• BIST 90.009
  • Altın 145,788
  • Dolar 3,6175
  • Euro 3,9278
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Sakarya : 11 °C

Çok farklı ve özel bir mekan; Art De Vivre

Çok farklı ve özel bir mekan; Art De Vivre
İzmit’te bir süre önce, İsviçreli Niko Sweetlana ve Türk ortağı Gökhan Emre Sarı tarafından faaliyete geçirilen Art De Vivre, farklı kafe konsepti ile dikkat çekiyor.

Röportaj: Selin BECER

Eylül ayında kapılarını müşterilerine açan Art De Vivre Cafe, müzikleri ve birbirinden güzel objeler ile alışık olmadığımız Avrupai tarzda bir dekorasyonla İzmit’e ayrı bir hava katıyor. Burayı diğer kafelerden ayıran en önemli özelliklerden biri ise ilginç aksesuarlar, birbirinden lezzetli ve kişiye özel kahvelerin yapılıyor olması.

 

Art De Vivre’nin konsepti, İsviçre’de mimar ve moda tasarımcısı olan Niko Swetlana’ya ve diğer ortağı Gökhan Emre Sarı’ya ait. Kente ayrı bir hava katan, müşterilerinin her türlü isteğine cevap veren Art De Vivre’nin kuruluşu ve hizmetlerini yakından görmek için iş yeri sahipleriyle sıcak sohbet yaptık. Keyifle okuyacağınız bir söyleşi olacak.

 

Kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Niko Sweetlana, İsviçre’nin Bern şehrinde yaşıyorum. Orada mimarlık yapıyorum. Sanatla uğraşıyorum. Aynı zamanda hukuk okudum, ama okuduğum bölüm ile ilgili bir çalışma yapmadım.

Ben Gökhan Emre Sarı. 1981 doğumluyum. Doğma büyüme İzmitliyim. Yıllarca Şirintepe tarafında oturdum. Bir dönem İsviçre’ye gittim dil eğitimi almak için ve o sırada şimdiki ortağım olan Niko Swetlana’nın yanında çalıştım.

 

Neden Türkiye’de kafe açmak istediniz?

Biz ilk başta İsviçre’de kafe açmayı düşündük. Ortağım Gökhan, Türkiye’de kafe açmak konusunda ısrar etti. Açıkçası ben İstanbul, İzmir veya Kaş gibi sahil kasabalarında açmak istedim. Gökhan, İzmitli olduğu için daha sonra burada açmaya karar verdik. Ayrıca İzmit’te kafe açmak İsviçre’de kafe açmaya göre daha az riskli geldi. Deneme olarak burada açtık ileride de ikinci ve üçüncü şubeleri İsviçre’de açarız dedik.

 

İzmit’i nasıl buldunuz?

7 yıldır Türkiye’ye gelip gidiyordum zaten, İzmit’e yabancı değilim. İzmit’te bir gelecek potansiyeli görüyorum, ama potansiyeli yansıtan modern mekânlar görmedim. İzmit çok değişti. Ben kendime de şaşırıyorum, kendimi İzmit’te evde gibi hissediyorum. Önceden burası köy gibiydi. Sadece bir tane 5 yıldızlı otel (Emex Otel) vardı, ama şimdi bir sürü otel açılmış. Adım adım güzelleşiyor. Kabala felsefesine inanırım. Benim adım Niko, İzmit’in eski ismi de Nicomedia. O yüzden kendimi buraya çok bağdaştırıyorum. İzmit, kendimi çok iyi hissetmemi sağlıyor. Artık buraya çok alıştım.

 

İsviçre’de de bu sektör ile mi uğraşıyordunuz?

NİKO: Mimarlık ve tasarım anlamında birçok şey yaptım. Özel villa tasarımlar bulunuyor. Ressamlık da yaptım. Tam anlamıyla bende sanatçı ruhu var.

GÖKHAN: İsviçre’deyken aslında bu sektör ile bir alakam yoktu tekstil işi ile uğraşıyorduk. Ortağımın İsviçre’de çok bilinen bir mimarlık şirketi var. Web sitemiz vardı onu devrettikten sonra ben yaklaşık 5-6 ay boşta kaldım. O sırada kendime yer bakıyordum, ama açıkçası bu kadar küçük bir yer istemiyordum. Büyük yerlerin ise fiyatları çok uçuk miktardaydı. Sonra yoldan geçerken burayı buldum ve hemen Sweetlana’ya buranın fotoğraflarını attım. Ben onun eline çok güveniyorum, inanılmaz işler başardı. Tabiri caizse yoktan var eden bir insan. Ona güvenip burayı aldım.

ortaklar-001.jpg

Daha önceden kafe işiyle uğraşmadığınızı söylediniz peki hayaliniz kafe açmak mıydı?

NİKO: Hayallerimiz arasında bir kafe açmak vardı. Gökhan çok iyi bir kahve içicidir. Bütün kahvelerin tadını anlar. Her ikimizin de ortak hayali olan Lounge Cafe konseptine sonunda karşı koyamayıp Art De Vivre’yi açtık.

GÖKHAN: Bu konuda Sweetlana’ya çok güveniyorum. Çünkü bizde nasıl çay kültürü varsa Avrupa’da da kahve kültürü var. Kafe açma hayalimiz hep vardı ama sonunda açtık.

 

Kahvelerinizin diğer kahvelerden farkı ne?

GÖKHAN: Esperresso çekirdek kahveyi ve bütün kahveleri İtalya’dan getiriyorum. Çikolatalar İsviçre’den, pastalar İsviçre pastası. Ciabatta ekmeği yapıyorum. İtalyan ekmeğinden sandviçler hazırlıyorum. Kısacası yerli hiçbir mal kullanmıyorum. Sonuç olarak lezzet anlamında farkımı açıkça ortaya koyuyorum.

 

Ard De Vivre’nin tasarımı tamamen Niko Sweetlana’ya mı ait?

NİKO: Evet, tamamen her şey bana ait. Hatta görmüş olduğunuz bu sehpalar İsviçre’deki evimin bahçesinde bulunan ağaçlardan yapıldı. Koltuk 130 yıllık, dolap 160 yıllık, görmüş olduğunuz her şey aslında antika.

roportaj-002.jpg

Oturduğum andan itibaren kıyafetler ve takılar dikkatimi çekti. Onların da satışlarını yapıyor musunuz?

GÖKHAN: Aslında daha önce web sitemizde sattığımız ürünler bunlar. Buradaki butikler gibi değil, hepsi ünlü markalardan oluşuyor. Versace, Prada, Hermes, Louis Vuitton gibi markaların ürünleri var, onların satışlarını yapıyoruz. Elimizde o kadar çok ürün var ki yerimiz küçük olduğu için az az getiriyoruz.

 

Yeni projeleriniz var mı?

GÖKHAN: Projelerimizden biri; kahvelerin, çikolataların dağıtımını toptan bir şekilde yapmak. Diğer yandan Franchise vermek için çalışmalar başlattık. Eğer isteyen olursa tamamen tasarımını bizim yapmamız ve kahveyi bizden almak şartıyla kurumsallaşabiliriz. Hali hazırda kahve makineleri çok pahalı, işletme sahipleri eğer kahveleri bizden alacaksa, kahve makinelerini de onlara ücretsiz kiralayabiliriz.

NİKO: Aslından burayı showroom olarak kullanmak ve her şeyin fiyatını koymak istiyoruz. Müşteri geldiğinde dükkandan herhangi bir şey beğendiğinde fiyatı üstünde olacağı için verebiliriz. Burayı tam anlamıyla yoluna koyduktan sonra ikinci ve üçüncü şubeleri açmayı çok istiyoruz. Bu yurtdışında da, Türkiye’nin herhangi bir yerinde de olabilir. Henüz kesin bir karar vermedik.

dolap.jpg

Müşteriler nasıl karşılıyor peki?

GÖKHAN: İlk defa böyle değişik bir yer gördüğünü söyleyen birçok insan oldu. Hatta her defasında bir türlü fırsat bulamayıp gelemediklerini söyleyen ve geldikten sonra vazgeçemeyen, tasarımı önemsemeden sadece kahvemiz için gelenler, yoldan geçerken içeriyi merak ettikleri için bile gelen var. Gelen giden çok oluyor, küçük bir yer olmasına rağmen ortam sıcak olduğu için insanlar bizi tercih ediyor.

Müşterilerimden çok memnunum, ama tek sıkıntım küçük olması. Çünkü mutfak kısmına geçmek istiyorum. Yurtdışında bu işi çok iyi öğrendim, çılgın projelerim var. İzmit’te ve Türkiye’de olmayan çok şey biliyorum, ancak alanım küçük olduğu için yaptıklarımda kısıtlı kalıyor.

 

Tasarımda özellikle dikkat ettiğiniz bir şey oldu mu?

NİKO: Avrupa’da büyük kafe kültürü çok fazla yok. Buraya bu koltuğu koymak konusunda çok ısrar ettim. Avrupa’da, ben burada kitap okurken sen benim yanıma oturup kahve içebilirsin. Seni tanıyıp tanımamam önemli değil. Ama burada bayan oturunca erkek de haliyle oturmaya çekiniyor.

GÖKHAN: Açıkçası ben de Avrupa’ya gitmeden önce çekinirdim. Biz buraya masa koyduğumuz zaman kafenin o sıcaklığının tamamen yok olduğunu gördük ve diğerleri gibi olduk. İnsanların kafasındaki bu önyargıları yıkmak gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden sıcak ve samimi bir kafeyiz.

 

En çok tercih edilen kahveleriniz neler?

GÖKHAN: İnsanlar farklı şeyler denemeye korkuyorlar, ama İsviçre’den getirdiğimiz Swiss kahve, Türkiye’de olmayan Raff adlı kahvemiz en çok tercih edilen kahveler arasında. Raff, aslında kış çayı gibi içilebilen, fakat kahve olan bir içeçek türü. En çok da vegan ve vejeteryan müşterileri tarafından tercih ediliyor.

swiss.jpg

Müşteri kitleniz nasıl?

GÖKHAN: Müşterilerim aslında 25-50 yaş arası. Gençlerde kahve kültürü artık yavaş yavaş oluşmaya başladı.

 

Özel bir menünüz var mı?

NİKO: Şu anda aslında aceleyle demo bir menü hazırladık, ama yaklaşık bir ay sonra yeni bir menü daha hazırlayacağız. Müşteriye siyah ve beyaz renkte iki menü vereceğiz. Biri klasik bir menü olacak diğeri ise spesiyal menü olacak. Yaz ve kış içeceği diye menüyü ayırmayı düşünüyoruz. Yeni menüde yaklaşık 20 soğuk içecek, 20 sıcak içecek bize ait bir olacak.

 

Özel olarak sadece sizin yaptığınız bir kahve var mı?

GÖKHAN: Toplamda 250 tane kahve tarifim var. Raff kahve Türkiye’de hiç yok. Tabii İsviçre’deki Raff kahvelerin aynısını burada yapmıyoruz, küçük değişikler katarak kendi damak zevkimize göre şekillendiriyoruz. Wien kahveyi çok yapan yok. Viyana kahvesi olarak geçen Wien kahve aslında Türk kahvesinden yapılıyor. Fakat Türk kahvesi dışında benzer başka bir tada alışmadığı için müşterilerimiz yadırgayabiliyor. O yüzden ben daha çok filtre kahve ile yapıyorum. Mesela müşterim bana neyleri sevip sevmediğini söylerse, kişiye özel kahve de yapabilirim.

 

Kahvelerin fiyatları nasıl peki?

NİKO: Fiyatlarımız makul seviyede, öyle çok uçuk rakam göremezsiniz. Mesela Türk kahvesi 6 lira, Mocha 10 lira, Latte 9 lira, Nescafe 6 lira, Espresso 7 lira, Americano 7,50 lira, İrish kahve 10 lira, Swiss kahve 10 lira gibi fiyatlar mevcut.

 

İzmit’te başka projeler yapmayı düşünüyor musunuz?

NİKO: Aslında burası büyük olsaydı bir tarafını ofis yapıp müşteri için de tasarım ve dizayn yapmayı düşünüyorduk. Evler veya villalar için aksesuar çalışması yapmak isterdik, fakat küçük olduğu için elimiz kolumuz bağlı duruyoruz.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Nedim GEZER
05 Şubat 2017 Pazar 07:57
07:57
Son zamanlarda İzmit' te , damak tadına kaliteli kahve lezzetleriyle ( sanayi tipi kahve zincirlerine karşı ) hitap edip, şık tasarım ve dekoriyla sunmayı başarmış elit bir mekan.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim