• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 2 °C

CHP’li Örengül, AKP’li Civelek’i kınadı

CHP’li Örengül, AKP’li Civelek’i kınadı

CHP Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkan Vekili Fahri Örengül, kişisel açıklamasında AKP İl Başkanı Mahmut Civelek’i eleştirerek, “CHP din düşmanı değil, dini siyasete alet eden din simsarlarının düşmanıdır” dedi

AKP İl Başkanı Mahmut Civelek, Derince İlçe Danışma kurulu Toplantısı’nda din üzerinden CHP’ye yüklenerek CHP’nin kuran-ı kerimi yasakladığını söylemişti. CHP Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkan Vekili Fahri Örengül, Civelek’e kişisel olarak cevap vererek Civelek’i eleştirdi. Örengül’ün açıklaması şöyle; “09.05.2012 tarihli gazete haberlerinde AKP il başkanı sayın Mahmut Civelek.in kuranı kerimi yasaklayan,çamileri ahıra çeviren CHP zihniyeti cümlesi ile talihsiz bir demecinin çıktığı CHP de aktif siyaset yapan,cumhuriyetin temel niteliklerini savunan bir vatandaş olarak beni çok rahatsız etmiştir.Bu nedenle de bu yazı kaleme alınmıştır.Zira cumhuriyeti ve CHP yi kuran anlayış gerçek dindarı kavrayan,ancak Yüce Allah ile kul arasına girerek dinimizde bulunmayan ruhbanlığa -aracı kurumluğa- Amerikan Müslümanlığına soyunan din simsarlarına son vermeyi amaç edinmiş,gerçek dindarları da ,başka dine mensup olanlar yada olmayanlar dahil tamamının din ve vicdan özgürlüğünü koruyan bir anlayıştır.Din simsarları ile savaşan CHP yi din düşmanı göstererek halkımızı yanıltan bu anlayışı esefle kınıyor ve kendilerini bir daha düşünmeye davet ediyorum.

Cumhuriyetimizin ve CHP nin kurucusu büyük Atatürk, İslam ahlakını ve dinimizin vecibelerini daha aile ocağındayken öğrenmiş, tahsil yaşamı boyunca da bu bilgilerini pekiştirerek geliştirmiştir. "modern-dindar" yapının, en güzel örneği ve en başarılı uygulayıcısı, laik Cumhuriyetimiz'in ve CHP.nin kurucusu Büyük Önder Atatürk'tür.

Ulu Önder, her zaman gericilikle mücadele ederken İslam'ı yüceltmiş; dolayısıyla bu ikisi arasındaki ayrımı en doğru biçimde yapmıştır.

Tekke, türbe ve zaviyeler onun döneminde kapanmış, ama ilk Türkçe Kuran meali de yine onun döneminde yayınlanmıştır.

Türk insanının ihtiyaçlarını ve özelliklerini çok iyi bilen, gericiliğe, yobazlığa her zaman karşı olan Atatürk, Türk Milleti'ni dinin özüne yöneltmeyi amaçlamış ve bugün milletçe ulaşmayı hedeflediğimiz yapıyı her yönüyle tecelli ettirmiştir.

Şüphesiz ki din, Büyük Önder'in de dikkat çektiği gibi demokrasinin ve milli bütünlüğümüzün vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Bir milletin fertlerini bir arada tutan en güçlü bağ olan din, aile, ahlak ve devlet müesseselerinin de devamını sağlayan en önemli unsurdur.

Gerek kişi, gerekse toplum açısından dinin lüzumlu bir müessese olduğunu belirten, siyasi alanda yaptığı sayısız reformla bu sağlıklı bakış açısını geniş kitlelere yaymayı hedefleyen Büyük Önder Atatürk,dinin önemini,dinin gerçek anlamda ve öz Türkçe öğrenilmesi ve anlaşılmasının önemini önemle dile getirirken ,din ve vijdan özgürlüğünün esas olduğunu insanların ister inanan isterse inanmayan olarak özgürce yaşamalarının çağdaş demokrasinin bir gereği olduğunu her zaman söylemiştir.

Atatürk bu nedenledir ki devletimizin en temel unsurunun laiklik olduğunu laikliğin dinsizlik değil,herkesin istediği dine inanması,isterse inanmaması ,ancak ibadetlerin de özgürce baskı olmadan yapılmasının teminatı olduğunu söylemiştir.

Atatürk, İslam dininin tamamen ilme ve mantığa uygun bir din olduğunu bir başka sözünde de şöyle ifade etmiştir:

"Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... İslam'ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz" (Atatürk"ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)

Ayrıca, Atatürk'ün Osmanlı Devleti'nin çöküşünü dine bağlayan, Türk düşmanlarına yanıtı ise
"Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye istiklalini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun'i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer ışığa yaklaşamazlarsa kendilerini mahv ve mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız." (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.32)

Şeklinde olmuştur.Atatürk VE CHP misyonu daha cumhuriyetin kuruluşu aşamasında şimdiki AKP sözcülerinin din sömürüsü ile siyaset yapmalarının suni batıl inanışlardan ibaret din şeklindeki yaklaşım olduğunu söylemiştir.Ancak anlaşılan o ki AKP zihniyeti Osmanlının çöküşünü hazırlayan din sömürüsü ile siyaset yapmaya devam etmekte ve tarihimizi de bu anlamda çekinmeden,sıkılmadan çarpıtabilmektedir.

Atatürk her yönüyle olduğu gibi dindarlığıyla da milletine en güzel örnek olmuştur. Ulu Önder, dindar kişiliğinin bir göstergesi olarak din adamlarına karşı her zaman samimi bir şekilde hürmetkar olmuş ve saygı duymuştur.

Cumhuriyet'in ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk'ün kendisine duyduğu saygı ve hürmeti şöyle anlatmıştır:

"Ata'nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür, "Paşam beni mahcup ediyorsunuz" dediğim zaman "Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır." buyururlardı. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi." (Atatürk ve Din Eğitimi - Ahmet Gürtaş - Diyanet İşleri Bakanları Yayınları s.12)

Benzer bir yaklaşımı kısa süre önce AKP zihniyetine karşı duran ve emekliye ayrılan bir diyanet işleri başkanının da söylediği hala hafızalarda bulunmaktadır.

AKP sözcülerinin ve il başkanının daha dün AKP Derince Danışma toplantısında söylediği Kuranı kerimi yasaklayan camileri ahıra çeviren CHP zihniyeti söylemi Türk devrim tarihini bilmeyen,tanımayan,yukarıda da belirttiğim büyük Atatürk ün “Halbuki Türkiye istiklalini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun'i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır.diye başlayan onları sırası geldikçe aydınlatmak gerektiğini ifade eden cümlelerini hatırlatmaktadır.

Atatürk'değişik zemin ve yerlerde ;
• Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır.
• Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı islâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.
• Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.
• Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dine tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.
• "Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66)
• "Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1, sf. 225)
• İnsanı insan yapan ahlaki değerler geçerliliğini yitirdiği ve yokolduğu taktirde, toplumun her kesimi ve her ferdi bundan nasibini alır. Her birey sadece kendisini umursayan ve diğer hiç kimseyi önemsemeyen birer ayrı "parça" haline gelir.
• Tümüyle dini bir kurum olan aile ve yine kaynağı din olan evlilik müessesesi ortadan kalkar. Ezan ve Kur’an’ı Türklerden başka hiçbir Müslüman milleti bu kadar güzel okuyamaz. Bunlara muhteşem müzik ahengi veren Türk sanatkârlarıdır. 1933 (Abdülkadir İnan, İki Hatıra, Türk Dili Dergisi, TDK, Sayı: 74, 1957, s. 66)
• İlk olarak Kur’an’ın dilimize çevrilmesini istedim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye çevriliyor. Hz. Muhammed’in yaşamına ait bir kitabın çevrilmesi için de emir verdim. 1930 (Atatürk'ün S.D. III, s, 85; Ayın Tarihi, N: 73)
Şeklinde sözler söyleyerek Türkiye cumhuriyetinin dolayısıyla CHP zihniyetinin din düşmanlığı değil,bilakis dinin daha da iyi anlaşılması din ve devlet ilişkilerinin demokratik zemine oturtulmasını hedeflemiştir.CHP din düşmanı değil,dini siyasete alet eden din simsarlarının düşmanıdır.CHP Türkiye.de tam demokrasinin hayata geçirilmesi, din ve vicdan hürriyetinin oturtulması,her inanışa saygılı laikliğin bekçisidir.AKP sözcülerini Cumhuriyet ve kuruluş tarihini bir kez daha gözden geçirmeye davet ediyorum.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim