• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 19 °C

Cumhuriyetimizin 90’ncı yıldönümü ve bitmek tükenmek bilmeyen hainlikler

M.Tanzer Ünal


***********
Ve Sevr Antlaşması…
10 Ağustos 1920…
Osmanlı, savaşta yenilmiş, teslim bayrağını çekmiştir.
Müttefik Devletler’le Paris yakınındaki Sevr şehrinde “barış antlaşması” imzalanır.
Antlaşmanın adı “barış”tır, ama bu antlaşmayla topraklarımız bölüşülmektedir.
Üç dilde hazırlanmıştır.
Fransızca, İngilizce ve İtalyanca…
Toplam 433 maddedir.
Bizim dışımızda, başta İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya olmak üzere 13 devlet tarafından imzalanmıştır.
Antlaşmayla Osmanlı haritadan siliniyor, sadece İstanbul ve çevresi ile Anadolu’nun bir parçasında küçücük bir “Türkiye” bırakılıyordu.
Bağımsızlık ve egemenlik yok ediliyor, ülkemiz sömürgeleştiriliyordu.
Sevr’in “Siyasal Hükümler” bölümünün 62-64’ncü maddeleri Kürdistan, 88-93’ncü maddeleri Ermenistan’la ilgili…
*Daha sonra bağımsızlığa dönüşecek şekilde “Özerk Kürdistan” kuruluyor.
*Orta ve Doğu Anadolu’da “Büyük Ermenistan” kuruluyor.
Antlaşmanın Kürdistan’la ilgili 62’nci maddesi aynen şöyle:
“İşbu antlaşmanın yürürlüğe girmesinden sayılarak altı ay içinde İstanbul’da toplanacak ve İngiliz, Fransız ve İtalyan Hükümetlerince atanacak üç kişilik bir komisyon, 27’nci maddenin II/2.ve 3. fıkralarının tanımladığı biçimde, Fırat’ın doğusunda, Ermenistan’ın güney sınırları güneyinde, Türkiye’nin Suriye ve Mezopotamya ile olan sınırlarının kuzeyinde, çoğunlukla Kürtlerin bulunduğu bölgeler için bir yerel özerklik planı hazırlayacaktır. Herhangi bir sorun üzerinde oybirliği sağlanamazsa, sorun, komisyon üyeleri tarafından hükümetlerine sunulacaktır. Bu plan, bu bölgede yaşayan Asuri-Geldani ve öteki soy ve din azınlıklarının korunması için tüm güvenceleri içerecek ve bu amaçla, İngiliz, Fransız, İtalyan, İranlı ve Kürt temsilcilerden oluşacak bir komisyon, işbu antlaşma hükümleri gereğince, Türk sınırının İran sınırı ile aynı olduğu yerlerde, gerekmekte ise, ne gibi düzenlemeler yapılacağını incelemek ve karara bağlamak için bu yerleri gezecektir.”
********
433 maddelik Sevr’in 3 maddesi Kürdistan, 5 maddesi ise Ermenistan ile ilgiliydi.
Anadolu’da Ermenilere ve Kürtlere “toprak” veriliyordu.
Emperyalist devletlerin, Osmanlı’yı parçalarken kendilerine destek veren Ermeni ve Kürtlere bir ödülüydü bu!
Ve Sevr, bugün yaşadığımız “Ermenilik ve Kürtçülük” sorunlarının da anayasasıydı.
1878 Berlin Antlaşması’yla başlayan “birinci hainlik süreci”, 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr ile mutlu sona ulaştırılıyordu.
Artık Osmanlı yoktu…
Türklere bir avuç yer bırakılmıştı…
İmparatorluğun toprakları, emperyalist devletler ve yerli işbirlikçileri tarafından paylaşılmıştı.
**********
Emperyalist devletler, “Osmanlı’nın işini bitirdik” diye düşünüyorlardı.
19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan ve Anadolu’da “ulusal direniş”i başlatan Mustafa Kemal’i dikkate almıyorlardı.
Halbuki, 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştı.
Artık milletin “karar organı” bile vardı.
Tarih, 12 Ağustos 1920…
Sevr’in 2 gün sonrası…
Antlaşmanın imzalandığı öğrenilince, İstanbul’da genel yas ilan edildi.
Gazeteler siyah çerçeveler içinde çıktı.
Camilerde yaslı ayinler yapıldı.
Müslümanlar dükkanlarını kapattılar.
İstanbul yönetimi, Sevr aleyhine yayın yapan gazetelere sansür uyguluyordu.
Sevr’e tepkiler Anadolu’da dalga dalga yayıldı.
Antlaşmanın haberi Erzurum’a 5 gün sonra ulaşmıştı.
O tarihte Erzurum’daki 15.Kolordu Komutanı olan Kâzım Karabekir Paşa, tepkisini özetle şöyle dile getirmişti:
“16 Ağustosta tatsız bir haber geldi. İstanbul Hükümeti sulh muahedenamesini imzalamış. Hayret! Millet Ankara’da vekillerini toplamış, hükümet teşkil etmiş, İstiklal Harbine kararını vermiş. Padişah, ne cüretle ve kimin namına esaret vesikasını imzalıyor?”
Anadolu’nun dört bir tarafından Ankara’ya antlaşmaya tepki, İstiklal Harbi’ne destek telgrafları geliyordu.
Mustafa Kemal önderliğindeki Türkiye, Sevr’in karşısına dikildi.
İstanbul’u işgal etmek, zırhlıların namlularını Dolmabahçe’ye doğrultmak kolaydı, ama Anadolu’yu işgal etmek hiç de kolay bir iş değildi.
Özellikle Sevr’in baş organizatörü olan İngiltere, Anadolu’ya karşı savaşmayı göze alamıyor, ama diğer taraftan da Sevr’i uygulama hayalinden vazgeçmiyordu.
İngiltere, Ankara Hükümeti’ne karşı “dolaylı savaş” açtı.
1920-1921 yıllarında Anadolu’da “iki düzine” ayaklanma başlattı.
Bir taraftan “savaş”, diğer taraftan “isyan”!
Uzatmayalım…
İsyanlar bastırıldı, Kurtuluş Savaşı başarıldı.
Sevr Antlaşması, emperyalist ülkelerin elinde kalmıştı.
Hükümsüz… Sadece bir kâğıt parçası…
Ve Lozan…
Anlatmaya devam edeceğiz.

Bu yazı toplam 719 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim