• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 24 °C

Çöp fabrikası üniversitemize ve İzmit halkına hayırlı olsun

M.Tanzer Ünal

Ne diyeyim, alan memnun veren memnunsa, bize “Hayırlı olsun” demek düşer.

Yeni çöp fabrikası İzmit’te yapılacakmış.

Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi’nin 4.5 kilometre uzağındaki orman deposu alanına…

Yeni fabrika, İzmit’e de 13.5 kilometre uzaklıkta olacakmış.

Demeye getiriyorlar ki, “Halk, çöp fabrikasının olumsuzluklarından etkilenmeyecek…”

Pardon…                                                    

13.5 kilometre, İzmit merkezle düşünülen fabrika yeri arasındaki mesafe.

İzmit demek, İzmit merkez mi demek?

Vilayet ve çevresi mi demek?

Bağçeşme’yi ne yapacağız?

Üniversitenin etrafında oluşan mahalleleri ne yapacağız?

Oralarda yaşayanlar insan değil mi?

***

Ben söyleyeceğimi söyledim.

Son yazımda dedim ki…

*Yeni çöp fabrikası, kentin en kirli bölgesine diğer sanayi tesislerinin arasına yapılsın.   

*Çevre kirliliğinin hiç olmadığı bir bölgeye çöp fabrikası yapmanın, o bölgeyi de kirletmenin anlamı yok.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin açıklamasından anladığımıza göre, yeni çöp fabrikası, İzmit’in en temiz çevresinin bulunduğu Umuttepe’ye yapılacakmış.

Kocaeli Üniversitesi’nin 4.5 kilometre ötesine…

Eee ne diyeyim, başta üniversitemize ve İzmit’imize hayırlı olsun!

İzmit halkı ve üniversite çevreleri bu karardan memnunsa, bize “Hayırlı olsun” demek düşer.

Ben, gazeteci olarak, görevimi yapmış insanların huzuru içindeyim.

Yaşarsak göreceğiz…

Bugün değil ama yarın, üniversite yakınına çöp fabrikası yapmaktan çok pişmanlık duyacağız.

Kafamızı taşlara vuracağız, ancak iş işten geçmiş olacak.

Yukarıya çöp fabrikası yapılacak ya, arkasından “Şu da yapılsa ne olacak, bu da yapılsa ne olacak” deyip, bu bölgeyi de mezbelelik hale getireceğiz.

Ben söyleyeceğimi söyledim.

 

Nabi Avcı’ya teşekkür ediyorum, bakın neden?

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, geçenlerde İstanbul Esenler Belediyesi’nin düzenlediği bir etkinliğe katılıyor.

Bakan kürsüde konuşurken, geri sıralarda oturan bir genç “Tekbir” diye bağırıyor, salonda bulunanlardan bir kısmı da bu çağrıya uyuyor.

Nabi Avcı, gençlerin tekbir getirmesi sona erdikten sonra konuşmasına şöyle devam ediyor:

"Itri'nin segâh tekbir bestesi var. Segâh tekbir bestesi deyince, 'O neymiş' diyebilirsiniz. O işte, her bayram sabahında camide getirdiğimiz tekbir. Yahya Kemal, onun hakkında çok güzel şeyler yazmıştır. O segâh tekbir, bizi millet yapan en önemli kültürel ve dini zenginliklerimizden biridir. Onu her bayramda, bayram namazını kılarken hatırlayın ve o tekbiri getirin. Binlerce yıllık kültürümüzde, tekbirin slogan olarak kullanılması yoktur. Yani bir arkadaşımızın çıkıp 'tekbir' diye bağırması, sonra diğer arkadaşlarımızın herhangi bir slogan atıyor gibi tekbir getirmesi, bizim kültürümüzün estetiğine ve milletimizin geleneğine uymuyor. Bu, son zamanlarda çıkan bir adet ama hoş bir adet değil. Tekbir getirelim ama milletçe, 350 yıldan beri, nasıl bayram sabahlarında hep beraber huşu içinde getiriyorsak, öyle tekbir getirelim. Öyle getirdiğimiz zaman tekbir gerçekten çok derinlere nüfuz ediyor. Aksi takdirde, herhangi bir slogana dönüştürme tehlikesi var. Allah muhafaza."
 Bakan Avcı’nın yukarıdaki konuşmasını bir televizyon haberinde dinlerken, inanın içim ferahladı.

Yıllardır devam eden yanlış bir uygulama vardı, ama kimse ağzını açıp tek kelime söylemiyordu.

Hatta her fırsatta, her ortamda, her karşı taarruzda tekbir getirmek teşvik ediliyordu.

Dinci siyasetçilerin bu işine geliyordu.

Tekbir, dinin siyasete alet edilmesinin sloganı haline gelmişti.

İlk defa bir bakan…

İlk defa AKP hükümetinin bir bakanı, tekbirin slogan olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söyledi.

Açıkça…

Net ifadelerle…

“Binlerce yıllık tarihimizde tekbirin slogan olarak kullanılması yoktur” dedi.

“Tekbirin slogan olarak kullanılması, bizim kültürümüzün estetiğine ve milletimizin geleneğine uymuyor” dedi…

Ne zaman ve nerede tekbir getirileceğini de söyledi.

“Her bayramda, bayram namazında…”

Ben, huzurlarınızda Bakan Nabi Avcı’ya teşekkür ediyorum.

Geç de olsa, konusuyla ilgili bir yanlışlığı düzetti.

Siyasetçi gibi değil, devlet adamı gibi davrandı.

Görevdeki diğer bakanlardan da benzer davranışlar bekliyoruz.

Yanlışları düzeltmezsek…

Toplumu doğru bilgilendirmezsek…

Yanlışlar sürer giderse…

Gün gelir bu yanlışlar bizi boğar.

 

Ey SEDAŞ, kulakların çınlıyor mu?

Kartepe Balaban’da oturuyorum…

Bugünlerde ayağım nedeniyle ev hapsindeyim ya, bazı şeylere amiyane tabiriyle “kafam takık”!

En başta, elektriklerin sık sık kesilmesine.

Her gün olmasa bile, iki günde veya üç günde bir…

Sabah kalkıyorsun, elektrikler yok.

Öğleye doğru tam haberleri izlerken televizyon yine susuyor.

Aradan iki saat geçiyor, yine…

Akşam hava kararınca yine…

Günde üç defa, dört defa, beş defa…

Buna sinir mi dayanır?

Özelleştirilince, elektrik hizmetlerinde kalitenin daha da artacağı söyleniyordu.

Daha berbat oldu.

Buna inanın, elektrik dağıtım hizmetleri eskisinden 10 kat kötü!

Ben son günlerde SEDAŞ’ın kulaklarını sık sık çınlatıyorum.

Sizi bilmem.

 

Emre Mor’a birisi milli marşımızı öğretemez mi?

Türk futbol severleri onu ilk kez Antalya’da Karadağ ile yaptığımız özel maçta milli forma ile izledi.

Çok yazılıp çizilmişti…

*Danimarka doğumluydu…

*18 yaşındaydı…

*Kıvraktı, futbol zekâsı müthişti…

*1.68 boyundaydı…

*Forvet ve sağaçık oynuyordu…

Karadağ karşısında nasıl bir sınav verecekti acaba?

Sahaya çıktığında, seremonide benden kötü puan aldı.

Milli marşımız söylenirken ağzında sakız vardı.

Ay yıldızlı milli forma içinde sakız çiğneyen birinin, milli marşımızı söylemesi elbette beklenemezdi.

10 kişi söyledi, o sakız çiğnedi.

Sanırım ona, “milli marşlar söylenirken sakız çiğnenmemesi gerektiğini” kimse anlatmamıştı.

Ve kimsenin aklına, “Şu Emre Mor’a da milli marşımızı öğretelim, tam söyleyemese bile hiç olsa mırıldansın” demek gelmemişti.

Her neyse, Emre Mor’un ilk milli maçı böyle geçti.

Güzel oynadı…

Yetenek olduğunu ortaya koydu…

O kusuru çoğu kişinin gözüne batmadı.

***

Perşembe günü Konya’da Ukrayna maçı…

Seremonide dikkat ettim, milli marşlar söylenirken ağzında sakız yoktu, ama marşımızı tek kelime bile mırıldanmadı.

Acaba diyorum, Emre Mor’a birisi milli marşımızı öğretmeyi düşünmüyor mu?

Madem büyük yetenek…

Madem Türk milli takımını tercih etti…

Artık milli marşımızı da öğrenmeli.

Bu yazı toplam 2388 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İzmitli
09 Ekim 2016 Pazar 08:45
08:45
Dört km çok uzak ünüversite nin bahçesine yapın gitsin..
Serdarlı
08 Ekim 2016 Cumartesi 19:11
19:11
Yüzde 95 kuzeyden rüzgar alan bir kente bu yapılırmı. Yuvacığa yapılsın. Serdarlolar olarak yaptırmayacağız.
Yenidoğanlı
08 Ekim 2016 Cumartesi 19:03
19:03
Çöp fabrikası yuvacığa yapılsın. İzmiti temizleyen tek nefes porusu ünüversite ile yenidoğan doğrultusunca uzanan ve karadenize kadar uzanan vadi dizisidir. Bu vadi veya yakınına yapılacak bir çöp fabrikası cinayet olur. Kime ne anlatıyorum. Vicdanmı var bu adamda
Köylü
08 Ekim 2016 Cumartesi 18:22
18:22
Çevreye çok duyarlı (!)yöneticilerimiz var.Gündoğdu Tepeköy mezarlığa halkın itirazına rağmen baz istasyonu kuruldu.Ama sağlığa zararı yomuş(!)
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim