• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 6 °C

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 90’ncı yıldönümü ve bitmek tükenmek bilmeye

M.Tanzer Ünal


*********
*Ulusal kimlik…
*Resmi dil…
*Kurucu unsur…
Bunlar, ulus devletlerin varlıklarının güvencesi olan kavramlar.
Dikkat ediyor musunuz, son yıllarda bu kavramlar en yetkili ağızlar tarafından “tu kaka” ilan edildi.
Halbuki bunlar, dünyanın en güçlü devletlerinin sıkı sıkıya bağlı olduğu ve kesinlikle taviz vermediği değerler.
Sen git, Almanya’da, İngiltere’de, Fransa’da, Rusya’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde “ulusal kimlik”i bir tartışmaya kalk bakalım.
Resmi dil dışında bir başka dille eğitim yapmak istediğini söyle bakalım…
Başına neler geliyor, gör!
Batı, bütün bunların tartışılmasını kendisi için sakıncalı görür.
Ama etnik bölünmeye zemin hazırladığı ülkeler için bütün bunlar “zenginlik”tir.
Bu, küresel sermayenin sahneye koyduğu bir oyundur ve yıllardır oynanmaktadır.
Amaçları, ulus devletleri etniklik temelinde bölerek “kolay lokmalar” haline getirmek.
Ulusal direnci çözmek…
Ulusal sınırları göstermelik haline getirmek…
*******
Emperyalist devletler, bilinçli ve maksatlı olarak hep şunu empoze ederler:
Türkiye, etnik bir mozaiktir…
Gerçekten öyle mi?
Türkiye, etnik bir mozaik midir?
Önce özet olarak “etniklik” konusunu açalım.
“Etniklik” ne demek?
İnsanların; köken, dil, din ve kültür yönünden diğer insanlardan ayrılmasıdır.
Etnik kimliği, kişinin içinde doğduğu ailenin, içinde yetiştiği çevrenin kültürel değerleri belirler.
Etnik kimlik, ailenin ve çevrenin kendisine bakışıdır.
Şunu söylemek istiyorum.
Etnik kimlik, “doğuştan sahip olunan bir özellik” değil, “sonradan edinilen bir özellik”tir.
Kesinlikle “genetik” ve “biyolojik” yönü yoktur.
İnsanlar Türk, Kürt, Alman, Fransız, İngiliz olarak doğmazlar.
Yaşadıkları ortam, onları Türk, Fransız, Alman yapar.
Bu nedenle “etnik kimlik” değişkendir.
Kültür ortamı değişirse, etnik kimlik de değişebilir.
Bir çocuğun yabancı bir ülkeye evlatlık verildiğini düşünün.
Veya…
Yabancı ülkede doğup büyüyen bir çocuğu…
Ailesiyle birlikte yabancı ülkeye göç eden kişiyi…
Etnik kimliği, yaşadığı ülkenin kültürüne göre şekil alır.
Almanya’da doğup büyüyen ikinci, üçüncü nesillere bakın!
Acaba yüzde kaçı kendisini Türk hissediyor?
Bütün bunlar, etnik kimliğin “kültürel bir olgu” olduğunu ortaya koyuyor.
*********
Anadil tek başına, etnik kimliği ortaya koyan bir unsur değildir.
Meksika…
Anadili İspanyolca olmasına rağmen, bu ülkede yaşayanlar kendilerini “Meksikalı” kabul eder.
Aynı şekilde Peru halkı…
Anadili Portekizce olan Brezilya halkı…
Tamam, etnik kimliğin bir göstergesi dildir, ancak bir insanın dili her zaman o kişinin etnik kökenini göstermez.
Bugün ülkemizde yaşayan Kürt, Çerkez, Arap, Laz, Boşnak, Arnavut ve diğer Türklük dışında kökene sahip olduklarını söyleyenler, büyük çoğunlukla (yüzde 85-90) kendilerini Türk hissettiklerini ifade ederler.
Dil, etnik gruplar arasında önemli bir sorun değildir.
Baskın dil, yaygın dil, sorunu çözer.
Esas sorun olan, etnik gruplar arasında sıkıntı yaratan, dini inançtır.
Dini farklılık, etnik grupların kaynaşmasını engelleyen önemli bir unsurdur.
Türkiye’de halkın yüzde 95’ini aşan çoğunluğu, Müslüman’dır.
Bu nedenle etnik grupların kaynaşmaması için hiçbir neden yoktur.
Ama dedim ya, emperyalist devletler, bu yapıdaki halkımızı ayrıştırmak için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar.
Devam edeceğiz.

Bu yazı toplam 641 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim