• BIST 82.796
  • Altın 147,560
  • Dolar 3,7818
  • Euro 4,0344
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 8 °C

Cumhuriyetin 91. yılını kutladık…

Tarık Bağdat

Tüm güzellikler geçmişte imiş.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Çocukluğumda, çocuklarımın gençlik çağlarında imiş o bayramlar. 
O dönem yaşayan insanları, eğitimcileri, ağır eleştirsek de iktidarları, devleti temsil edenleri ile güzel günlerdi. 
Neydi o günler...
O bayramlar...
Günler öncesinden Cumhuriyet bayramı hazırlıkları yapılırdı.
Bando takımına girmek, bayramda yürümek için adeta yarışırdı çocuklar. 
Hele bayram günü evde hazırlıklar yapılırdı ki hiç unutamam. 
Bir başkaydı, o bayramlar ve heyecanlar.
Hele Karamürsel'in sokaklarındaki fener alayı.
Çok eskiye gitmeye gerek yok, 12 yıl öncesine kadar ne kadar coşkulu fener alayları yaparlardı çocuklar, izciler. 
Şimdi ortada ne bayram var ne heyecanı.
Oysa Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu 29 Ekim 1923’te, Cumhuriyet rejiminin ilan edilmesi anısına kutlanan bir millî bayram.
Her ülkenin böylesi milli bayram günleri ve liderleri var.
Bugün ülkeyi yönetenler, sağ olsunlar Cumhuriyeti kuranları bile tartışılır hale getirdi.
Dilimizi,
Irkımızı,
Bayramlarımızı,
Kamu kurumlarındaki Atatürk portrelerini,
Andımızı,
Milli marşımızı,
Şehitlerimizi,
Kanı ve canı ile mücadele veren güvenlik güçlerimizi,
Devleti, milleti, Cumhuriyeti, Atatürk’ü savunanların eşkıya ile aynı kefeye konulması,
Ülkelerinden kaçan Suriyelisi, İranlısı, Iraklısı bilmem neyin, teröristin el üzerinde tutulması, taviz üzerine onlara taviz verilmesi.
Herşeyi tartışılır hale getirirken, çalışanlar, kurumlar, etnik yapılar, kimliklerle de insanlar üzerinde korku imparatorluğu kuruldu.
Bugün gelinen noktada bayramlarımız ve katılımlar ortada.
Milli günlerde, şehitlerin olduğu günlerde bile artık insanlar evlerinin camlarına, balkonlarına ‘Türk bayrağı’ asarken ‘Zarar görür müyüm. Biri bir şey der mi?’ gibi kendi kendine stres yapmaya da başladı.
Toplum gergin, her an kavga etmeye, çatışmaya hazır. 
Çarşamba günü İlhan Çınar alanına bakan balkonlarda kimseler yoktu. Sadece bir evden yaşlı bir insan bakıyordu kımıldamadan. 
Cumhuriyet Bayramının kutlandığı ülkelerde, 28 Ekim öğleden sonra ve 29 Ekim tam gün olmak üzere bir buçuk gün resmî tatil.
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku’nda, bu günü en büyük bayram olarak nitelendirmişti.
Ben, Cumhuriyet’in nasıl kurulduğu ve ilan edildiği günleri yeniden hatırlatmak istiyorum.
Osmanlı İmparatorluğu’nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başladı.1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı’na Dünyanın belli başlı devletleri katıldı. Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.
Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa,19 Mayıs 1919’da Samsun’a geldi. Erzurum’da, Sivas’ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa “Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır” diyordu. Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde toplandı.
Meclis, Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçti ve önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Bir yandan efeler, dadaşlar, seğmenler bulundukları yörede düşmana karşı koydular. Öte yandan düzenli ordular İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da savaştılar. Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.
Tahtını, rahatını düşünen padişah, yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.
İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923’te ilk toplantısını yaptı.13 Ekim 1923’te Ankara Başkent oldu. Atatürk; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı Cumhuriyet’in ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı.28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırdı. Onlara, “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz” dedi.
29 Ekim 1923 günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan Cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verildi. Meclis önergeyi kabul etti. Böylece ülkemizde Cumhuriyet yönetimi kuruldu. Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet’in ilanı yurtta sevinç ve coşku ile karşılandı.
Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetim. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet’i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın görevidir.
İktidarlar gelip geçici kalıcı olan devlet ve millet. Gerisi teferruat.
Korkunun ecele faydası yok...

Bu yazı toplam 983 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim