• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 9 °C

Çocukluğumuzda Bayramlar

Bilgutay Bağdat

Ahh! Nerede o eski bayramlar sözü artık dillerde bir gülümsemeye hatta iç çekerek acı acı gülümsemeye dönüştü. Evet, gerçekten yok artık o eski bayramlar. Bizim yaşlarımıza yakın istisnasız herkes çocukluğunda yaşadığı bayram hazzını düşününce bugününden zevk almaz oldu. Hep bir hasret ve iç çekmelerle anar oldu yaşadığı günleri. Acaba neden böyle oldu ki?  

Yaşanan ekonomik şartlardan mı, yoksa çocukluğa duyulan özlem mi veya bir türlü alamadığı ruhsal doyum mu? Doyumsuzluk mu? Belki de insanlığın süratle bir egoizme doğru gitmesidir, sorun. Kim bilir?

Eskiden geniş ailelerde yaşarken artık daha bireysel bir yaşam sürmemizden de olabilir. Bunlar gibi binlerce soru çıkarılabilir aslında.

Belki de hepsi, kim bilir.

Bakıyorum da herkes aynı şeyi söyleyip duruyor “-Hani nerde o eski bayramlar?” diye, ama kendisine dönüp bir baksa kendi ne yapıyor o eski günleri yaşatmak için o ayrı konu. Tabii ki yaşadığımız zaman, iş hayatı, stresler derken insan birazcık nefes alabilmek, bayram tatilini de fırsat bilip tatil yapmak, dinlenmek, gezmek istiyor, belki çekirdek ailesiyle, belki arkadaşlarıyla. Büyüklerini de telefonla aramak yetiyor, keza yakınlarını da.

Tanıdığım herkesin mutlaka eski bayramlarla ilgili anısı vardır. Çocukluğundaki el öpme merasimlerinden, verilen kolalı mendillerden, harçlıklardan dem vurur, yediği o lokumlardan, bayram tatlılarından, annesinin ev baklavalarından bahseder veya bayram öncesi kendisine Sümerbank’tan alınan bayram kıyafetlerinin, ayakkabılarının günlerce başucunda durduğundan bahseder. Artık bayramlarda değil her gün alınıyor ve dolaplara sığmıyor kıyafetler. Yeni kıyafetin önemi mi kaldı. Ucuz buldun mu çılgınca 5 tane 10 tane alınıveriyor.

Ve eskiden nesnel varlıklarımız bugünkü gibi çok değildi. Ama yine de insanlar mutlu olmayı biliyorlardı.

Ben ve herkes böyle düşünüp hayıflanıyor. Ortak noktalarımız çocukluğumuzdaki geçirdiğimiz bayramlar.

Şimdi hangileri var. Herkes bir yerlerde birbirlerine bayram kutlamaları için sms ler atıyor, Whatsapp’dan yazıyor ve bitiyor.

Eskiden bayramlar yoğun bir heyecan dalgası ve büyük bir beklentiydi biliyorum. Günler öncesinden evler temizlenir, tatlılar yapılır ve bayramın ilk günü sabahtan itibaren çocuklarının, yakınlarının ya da komşularının ziyareti beklenirdi.

Eski bayramlarda çocuklara demir para harçlık verilirdi. Aldığımız harçlıklarla maytap alır, mantar tabanca alır mahallede oyun oynardık. Sahilde toprak alana kurulan büyük dönme dolaba binerdik yada dededen üç tekerlekli bisiklet kiralar bir baştan başa gezer dururduk. Ne büyük para idi demir paralar bizim için.  Şimdi demir para harçlık yerine geçer mi yoksa önemsiz mi kalır. Eski bayramlarda gazete bile çıkmazdı, bütün yazarların ortak yazdığı bir bayram gazetesi vardı. Sonraları normal olarak gazeteler çıkmaya başladı.

Özüne bakarsak değişimi bayramlarda değil kendimizde aramalıyız. Bilinçsizce kaybettiğimiz manevi değerlerimizi tekrar hatırlayıp çocuklarımıza öğretmeliyiz.

Bu bayram belki biraz şanslıydık belki de çok şansızdık bilmiyorum ama Gazi köprüsünün bedava olması ile ve hiç kimsenin tatile gidecek hali olmaması nedeni ile bu bayram Karamürsel çok doluydu. Her taraf 34 plakalı arabalarla ağzına kadar doluydu. Herkes en kestirmeden akrabalarına gelmek dokuz günlük tatili sıkılmadan yaşamak peşindeydi. Herkes bir bahane ile eskiyi mecburen anıyordu. Sahil ağzına kadar doluydu. Ben hayatımda bu kadar kalabalık görmedim Karamürsel’de. Keşke Gazi köprüsü hep ücretsiz olsa, tabelalarında Karamürsel adı olmasa da insanlar Karamürsel’in yolunu sora sora bulsa ve hep gelse.

Buna rağmen yine de yok artık o eski bayramlar!

Fakat bir gerçek var ki; Büyükler, anneler babalar büyükanne, büyükbabalar, yaşlı akrabalar hala o eski bayramları yaşıyorlar ve bekliyorlar. Bakın bunu da göz ardı etmemek lazım. Düşünmek lazım;Bir gün onların yerine bizim geçeceğimiz de malum. Bakın zamanında anne babasını aramayanlar bugün çoluk çocuğu kendine gelsin istiyor. Bunu toplumda görüyor yaşıyoruz. Eh! O zaman yarını buruk ve acı yaşamak için dünde yaptığımız hataları çevremizin yapmaması için gayret göstermeliyiz, ağırbaşlılığımızı doğru ortaya koymalıyız.  

Bu vesile ile bir kez daha tüm yitirdiklerimizi ve çevresince  “şeker teyze” olarak anılan annemi ve babam Tarık Bağdat’ı rahmetle bir kez daha anıyorum.

Tekrar geçmiş bayramımız kutlu olsun.

 

Bu yazı toplam 1465 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim