• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 29 °C
  • İstanbul : 30 °C
  • Sakarya : 29 °C

CHP’de başörtüsü ve samimiyet tartışmaları

Hasan Altınkaya

Geçtiğimiz haftalarda Kartepe’de en çok konuşulan konulardan biri de, CHP’de başörtülü bir hanımın gençlik başkanlığı görevi almasıydı.

Hatta bu ilginç (!) olay, ulusal gazetelerin internet sitelerinde de yer almıştı.

Eleştirenler, samimi bulmayanlar vardı.

CHP içerisinden de bu duruma tepki gösterenler oldu.

Manzaraya bakınca, ister istemez “hâlâ neleri tartışıyoruz” sorusu geliyor insanın aklına.

“Samimi değiller”miş!

Size ne?

İnsanların samimiyetini ölçen bir teknoloji mi girdi devreye, haberimiz yok?

Bırakın artık kim nasıl giyiniyorsa giyinsin!

Başörtüsüne karşı diye eleştirdiğimiz kesim, bugün başı örtülü birine önemli bir yerde önemli bir görev veriyorsa; bunu eleştirmek kime ne kazandırır anlamış değilim.

Düne kadar örtülü olmayabilir, bugün örtünebilir. Kimi ilgilendirir?

Tıpkı düne kadar namaz kılmayıp bugün namaz kılmaya başlayanlar gibi…

Nasıl ki bugünlerde ihalelere giren insanların namaz kılmaya başlaması, umreye gitmesi gibi şeyler bizi ilgilendirmiyorsa, CHP’li bir hanımın başörtüsü takması da kimseyi ilgilendirmemeli.

Hele samimi olup olmadığı hiç sorgulanmamalı.

Sahi samimiyet dedik de… Biz önce kendimize bakalım ne kadar samimiyiz diye, olmaz mı?

Bırakın aynı partiyi, aynı aileden bile inanç noktasında ne denli zıt görüşlerde insan çıkabileceği mâlum.

Peygamberimizin amcası Ebu Cehil’di, ötesi mi var?

Demek olabiliyor.

Bu, düne kadar yapılan yanlışları gün yüzüne çıkartıp “sizin yaptıklarınız ortada, şimdi samimi değilsiniz” demeyi gerektirmez.

Aksine; doğru nereden ve kimden gelirse gelsin desteklenmeli, takdir edilmeli.

Kullandığımız üslup savunduğumuz değerlere hizmet mi ediyor, yoksa insanlarda olumsuz bir bakış açısı mı oluşturuyor diye sorgulamak gerekiyor kendimizi ara sıra.

Önce görüntümüzle, sonra üslubumuzla ve yaşantımızla örnek olmak yerine, bu tür hakaretamiz şekilde meselelere yaklaşırsak bir arpa boyu yol alamayız.

Ben üzüm yemek taraftarıyım, bağcıyla işim olmaz.

Özetle; yapılan bu cesur görevlendirmeyi takdir ediyor, kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum.

 

Efkan Atmaca’nın gidişi…

Geçtiğimiz haftanın bir flaş haberi de Efkan Atmaca’nın Kartepe’den gidişiydi.

Aslında olaya Efkan Bey’in gidişi diye değil, “bir insanın arkasında bıraktıkları” penceresinden bakmalı.

Günün birinde herkes dönüşü olmayan yola elbet girecek.  Yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla tarih onu yargılayacaktır. Hepimiz için geçerli bir durum bu. Fakat hani denir ya; “önemli olan baki kalan bu kubbede hoş bir sadâ bırakmak” diye. Efkan Atmaca’nın ayrılışıyla tekrar aklıma düştü bu söz.

Yıllardır çalıştığım bir yerde böyle bir ayrılık yaşamayı şahsen hiç istemezdim. Sessizce ayrıldı… Hiç kimse “Bu kadar yetenekli bir memuru neden Antalya’ya gönderiyorsunuz?” bile demedi! “Çok emeği var” diyen de olmadı, “yıllarını verdi” diyen de… Bu kadar yıl böylesi önemli bir bölgede üst düzey görevlerde bulunup, sonunda ise böylesine sessiz bir uğurlama…  Ne hazin bir ayrılık! Ne kadar okursanız okuyun, hangi makamlara gelirseniz gelin, o “hoş sadâ”yı bırakamıyorsanız; bilginin, tecrübenin bir anlamı kalmıyor! Çalışkanlığınızın, üretkenliğinizin maalesef ki değeri olmuyor. Unutmayın, bir gün herkes bulunduğu konumdan, o koltuklardan ayrılacak. Her ne yaptıysa, sonunda elinde o kalacak; insanların gözünde de onunla yargılanacak…

Bu yazı toplam 1272 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim