gerekiyor. O egoları kaldıracak olan da, onlara yanlışlarını kabul ettirecek olanlar da biz kadınlarız.

Ben erkek egemenliğini tanıyorum, benim egemenliğimin kabul edildiği oranda. Erkek saygısını tanıyorum, bana saygı duyulduğu oranda.

Eşitiz. Bitti…

Biz cumhuriyette, demokraside yaşıyoruz. Ve bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik siyasi partisi altındayız. En büyük dayanağım da budur.

 

CHP İl kongresinin yapıldığı dönemde Kandıra İlçe Başkanı siz olsaydınız; kurultay delegelerinde kadın kotasına uyulmaması ve ilçenin kurultay delegeleri arasında yer almamasına karşı tepkiniz ne olurdu?

Recep Şenol’un tepkisini verir, istifa ederdim. Aynı tepkiyi verirdim çünkü Kandıralıların artık dikkate alınması gerekiyor. Son yaşananlardan sonra ben ilin artık Kandıra’yı gözden çıkarabileceğini düşünmüyorum. Kandıra’ya bu kadar haksızlık yapılmışken, bu haksızlığın karşısında dimdik durmuşken alın size yeni bir insan, biz elimizden geleni yapacağız demişken, CHP İl Başkanlığı’nın Kandıra’yı yok saymak gibi bir hata yapacağını düşünmüyorum.

 

Ben de istifa ederdim. Şimdi bu dağınık bir konu. Duygusallık da var bu kararın içinde. İstifa kararını tek bir kişi almıyor, yönetim kurulu alıyor yani toplamda bir karar var. Bu bağlamda; Recep Bey benim ustamdır. Tasvip etmesem de onun yaptığını yapardım.

 

Siz neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de her şeyin iyi olmasını istiyoruz. Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz. Gerek iç, gerekse dışta çözülmeyen ve giderek düğümlenen birçok sorunun içindeyiz. Kadının ve dinin üzerinden politika yapılan bir ülkede yaşıyoruz. Bizim artık ülke olarak silkinip kimliğimizi, birliğimizi, bayrağımızı, cumhuriyetimizi sonuna kadar savunmamız gerekiyor. Burada en büyük iş yine kadınlara ve gençlere düşüyor, Kandıra olarak da güzel şeyler olacağını düşünüyorum.

 

Ben kendime ve arkadaşlarıma çok güveniyorum. Arkadaşlarım ve halkım da bana güveniyor. Bunu oluşturmuş durumdayız. Bundan sonra da çok çalışacağım. Partim, hep açık duracak. Eskiden bazı günler kapalıydı. Her gün sokaklarda olacağız. İnsan biriktireceğiz. Önemli olan seçileri kazanmaktır, ama asıl önemli olan halktan uzak düşmemek ve halkın içine inebilmektir. CHP hakkında çok gereksiz olan asılsız yargıları da Kandıra bazında kıracağıma inanıyorum. Gerçekten çok güzel şeyler olacak.

 

Çünkü ülkemin de insanların güzel şeylere ihtiyacı var. Bunları yapabilecek yürekli insanlarımız da var. Ben başkan olduktan sonra yeni bir umut oldu diye seviniyor herkes. Hepsi taşın altına elini koyacak. Nasıl olacak, bunu da verdiğim sözleri tutarak sağlayacağım. Benim kimseyi kırıp dökmeye hakkım yok.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim