• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 11 °C
  • Sakarya : 3 °C

CHP, “kendi içinde yaşayan parti”…

M.Tanzer Ünal

Bu söz, siyaset bilimci Serdar Taşçı’ya ait.

Epeydir, söz CHP’den açıldığında, bu “tabir”i kullanırdı.

“Kendi içinde yaşayan parti…”

Son kurultayla birlikte CHP’deki bu “hastalıklı yapı” değişti mi?

Serdar Taşçı, “Değişmedi” diyor ve şöyle devam ediyor:

“CHP'yi tanımlamak için sıkça kullandığım bir tabir var: 'Kendi içinde yaşayan parti'... Bunun anlamı camsız, penceresiz, ışıksız, havasız kapalı bir evde birbirleri ile uğraşan insanların didişmesi, bu arada da toplum dinamiklerinin bir türlü birincil gündem olarak görülmemesidir. Şimdi ise bu 'kendi içinde yaşayan parti' yeni bir form kazanarak 'kendi içinde küçülen bir partiye dönüştü. Havasız, camsız üç odadan biri hem dışarıda görmedikleri toplumu hem kendi içinden kopan diğer 2 odayı yönetmek istiyor. Gerçekler farklı. Şöyle ki, CHP, 'Güçlü CHP, güçlü demokrasi, güçlü Türkiye' sloganıyla 'Birlik Kurultayı' adını verdikleri kongresini yaptı. Ancak seçim sonuçları ve rakamlar gösterdi ki, ne 'birlik' var, ne 'güçlü CHP… Çünkü bizler taraflı olabiliriz ama rakamlar gerçeği söylüyor.1218 delegenin 1/3'ü ve daha azı oyu ile (300-400) oluşmuş bir Parti Meclisi hem temsil kabiliyetinin olmadığını hem de CHP'nin etkili ve güçlü bir yönetime sahip olmadığını açıkça göstermiyor mu? Bu nedenle yönetime girenler fazla sevinmemeli. Çünkü sadece onların siyasi hayatları ciddi risk altında değil aynı zamanda ülke demokrasisi bir kırılma dönemi yaşıyor. Genel Başkan'ın 'anahtar liste' ile bu arkadaşlara oy verin demesine rağmen 1218 delegenin yarısının bile oyunu alamayan kişilerin her şeye karar verdiği bir parti, AKP karşısında hiçbir umuda karşılık veremez. Delegeye kendini zor seçtiren kişilerin masa başına oturup genel merkezde ülkeyi kurtaracak kadroları kalemle yazdığı bir parti düşünebiliyor musunuz?”

 

Yönetim azınlıkta

“Bu nedenle, temsil kabiliyeti ve gücü olmayan bir yönetim CHP'yi eskisi kadar bile yönetemeyecektir. Çünkü rakamlar, toplum gibi partililerin de bu yönetime güvenmediğini ve beğenmediğini ispatlıyor. CHP yönetimi partide azınlık durumuna düştü. Kılıçdaroğlu dışında neredeyse kimsenin bir karşılığı kalmadı. Bu durumda önümüzdeki genel seçimde bir hezimetle karşılaşılacağını söylemek için siyaset bilimci ya da medyum olmaya gerek yok. Çünkü 4 yıldır CHP'yi yöneten kadro 4 seçim ve referandum kaybetmesine rağmen her şey güzel gidiyormuş gibi yoluna devam ediyor. Ancak bu sefer partide olan desteklerini büyük oranda kaybederek görev yapacaklar. Seçimde çalıştıracakları parti örgütü parti yönetiminin arkasından çekilmiş durumda. 1218 delegenin sadece 740'ı Kılıçdaroğlu'nu destekliyor. Yönetimdeki kişiler ise örgütün üçte birinden ancak kabul görüyor. Bu durumda parti örgütünü anlamak gerekiyor. Yönetime 'Biz sizi beğenmiyoruz ve çalışmayacağız' diyorlar. O halde CHP seçime nasıl hazırlanacak? Örgütsüz mü? Örgüt yoksa bu yönetimdeki arkadaşlar kendilerini milletvekili seçtirip ülkenin kaderini umursamayacaklar mı?

Yeni bir kurultay mı yapılmalı?

Tabii... Bu nedenle CHP 'Seçimler olsun ondan sonra olağan kurultayı yapalım' diyemez. Hezimet istemiyorlarsa öncesinde önlem almak zorundalar. Bu da olağan kurultay sürecini hemen başlatmak; parti örgütü ve delegenin üçte biriyle değil yarısından fazlasının oyuyla seçilecek güçlü ve etkili bir yönetim kurmak zorundalar. Aksi halde Kılıçdaroğlu döneminde alınan oyların en düşüğünü 2015 seçimlerinde alacaklar. Çünkü halka ve örgüte rağmen uzaydan oy almak mümkün değil. CHP'nin yapması gereken şey derhal gerçekle yüzleşmek. Toplumdan sonra kurultay delegeleri de yönetime dersini vermiş durumda. Tabii anlayacaklarsa... Anlamanın göstergesi hiçbir şey olmamış gibi davranmak değil, bu çağrının gereğini yapmaktır.”

***

Siyaset bilimci Serdar Taşçı’nın CHP ile ilgili görüşlerini sizlerle paylaştım.

Bilmem katılır mısınız?

 

Şimdi moda “darbeci” olarak suçlanmak!

Evrensel hukukta, “suç” yasalarla belirlenir.

Tabii, yasaların suç saydığı fiili, “kamu vicdanı” nın da suç kabul etmesi esastır.

Bizde bu kurala pek uyulmaz.

Çoğu kez siyasiler de rakiplerini sindirebilmek için “suç” ve “suçlu” tarifi yaparlar.

Rakiplerini durmadan o “uydurma suçlarla” suçlarlar.

Bu uygulama, AKP döneminde zirve yaptı.

*Ergenekoncu!

*Balyozcu!

*Paralelci!

*Darbeci!

AKP, bu gibi suçlamalarla kendisine karşı çıkan grupları, hırsızlık ve yolsuzluklarını ortaya çıkaranları, ortadan kaldırmak istiyor.

 Amaçları, Türkiye’yi “dikensiz gül bahçesi” yapmak.

Ülkeyi tam teslim almak…

***

Ergenekon ve Balyoz’un foyası ortaya çıktı.

Artık ağızlarına almıyorlar.

Şimdi “suçlama modası”, paralelci ve darbeci…

Ülkeyi yönetenler, “paralelci” ve “darbeci” ile yatıp, “paralelci” ve “darbeci” ile kalkıyorlar.

Katıldıkları uluslararası toplantıların özel gündemlerine dahi bu konuları soktular.

Son olarak NATO toplantısında “paralelciler” ve “darbeciler” konuşuldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Obama’dan Fethullah Gülen Hocaefendi’yi istedi.

Obama, Türkiye’nin en büyük sorununu(!) işitince kesin şaşırmıştır.

“Bana bilgi ve belge gönderin” deyip geçiştirmiş.

Yandaş gazeteler, her zamanki gibi olayı abarttılar:

“Erdoğan, Obama’dan Gülen’i istedi!”

Vay be!

Sanki Amerika Birleşik Devletleri, kabile ülkesi!

Filancayı gönder deyince, gönderecek.

Fethullah Gülen hakkında…

*Verilmiş bir yargı kararı var mı? Yok.

*Kırmızı Bülten’le aranıyor mu? Hayır.

*Sanık olarak yer aldığı bir iddianame var mı? Yok.

Tamam da, o zaman Erdoğan; neye dayanarak, neyi temel alarak, neyi gerekçe göstererek Fethullah Gülen’i Obama’dan isteyebiliyor.

Türkiye’yi yönetenlerin kafasına bakar mısınız?

Bu yazı toplam 695 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim