• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 15 °C

Cumhurbaşkanı tarafsızlığını yitirmeli midir?

Fahri Örengül

Bu Anayasaya ve yemin metnine rağmen halk oyu ile seçilen cumhurbaşkanı tarafsızlığını yitirmeli midir ?

Biliyorsunuz bütün çağdaş demokrasilerde olduğu gibi Anayasamıza uygun olmayan tüm kanunları Anayasa mahkemesi iptal ediyor. Yani Anayasa değişmediği sürece var olan hali ile Anayasaların uygulanması her Türk vatandaşı, Cumhurbaşkanı dahil tüm yetkililer tarafından bir zorunluluk ve görevdir. Anayasaya aykırı davranmak ise suçtur.

 

Anayasamızın 101 maddesi seçilen cumhurbaşkanının partisi ile ilişiği kesilir, TBMM üyeliği varsa sona erer hükmünü taşımaktadır.

 

Anayasamızın 103 maddesi ;"Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine ant içerim." şeklindedir. Cumhurbaşkanımız da bu andı yerine getirerek göreve başlamıştır.

 

Anayasamızın 104 maddesi ile Cumhurbaşkanı, tarafsızlıkla donatılmış, siyasi sorumluluğu olmayan herkesin cumhurbaşkanı, devletin başıdır. Kanunları  yayınlamak, kanunlara uyulmasını istemek, bunun için Yargıtay cumhuriyet baş savcısı ve vekilini atamak, yargı organlarına üye atamak, Hakimler savcılar yüksek kuruluna üye atamak, meclise karşı tarafsız olmak, gerekirse meclis seçimlerini yenilemek, başbakanı atamak, bakanlar kurulunu atamak, genel kurmay başkanını atamak, milletrararası antlaşmaları onaylamak, şartları varsa af yetkisini kullanmak, üniversite rektörlerini vs. gibi devletin temeline ilişkin ciddi yetkilerle donatılmıştır. Görevi laik, demokratik, hukuk devleti olan Atatürk cumhuriyetini savunmak ve korumaktır.

 

Anayasamızın 105 maddesine göre ise Cumhurbaşkanının resen imzaladığı  kararlar ve emirler aleyhine Anayasa mahkemesi dahil yargı yoluna gidilemez. Vatana ihanet dışında hiçbir sorumluluğu da yoktur.

 

Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin halk oylaması yukarıda özetlenen Anayasamızdaki yetki ve görevlerle donatılmış bir cumhurbaşkanı için yapılmıştır. Yani seçilen cumhurbaşkanının beni de halk seçti, icranın başı benim, genel başkanı ve başbakanı değiştiririm, başbakan gibi ülkeyi yönetirim, benim siyasi partim ile gönül bağım ve hukuki bağım kopamaz, artık ülkede başkanlık rejimi vardır deme şansına Anayasa ve özellikle YEMİN metni karşısında sahip değildir.

 

Anayasamız böyle kaldığı sürece, başbakanın cumhurbaşkanı tarafından  azledilmesi, yerine yeni bir başbakanın tayini, hatta parti genel başkanlığından alınması ve yeni bir genel başkan seçilmesi, yürütmeyi dizayn etmesi, kendi resimlerinin eski partisinin binalarına asılması, söylemlerinde eski partisinin lehine tavır takınması, diğer partileri ağır ve sert dille eleştirmesi, ANAYASA’yı koruma yemini etmiş olması karşısında Anayasaya ve yemine aykırılık teşkil etmektedir. Bu durum Cumhurbaşkanının Devletin başı, tarafsız ve tüm halkı kucaklayan özelliğini ortadan kaldırmakta, Güneydoğu’da yaşanan şiddet ve terörün, batıdaki siyasi söylemde küfür, kan, bağırma, azarlama, hakarete varan siyasi şiddet olarak ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Cumhurbaşkanı Anayasal yemini nedeniyle  her siyasi görüşe eşit mesafede, tarafsız, laik, demokratik, hukuk devleti olan Türkiye cumhuriyetini kollamak ve korumakla mükelleftir. Tarafsızlığının bozulması siyaset dilinin şiddete dönmesine ve kaosa neden olmaktadır.

 

Oysa ki NECİP FAZIL kendisini sürekli anarak siyasi  güç elde etmeye çalışanlara ne güzel söylemiş, Biz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz, domatesçi zerzevatçı bağırır ama kuyumcu bağırmaz, eskici bağırır ama antikacı bağırmaz, DÜŞÜNEN BAĞIRMAZ-İNSAN BAĞIRIRKEN DÜŞÜNEMEZ. Dünya siyasi tarihi Adalet ve Hukukun  yönetenlere, yönetimden ayrıldıktan sonra daha fazla lazım olacağını gösteriyor.

 

Ne dersiniz bir yurttaş sorumluluğu ile olayın ve durumun  farkında mıyız, bilerek ya da bilmeyerek demokrasi rafa mı kaldırılmak isteniyor acaba?

Bu yazı toplam 3222 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim