• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 7 °C

Cumhuriyetimizin 90’ncı kuruluş yıldönümü ve bitmek tükenmek bilmeyen h

M.Tanzer Ünal


*********
Hainlikler, sadece devletten devlete olmuyor.
Arada devlet kasalarından beslenen vakıf ve dernekler de var.
Bunlar ortalıkta “iyilik melekleri” olarak görünürler, ama yemedikleri halt yoktur.
İşte bunlardan birini tanıtacağım bugün sizlere.
Adı, Konrad Adenauer Vakfı…
Almanya’nın ilk başbakanı ve dışişleri bakanının ismini taşıyor.
Türkiye dahil 100’den fazla ülkede faaliyet gösteren siyasi bir vakıf.
Almanya Dışişleri Bakanlığı ve CDU ve CSU isimli Hıristiyan Birlik Partileri tarafından finanse ediliyor.
Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da iki şubesi var.
Bu vakfın kağıt üzerindeki amacı ne, niçin kurulmuş?
Vakıf senedinde vakfın amacı şu kelimelerle ifade ediliyor:
“Barışı ve özgürlüğü kollamak. Demokrasiyi ve insan haklarını hayata geçirmek. Kendi kendine yardım olanaklarını güçlendirerek yoksulluğa karşı savaşmak. Doğal yaşam kaynaklarını korumak…”
Bu vakfı Türkiye’de iki alanda görürsünüz.
Hani, Bergama’da altın aranmasını engelleyen grupları her yönden organize eden güç var ya…
İşte bu güç, Konrad Adenauer Vakfı’dır.
Bütün bu çalışmaları “çevreci” ayağıyla yapmaktadır.
İşin özünde, Almanya’nın küresel piyasadaki altın çıkarlarını korumaktır.
Vakfı, bir de “gazeteciler cemiyetlerinin” etkinliklerinde görürüz.
Her nedense, bu etkinlikler hep bu vakıf tarafından finanse edilir.
Kendi mesleğimiz yönünden bu durum yüzkarasıdır, ama ne yazık ki, bu böyledir.
Her yıl değişik bölgelerde yerel basınla ilgili eğitim seminerleri düzenlerler.
Bu seminerleri düzenlemek, bu vakfın üzerine görev mi bilmem, ama yıllardır bu böyle devam eder gider.
Hiç birine katılmadım…
Vakfın, meslektaşlarımız da dahil, ülkemizde pek çok kişiye menfaat sağladığı, yıllardır konuşulur.
**********
İşte bu vakfın Türkiye danışmanı olan Udo Steinbach, 15 Eylül 1998 tarihinde, Lingen Akademisi’nde bir konuşma yapar ve şunları söyler:
“Sorun, Atatürk’ün bir paşa fermanıyla yarattığı yapay ürün Türk devleti ve Türk ulusudur. Sorun Kemalizm ve Kemalizm’in ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Sorun uyduruk, zorlama ve yapay Türk ulusudur. Böyle bir ulus yoktur.”
Şu konuşmaya bakın!
Bir vakfın temsilcisi, devletimizle ilgili, ulusumuzla ilgili hakaret dolu bu konuşmayı yapıyor ve bu vakıf ülkemizdeki faaliyetlerine yine de devam edebiliyor.
Bu aymazlık değil de nedir?
Bir Türk, gitsin Almanya’da Alman devletine, Alman ulusuna hakaret etsin bakalım, başına ne işler gelir.
Dahası var…
Aynı kişi, yani Udo Steinbach Şam’da teröristbaşı Apo ile konuşuyor.
Ne konuşuyor?
Ortadoğu’nun geleceğini…
Bunlar nasıl mı ortaya çıkıyor?
Abdullah Öcalan, yargılanırken bunları itiraf ediyor.
*********
Bir başka hainlik…
Tarih, 18 Eylül 2005…
Türkiye-AB Karma Parlamento Komitesi Başkan Yardımcısı Andrew Duff, Türk heyetinin gözünün içine baka baka şunları söylüyor:
“Türk Devleti, terör örgütüyle aynı masaya oturmadıkça sorun çözülmez. Binalardaki Atatürk resimlerini görmek istemiyoruz, indirin bu resimleri. Bu zihniyetle Avrupa Birliği’ne giremezsiniz.”
Gördüğünüz gibi…
Her şey ortada ve her şey bu kadar net!
Emperyalist ülkeler, bilinçli ve planlı bir şekilde Türk düşmanlığını sürdürüyorlar…
Ama onların bu hainlikleri karşısında…
Türk Devleti, Türk bilim adamı, Türk siyasetçisi, Türk bürokratı, Türk aydını, Türk medyası, Türk halkı suskun.
Ne yazık ki, bu böyle!
Bizim zaafımız içte.
Tavizsiz, ilkeli, çağdaş bir “milli kültür politikası” oluşturamadık.
Bu politikasızlık, ülkemiz için çok çok önemli bir sorun.
Milli bir kültür politikası olmaksızın, milli birlik ve beraberliği sağlamak, ülkemiz çıkarlarına uygun milli bir dış politika uygulamak ve milli bir ekonomi geliştirmek mümkün değil.
Şunu unutmayalım!
Bugün hayran olduğumuz Batı var ya…
Batı, sosyal ve ekonomik düzeyini, “milli olmakla” elde etmiştir, “milli kalmakla” sürdürebilmektedir.
Türkiye…
Batı’nın uygarlık düzeyine erişmek istiyorsa…
Her şeyden önce “Batı kadar” ve “Batı gibi” milliyetçi olmaya mecburdur.
Ama ne yazık ki, biz, ülke olarak, milliyetçiliğin ayaklar altına alındığı bir dönemi yaşıyoruz.
Devam edeceğiz.

Bu yazı toplam 622 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim