• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 18 °C

Demirel müdahale etmeseydi, Ford yatırımı ülkemizde yapılmayacaktı

M.Tanzer Ünal

Yıl, 1998…

Yakın tarihimizden bir anı…

Çoğunuz hatırlarsınız…

Ford Grubu, Türkiye’deki ortağı Koç Holding’le birlikte ülkemizde yatırım yapmak istiyor.

Yatırım yerinin deniz kenarında olması gerekiyor.

Çünkü üretilen otomobillerin çoğu ihraç edilecek.

Tüm sahiller taranıyor, yatırım için en uygun yer olarak Gölcük sahili bulunuyor.

Gölcük sahilindeki SEKA Kavaklığı…

Önce çevreciler ayaklanıyor.

“Burada fabrika yapılması cinayettir…”

Arkasından yatırım siyasi polemik konusu yapılıyor.

Tartışma TBMM’ye kadar taşınıyor.

Başbakan Mesut Yılmaz hakkında gensoru veriliyor.

“Devletin malını peşkeş çekiyor” diye…

Sinirler gergin.

Üzülerek söylemek gerekir ki, Kocaeli kamuoyu da o günlerde iyi sınav veremedi.

Projeyi, parmakla sayılabilecek kadar kişi ve kurum destekledi.

Övünmek gibi olmasın, bunlardan biri de bendim.

Projenin ülkemize ve kentimize büyük yararlar sağlayacağına inanıyordum.

Ford Otosan’ın o yıllardaki Genel Müdürü Ali İhsan İlkbahar’la sık sık konuşuyor, durum değerlendirmesi yapıyorduk.

Amerikalılar, yatırıma gösterilen tepkiye şaşkın!

Bir anlam veremiyorlar.

Türkiye’deki bu ortamı haber alan çevre ülkeler haber gönderiyorlar, gelin bedava arsa tahsis edelim, şöyle şöyle de teşvik verelim…

Ford, yatırımdan vazgeçme noktasında.

Böylesine sıkıntılı günler…

***

Bir gün sabah, ayakkabılarımı bağlayıp tam evden çıkmaya hazırlanırken telefonum çaldı.

Saat sabahın sekizi…

Baktım, arayan Ford Otosan Genel Müdürü Ali İhsan İlkbahar.

Sesi kötü.

Belli ki, canı sıkkın…

“Tanzer Bey” dedi, “sabaha kadar uyuyamadım…”

“Hayırdır Ali İhsan Bey, bir şey mi oldu?”

“Rahmi Bey (Koç) de dün Ankara’da idi. Geç saatlere kadar toplantı yaptık. Bu şartlarda yatırım yapamayız dedi. Herhalde bu iş olmayacak. Sabaha kadar uyuyamadım. Şaşkın haldeyim. Bu yatırımı kaçırmak, Türkiye için büyük prestij kaybı olur. Seni bir arayayım dedim, aklına bir şey geliyor mu?”

Hanım başımda, kapıdan çıkmamı bekliyor…

Ne söylesem?

“Ali İhsan Bey” dedim, “aklıma bir fikir geldi. Ankara’dasınız ya, bugün Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den randevu alın. Randevu konusunda sıkıntı yaşarsanız, yardımcı olurum. Demirel’in huzuruna çıkıp deyin ki, ‘Efendim biz bu yatırımı sizin himayelerinize arz ediyoruz…’ Süleyman Bey mutlaka bir hal çaresi bulur, projenin önünü açar. Olmazsa ne kaybedersiniz ki?”

Ali İhsan Bey “Tamam” dedi, “iyi bir fikir. Gidip aynen böyle söyleyeceğim. Olursa olur, olmazsa başka ne yapalım?”

Ali İhsan İlkbahar, Çankaya’dan çıktıktan sonra telefon etti.

“Tanzer Bey, herhalde bu iş oluyor… Aklınla bin yaşa! Gelince görüşürüz…”

Ertesi sabah Ford yatırımı HÜRRİYET Gazetesi’nin manşetindeydi.

“Cumhurbaşkanı Demirel dedi ki: Ford yer bulamıyorsa, gelsin fabrikayı Çankaya’nın bahçesine yapsın”

***

Rahmetli Demirel, böylesine “pratik çözüm” adamıydı.

O yatırım için siyasilerle polemiğe girmek yerine, bir demeçle işi bitirmişti.

Sanayi yatırımlarının önemini vurgulamak için “Gelsinler benim bahçeme yapsınlar” demişti.

Süleyman Demirel’in bu çıkışından sonra ses kesildi, yer tahsisi yapıldı, inşaat başladı.

Temel atmaya gelen Demirel, son derece gururluydu.

***

Olayların içindeki biri olarak şunu net söyleyebilirim:

Eğer Süleyman Demirel’in zamanında müdahalesi olmasaydı, ülkemiz bu yatırımı elinden kaçıracaktı.

Hem Kocaeli, hem Türkiye kaybedecekti.

sulu-003.jpg

 

DEMİREL’LE ANILARIM

İlk olarak Demirel’in 1969 seçimlerini izlemiştim

Yıl, 1969…

46 yıl öncesi…

Genel milletvekili seçimleri var.

Hani AP’nin yüzde 48 oyla kazandığı o genel seçim…

21 yaşındayım, yüksek öğrenimime devam ediyorum ve Milliyet Gazetesi’nin Isparta muhabirliğini yapıyorum.

Demirel, seçim kampanyasını Isparta’dan başlattı.

O zamanlar buna çok dikkat ederlerdi.

Her lider, kampanyayı kendi şehrinden başlatırdı.

Ve bu ilk kampanyalar gazeteler tarafından birkaç kişiyle izlenirdi.

Milliyet o yıllarda çok popüler!

Merkezden Mete Akyol ve bir foto muhabiri geldi.

Üçümüz Demirel’in peşindeyiz.

Sabah Şevket Demirel’in evinde toplanıyoruz, Süleyman Bey’in de katılmasıyla hep birlikte kahvaltı yapıyoruz ve konvoy halinde yola koyuluyoruz.

İşte Süleyman Demirel’le ilk kez böyle bir kahvaltı anında, aynı ortam içinde bulundum.

Meslekte deneyimli gazeteciler, kahvaltıda doğal olarak Süleyman Bey’e yakın otururlardı.

Biz tıfıllar geride…

Süleyman Bey bunu sezer, her kahvaltıda bizlerden birini yanına çağırırdı.

Bir defasında beni de işaret etti, yanına gittiğimde, hemen diğer yanında oturan Mete Akyol, “Efendim, Tanzer Ispartalıdır ve burada bizi temsil etmektedir” diye takdim etti.

Demirel’le ilk el sıkışmam, ilk yüz yüze gelmem böyle oldu.

***

O seçim kampanyasında Demirel’in biz gazetecilere yaklaşımı beni çok etkilemişti.

Her kahvaltının sonunda otobüse giderken mutlaka sorardı…

“Arkadaşlar hareket edebilir miyiz? Gelmeyen arkadaşınız var mı? Herkes kahvaltısını yaptı mı?”

***

O günlerden aklımda kalan diğer bir anım da şöyle…

Şarkikaraağaç ilçesindeyiz.

Burası “Koca reis” lakaplı, Süleyman Bey’in yol arkadaşı Saadettin Bilgiç’in memleketi.

Her ikisi de iyi arkadaşlar, ama arada bir didişiyorlar, bu da basına yansıyor.

Aralarında gizli bir rekabet var.

İlçedeki miting bitti, bütün ekip Saadettin Bilgiç’in evindeyiz.

Evler kerpiç, ama odaları büyük.

Yer sofralarında 40-50 kişi yemek yenebiliyor.

O zamanlarda, en azından birim yörede masada yemek alışkanlığı yok.

Koskoca tahta sininin etrafına bağdaş kurup oturduk, karnımızı doyuruyoruz.

Saadettin Bilgiç’in babası ev sahibi olarak ortada, bir tarafında oğlu, diğer tarafında Süleyman Bey…

Süleyman Bey, tatlı bir dille Saadettin Bilgiç’i babasına şikâyet ediyor:

“Senin oğlanla geçinemiyoruz, şuna bi şey de!”

Saadettin Bilgiç, babasına şikâyet edilen çocuk mahcubiyetinde…

Baba Bilgiç, güngörmüş bir adam!

“Kardeş kardeşle kavga etmez” dedi, konuyu kapattı.

 

İslamköy’de CHP’ye bir oyu kim verdi?

1977 milletvekili genel seçimleri…

Isparta’da kısa dönem askerliğimi yapıyorum.

Rahmetli Örsan Öymen’le aynı bölükteyiz.

Aramızda bir de TRT’den Recep Güvelioğlu var.

Askerlik dediğin, 3.5 ay!

Seçimin ertesi günü terhis olduk.

Mete Akyol, Örsan Öymen’i ve beni telefonla aradı: “Bir yere ayrılmayın ben geliyorum. İslamköy’de CHP’ye bir oy çıkmış. Birlikte İslamköy’e gideceğiz, CHP’ye o bir oyu kim verdi bulacağız…”

Terhis edilir edilmez, soluğu İslamköy’de aldık.

Üç koldan ev ev, kahvehane kahvehane, tarla tarla dolaşıyoruz.

“Seçimlerde CHP’ye bir oy çıktı, sen mi verdin?”

Aldığımız cevaplar benzer…

“Tövbe tövbe!”

Köyün hemen hemen tamamıyla konuştuk, kime “CHP’ye o bir oyu ben verdim” demedi.

Sonunda “CHP’ye bir oy atma günahı”, dışarıdan gelen sandık kurulu başkanı öğretmenin üstüne kaldı.

***

O röportaj, Milliyet’te üçümüzün imzasıyla yayınlanmıştı.

Aradan yıllar geçti…

Siyasi yasaklı olduğu dönemde röportaj yapmak için Süleyman Bey’in Tuzla’daki evine gitmiştim.

Unutmamış, hal hatırdan sonra “Ne o, köydeki CHP’liyi hâlâ bulamadınız mı?” diye takıldı.

Demirel’i anlatmaya yarın da devam!

Bu yazı toplam 1299 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim