• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 0 °C

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bir kez daha sınavda…

M.Tanzer Ünal

 

                                          

Önce 1 Nisan 2010 tarihinde yazdığım şu yazıyı okuyun lütfen!

“Eskiden itibarlı bir kişiden söz edilirken “Özü sözü bir insan” denirdi.

Sonra trend değişti.

“Özü, sözü ve eylemi bir insan” ifadesi daha kabul görmeye başladı.

“Söz” ve “eylem” uyuşmazlığı politikacılarda çok sık rastlanır.

Bazı kişiler, neden söylediklerinin tersini yaparlar?

Yoksa politikacılara göre, Süleyman Demirel’in gibi, “Dün dündür, bugün bugündür” mü?

Hatırlarsınız…

Uzun bir politik yaşam sürdüren Süleyman Bey, geçmişteki bir görüşüyle çeliştiği zaman, “Dün dündür, bugün bugün” der çıkardı.

Söz ve eylem uyuşmazlığının iki nedeni vardır.

Biri, cahillik.

Diğeri, kandırmacılık.

Cahiller, sözlerinin hangi anlama çekileceğini kestiremezler, eylemlerinin ne anlama geldiğini bilmezler.

Diğer gruptaki insanlar ise bilinçlidir.

“Söz”ü çevresindeki insanları kandırmak için kullanırlar, “eylem”i ise kendilerini korumak için…

“Söz verme” nin maliyeti yoktur.

“Yalandan kim ölmüş” der, desteksiz atarlar.

Bütün bu nedenlerden dolayı, “eylem” genellikle “söz”ü yansıtmaz, “öz”ü yansıtır.

“Öz”ün başka şeye inanıyor, ağzın başka şey söylüyorsa, “eylem”in “söz”e göre değil, “öz”e göredir.

Özetle, eyleme yön veren özdür, söz değil.

                                                               ********

Bunları size neden anlattım?

Anayasa değişikliği gündemde…

Taslak, Meclis Anayasa Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı.

Bugün etkili ve yetkili makamlarda bulunan politikacıların, konuyla ilgili eski görüşleri, arşivlerden gazete sütunlarına yansımaya başladı.

Devletin en tepesindeki kişi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bakım 8 Kasım 1993 günü, Refah Partisi Milletvekili olarak Meclis kürsüsünden neler söylemiş:

“Sayın Başkan, Sayın Bakan, Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay ve Danıştay’ın değerli temsilcileri, bugün dört önemli kuruluşun bütçesini görüşüyoruz. Bunlar hukukla, adaletle ilgili… Türkiye’de gerçekten bir adalet reformuna, hukuk reformuna ihtiyaç var.

Çok önemli meselelerden biri, yargının bağımsızlığıdır. Yargı bağımsızlığı ne demektir? Mahkemelerin dolaylı veya direkt hiçbir tesir altında kalmadan, vicdanlarının sesini dinleyerek karara varmalarıdır. Türkiye’de yargı bağımsızlığı zaman zaman zedeleniyor. İster istemez bu söz konusudur.

Bunun da önemli sebebini Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısında görmekteyiz. Bildiğiniz gibi HSYK’da Yargıtay’dan üç, Danıştay’dan iki üye bulunmaktadır. Ve Sayın Bakan’la Sayın Müsteşar (Adalet Bakanı ile Müsteşarı) burada üyedirler.

Dolayısıyla siyasidirler. Bunu sadece sizin iktidarınız için söylemiyorum. Yarın iktidara biz geliriz, başkası gelir.

HSYK’yı etkileme imkânı söz konusudur böyle bir yapılanmada.

Bunun için siyasi iktidarın direkt temsilcilerinin (Bakan ve Müsteşarın) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan çıkarılması gerektiği görüşündeyim.”

Cumhurbaşkanı Gül, ne demişti?

“Adalet Bakanı ile Müsteşar’ın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan çıkarılması gerektiği görüşündeyim.”

Sayın Gül, üç gün önce bir görüş daha bildirdi:

“Parti kapatmalarının Meclis’e gelmesi uygun olmaz.”

Şimdi bakalım, AK Parti Hükümeti’nin hazırladığı Anayasa değişikliği paketine.

Cumhurbaşkanı Gül’ün karşı çıktığı her iki görüş de taslakta var.

Taslak, komisyondan da, genel kuruldan da geçip “son imza” için Gül’ün önüne gelecek.

İşte o zaman Sayın Gül, sınavdan geçecek.

“Özü, sözü ve eylemi” bir olup olmadığı o zaman belli olacak.

Eğer “özü, sözü ve eylemi” birse, daha önce görüşünü açıkladığı bu iki maddeye tavır koyacaktır.

Yok eğer “eylemi”, “özü” nü yansıtacaksa, söylediği sözleri unutacak, “Dün dündür, bugün bugün…” diyecektir.

Bekleyip göreceğiz.”

 

 

HSYK sorunu yine gündemde

                               *******

Aradan dört yıla yakın süre geçti, kısa adı HSYK olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu sorunu yeniden gündemde.

Hem de eskisinden daha sert.

“Yargı”, tamamen “yürütme”nin emrine veriliyor.

“Yargı bağımsızlığı” ve “yargı güvenliği” yok ediliyor.

Adalet Bakanı ne derse, o!

Şimdi HSYK’nu tamamen iktidarın gözetimine veren bu yasa, onay için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderildi.

Gül ne yapacak?

21 yıl önce, 8 Kasım 1993 tarihinde, Refah Partisi Milletvekili olarak Meclis kürsüsünden söylediği, “……. Çok önemli meselelerden biri yargının bağımsızlığıdır. Yargının bağımsızlığı ne demektir? Mahkemelerin dolaylı veya direkt hiçbir tesir altında kalmadan vicdanlarının sesini dinleyerek karara varmalarıdır. Türkiye’de yargı bağımsızlığı zaman zaman zedeleniyor. Bunun en önemli sebebini Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısında görmekteyiz. Bildiğiniz gibi HSYK’da Yargıtay’dan üç Danıştay’dan iki üye bulunmaktadır. Sayın Bakan’la sayın Müsteşar (Adalet Bakanı ve Müsteşarı) burada üyedirler. Dolayısıyla siyasidirler. Bunu sadece sizin iktidarınız için söylemiyorum. Yarın iktidara biz geliriz, başkası gelir. HSYK’yı etkileme söz konusudur böyle yapılanmada. Bunun için siyasi iktidarın direkt temsilcilerinin HSYK’den çıkarılması gerektiği görüşündeyim” sözlerini unutup, çıkarılan yasayı onaylayacak mı?

Onaylarsa, 21 yıl önce söylediği o “sözler” ne olacak?

İkinci kez, “Dün dündür, bugün bugündür” ü mü oynayacak?

Hiç şüpheniz olmasın, Gül, 21 yıl önceki sözlerini unutup bu yasayı da onaylayacak.

Çünkü istatistikler bunu gösteriyor.

Yedi yılda 836 kanun Köşk’e gönderilmiş, bunun sadece 4’ü geri çevrilmiş.

Bu nedenle yeni HSYK Kanunu’nun “veto” ihtimali hemen hemen hiç yok!

“Öz, söz, eylem” meselesi…

Ne yapalım?

      

Bu yazı toplam 678 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
kartepeli
21 Şubat 2014 Cuma 09:26
09:26
şapka nerede ben sizin babanızım aha aha... ben ne dersem o bazen olmaz beni buraya oturtana ihanet olur .,
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim