• BIST 107.206
  • Altın 142,629
  • Dolar 3,5525
  • Euro 4,1323
  • Kocaeli : 31 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 31 °C

Cumhuriyetin 92. yıldönümünde utanç tablosu!

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, Türk basını önceki gün bir kez daha “linç operasyonu” yaşadı.

Çok sert ve acımasız…

Anayasa ve evrensel kuralları hiçe sayarak…

Tıpkı faşizmle yönetilen ülkelerde olduğu gibi…

Seçime üç gün kala, AKP iktidarına muhalefet eden iki televizyon kanalı karartıldı, iki gazete ise tüm sayfaları hazır olmasına rağmen bastırılmadı.

Böylece, muhalefetin sesini duyuran dört yayın organı susturulmuş oldu.

Artık BUGÜN ve KANALTÜRK televizyonları ile BUGÜN ve MİLLET gazeteleri, AKP iktidarı aleyhine olumsuz yayın yapamayacaklar.

Topluma, toplum yararına olan haberleri aktaramayacaklar.

Vatandaşlar, “haber alma hakkı” ndan mahrum kalmış olacaklar.

Muhtemelen, bu televizyon ve gazeteler, bugünden veya yarından itibaren “iktidarın borazanı” olarak yayınlarını sürdürmeye devam edecekler.

“Yandaş” gazete ve televizyonlar arasına katılacaklar.

Bol bol iktidarı öven haber ve yorumlar yayınlamaya başlayacaklar.

Ülkemiz adına utanılacak bir durum!

Demokrasimizin “kara günü”!

 

***

 

Ben bu manzarayı ilk kez yaşıyor değilim.

27 Mayıs’ta çocuktum, hatırlamıyorum. 

Ama 12 Mart ve 12 Eylül’ü iyi hatırlıyorum.

Özellikle 12 Eylül’ü…

Darbe sabahları bütün radyo ve televizyonlara el konur, sadece darbecilerin arzu ve istekleri doğrultusunda yayın yapılırdı.

Adı üstünde askeri darbe…

Farklı düşünenler, seslerini duyuramazlardı.

Ne gazete, ne radyo, ne televizyon…

Bütün yayın organları “tek ses” haline getirilirdi.

Bugün yapılan da, o darbe dönemlerinden pek farklı değil.

Muhalefet yapan gazete ve televizyonlar, birer birer “iktidar medya organı” haline getiriliyor.

Ya satın alınarak…

Ya el konularak…

Sayın bakalım şunun şurasında muhalefetin sesini duyuran, gerçek anlamda gazetecilik yapabilen kaç gazete, kaç televizyon ve kaç radyo kaldı?

Haydi sayın!

Sözcü, Hürriyet, Cumhuriyet ve Zaman…

KANAL D, Fox TV, SAMANYOLU TV…

Bir de korkmadan, çekinmeden, cesaretle muhalefet yapabilen KOCAELİ gibi üç beş yerel gazete!

Sanırım, kalanlar için de bir “iyilik” düşünüyorlar…

Görmüyor musunuz,  Recep Tayyip Erdoğan’ın metin yazarı, AKP Milletvekili Aydın Ünal ne diyor?

“1 Kasım’dan sonra SÖZCÜ’ye de, HÜRRİYET’e de, CUMHURİYET’e de, ZAMAN’a da mutlaka hesap soracağız. Şimdi olmuyor, çünkü Türkiye’nin üzerinde çok baskı var.”

Görüyorsunuz değil mi?

Bunların artık gizlisi saklısı kalmadı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “parti devleti” haline getirdiler.

Yurt dışından korkmasalar, yurt dışından utanmasalar, çoktan işin adını koyacaklar.

Demek, 1 Kasım’ı bekliyorlarmış…

Zaten seçim bitsin, hele bir de sonuçlar istedikleri gibi çıkarsa, ertesi gün giyotini kuracaklar.

Bu benim tahminim değil, kendilerinin itirafı!

 

Özgürlüğe el konabilir mi?

Gazete, özgürlüktür.

Radyo ve televizyon, özgürlüktür.

Farklı düşüncelerin, farklı görüşlerin toplumla “buluşma yeri” dir.

Herkes düşünce ve görüşlerini özgürce yazarçizer, toplumda “ortak akıl” oluşmasına yardımcı olur.

Sen, özgürlüğe el koyamazsın.

Sen, özgürlüğe gem vuramazsın.

İnsanın düşünmesi ve düşündüğünü ifade edebilmesi, nasıl engellenebilir ki?

Sen düşünmeyi yasaklarsan, sen düşündüğünü ifade etmeyi yasaklarsan, bunun adı “demokrasi” değil “faşizm” olur.

Tarihi sürece baktığımızda, ifade özgürlüğünü yasaklayıp rakiplerini yok etmeye çalışanlar, eninde sonunda kendileri yok olup gitmiştir.

Sen iki televizyonu kapatırsın, yarın dört yeni televizyon yayına girer.

Sen iki gazeteyi kapatırsın, öbür gün dört yeni gazete yayınlanır.

Özgürlükle mücadele etmek mümkün mü?

Şimdiye kadar “özgürlük” le savaşıp, savaşı kazanan bir tek kişi var mı?

Halktan, aynı şeyleri düşünmesini bekleyemezsin.

“Halk, sadece bizim yalanlarımızla beslenecek” diyemezsin.

İnsanlar, aynı torna tezgâhından çıkmıyor ki!

Allah, herkese akıl fikir vermiş.  

Farklı düşünecek, farklı görüş sahibi olacak…

Önemli olan senin yönetim biçimin!

Toplumu ayrıştırmayacaksın.

Sen bizdensin, sen bizden değilsin demeyeceksin.

Demeye kalkarsan, senden olmayanları düşman bellersen, bunun sonu gelmez.

Adaletsiz olan yönetim, yönetimini uzun süre devam ettiremez.

Ülkeler “adalet”le yönetilir, “zulüm”le değil!

 

Gasp ve linç fiili, anayasa suçu!

Dün Cumhuriyet’in 92.yıldönümünü kutladık.

Ama ne kutlayış!

Televizyon kanalı karartarak…

Gazetelerin basılmasını engelleyerek…

Yaşadıklarımız, tam bir “utanç tablosu” idi.

Evrensel kurallara rağmen…

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na rağmen…

Anayasamızın 28.maddesi ne diyor?

“Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.”

Anayasayı dinleyen var mı?

Önceki gün, “sansür”ün ötesinde bir uygulama vardı.

Yayın organlarının sesi tamamen kesildi.

Anayasanın 30.maddesi ise şöyle diyor:

“Basımevi ve basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez.”

Takan var mı?

Yok…

Önceki gün, gazetelerin de televizyonların da altyapısı resmen gasp edildi.

Yapılanlar, anayasamıza göre suçtur.

Tamam, bugün kendilerinden hesap soracak bir güç yok.

Ama ya yarın?

 

Cumhuriyet dediğin…

Cumhuriyet, halkın egemenliği kendi elinde tuttuğu devlet biçimidir.

Yönetimin “saray”dan “halk”a geçmesidir…

Ama son uygulamalardan görüyoruz ki, yönetim hâlâ “saray”da!

Halkın olup biteni görmemesi için de gereken her şey yapılıyor.

Muhalif medyanın susturulması da, son yapılanlardan biri!

Halbuki Türkiye’nin hızla “cumhuriyetin özü” ne dönmesi şart!

Nedir cumhuriyet?

Cumhuriyet dediğin…

*Ülke sevgisidir…

*Ulus bilincidir…

*Adalettir…

*Haktır hukuktur…

*Farklı fikirlere tahammüldür…

*Özgürlüktür…

*Eşitliktir…

*Hoşgörüdür…

*Birlikte yaşama kültürüdür…

*Tam bağımsızlıktır…

*Bilim ve aklı rehber edinmektir…

*Dine ve her türlü inanca saygıdır…

*Dini siyasete alet etmemektir…

*Çağdaşlıktır…

*Sevinçte, tasada ve kederde bir ve beraber olmaktır…

*Yurtta sulh, cihanda sulhtur…

*Basın hürriyetidir…

*İfade özgürlüğüdür…

*Ayrışmak ve parçalanmak değil, birleşmek ve bütünleşmektir…

*Üretmektir, kalkınmaktır, hakça paylaşmaktır…

*Teşebbüs hürriyetidir…

*Mülkiyet hakkına saygıdır…

*Hukukun üstünlüğüdür…

*Sanata ve sanatçıya saygıdır…

*Milli egemenliktir…

*Milli egemenliği paylaşmak isteyenlerle mücadeledir…

*Kaos değil, düzendir…

*Kaygı değil, umuttur, sevinçtir, sevgidir…

*Milli gururumuz ve onurumuzdur…

*Komşu ülkelere saygıdır…

Bu listeyi sizler devam ettirebilirsiniz, benden bu kadar.

 

***

 

Sevgili okurlarım, iki gündür sizlere Türk basınında yaşanan linç olayını dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım.

Aslında özgürlüğü elinden alınan sizlersiniz.

Sizlerin haber alma hakkınız engellenmek isteniyor.

Yazımı, Mustafa Kemal Atatürk’ün dünkü gazetemizin manşetinde yer alan o sözüyle bitirmek istiyorum:

“Hükümetlerin icraatı menfi olup da millet itiraz etmez ve iktidarı düşürmezse, bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir.”

Karar sizin!

Bu yazı toplam 1079 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim