• BIST 97.725
  • Altın 144,624
  • Dolar 3,5598
  • Euro 3,9698
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 17 °C

DEMOKRASİMİZİN RUHUNA EL-FATİHA

Ruhittin Sönmez

 

AKP’nin HSYK Kanunu değişiklik teklifi, 20 saat süren kavgalı, tartışmalı oturum sonunda sabah saatlerine kadar devam eden Meclis operasyonu ile kabul edildi.

AKP bu kanunla “kuvvetler ayrılığı” ilkesini ortadan kaldırdı. Artık Yargı, Yürütmeye bağlanmıştır.

Kuvvetler ayrılığı olmadan demokrasi olmaz. Demokrasilerde devlet organları olan yasama, yürütme ve özellikle de yargı kuvvetlerinin ayrı olması gerekir.

Çünkü "kuvvetler ayrılığı" bir fren ve denge mekanizmasının adıdır.

Geç vakitlerde ceylan derisi koltuklarında kendilerinden geçmiş AKP milletvekilleri uykuya direnmeye çalıştılar. Ancak liderlerine direnemediler. Grup başkanvekillerinin işaretine bakarak “evet” dediler. Demokrasimizin tabutuna son çiviyi çaktılar.

Eğer Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yasayı onaylarsa, bize demokrasimizin ruhuna FATİHA okumak düşecek.

Bu kanundan sonra artık vatandaşların “bağımsız yargı” teminatının kalmadığını söyleyebiliriz.

*****

MİLLİ İRADEYE SAYGI

30 Ocak 2012 "Ulusa Sesleniş" konuşmasında Başbakan şöyle demişti: “12 Eylül 2010 Halkoylaması, yargı için bir milat niteliği taşıyor. Bu, doğrudan doğruya milletimizin tasdikiyle, halkımızın onayıyla gerçekleştirilmiş bir hukuk reformudur.

"Yargıya millet eli değdi. Yargı, bir hizbin, dar bir anlayışın, bir grubun arka bahçesi olmaktan çıktı, milletin yargısı haline geldi..."

Şimdi baktı ki yargı istediği gibi değilmiş. Yüzde 58 halkoyu ile kabul edilen HSYK düzenlemesi Meclis’te AKP oylarıyla değişti.

“Milli iradeye saygı” böyle bir şey olmalı.

*****

YARGIYI YÜRÜTMEYE BAĞLAYAN HÜKÜMLER

Bakınız HSYK Kanunu ile Yargı, Adalet Bakanına (bir başka ifadeyle Başbakan’a) nasıl bağlanmış?

Yeni düzenlemeye göre, “Adalet Bakanı, 3 daireyi istediği şekilde isim isim yeniden yapılandıracak. HSYK’nın geçmişteki tüm genelgeleri yürürlükten kalkacak. Hâkim ve savcıların soruşturma ve inceleme izinleri Bakan’ın onayından geçecek.”

“Yasanın Resmi Gazete’de yayımlandığı gün HSYK’daki mevcut genel sekreter, genel sekreter yardımcıları, teftiş kurulu başkanı, yardımcıları, kurul müfettişleri, tetkik hâkimleri ve idari personelin kuruldaki görevleri sona erecek.”

“10 gün içinde Adalet Bakanı tüm bu görevlere yeni atamalar yapacak.”

“Şu anda 3. Daire Başkanı’nın gözetiminde olan Teftiş Kurulu Başkanı, Adalet Bakanı gözetiminde görev yapacak. Teftiş Kurulu, HSYK tarafından değil Adalet Bakanı’nca verilen görevleri yerine getirecek. Teftiş Kurulu Başkanı sadece Bakan’a karşı sorumlu olacak. Yargı üyeleriyle ilgili Adalet Bakanı’nın onayı olmadan inceleme ve soruşturma açılmayacak.”

******************************************************

 

Başbakan iddialarını ispatlayamadı

Başbakan Erdoğan’ın kendisi ve yakınları hakkında bir suçlama olduğu zaman kullanmayı çok sevdiği bir cümle var: “Hukukta bir kaide vardır, “Müddei iddiasını ispatlamakla mükelleftir.” Bu temel hukuk kuralına göre, bir suçlamada bulunuyorsanız ispatlamak zorundasınız.

Hukuk kurallarına uymak sadece sıradan vatandaşların değil, kanunları yapanlar dâhil herkesin görevidir. Yani “Hukuk devletlerinde” Başbakanlar da iddialarını ispatlamakla mükelleftir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son zamanlarda ortaya attığı ve henüz ispatlayamadığı iddialardan bazılarına bir göz atalım:

  • Gezi Parkı eylemlerinde bir 'ihanet şebekesi' ortaya çıktığını söyledi. 'Bu şebekesinin tüm bağlantılarına yakında milletimize açıklayacağız' dedi. Yaklaşık 9 ay geçmesine rağmen açıklanabilmiş bir ihanet şebekesi ortada yok.

 

  • Gezi olayları sırasında Camide içki içildiği iddiasını dile getirdi. İspatlayamadı.

 

  • Başörtülü bir genç hanıma üstleri çıplak, elleri deri eldivenli kalabalık bir grubun darp, taciz ve iğrenç eziyetlerde bulunduğu iddia edildi. Başbakan’ın “Benim başörtülü bacıma saldırdılar” iddiasının gerçek olmadığı Mobese görüntüleriyle açığa çıktı.

 

  • Başbakan Erdoğan da, İçişleri Bakanı Efkan Ala da, 17 Aralık öncesinde piyasadan milyarlarca dolar toplandığını iddia etmişti. Efkan Ala, 'Operasyon öncesi dolar alanları biliyoruz' demişti. Bank Asya’yı töhmet altında bırakmak için, '2 milyar dolar vurgun' yapıldığını söylemiş ve bunun belgelerini açıklayacaklarını duyurmuştu. Bu konu da ispat edilemedi.

 

  • Erdoğan, Savcı Zekeriya Öz´ün bir yılda 22 kez yurt dışına çıktığını söyledi ve bir savcı olarak, ayda iki kez yurt dışına çıkacak kadar parayı nereden bulduğunu sordu. 'Bütün deliller elde' hepsini açıklayacağız, dedi. Bu konuda açıklanan bir şey olmadı.

 

  • Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının hükümete darbe planı olduğunu, bu darbeyi dışarıdan emir ve talimat alan ve vatana ihanet içinde olan paralel yapının uygulamaya çalıştığını her fırsatta dile getirdi. Bu girişimin iç ve dış bağlantılarının kimler olduğunu bildiğini öne süren Erdoğan, yine 'İhanet şebekesinde kimler olduğunu biliyoruz' dedi ve 'Hepsini açıklayacağım' dedi. Böyle bir açıklama yapılmadı.

Paralel devlet yapılanması (PDY) mensubu olduğu gerekçesiyle başta önemli soruşturmaları yapan savcı, hâkim ve emniyet mensupları olmak üzere binlerce kamu görevlisi görevden alındı veya tayin edildi. Ama bugüne kadar “paralel devlet yapılanması (PDY)” suçlamasıyla hiç kimse hakkında bir soruşturma bile açıl(a)madı. Bu iddiayı ispatlayıcı bir delil ortaya konulamadı.

  •  

BAŞBAKANIN İNKÂR ETTİĞİ İSPATLANMIŞ İDDİALAR

Bir de rakiplerinin iddia ettiği, Başbakan’ın inkâr ettiği, belgelenmiş ve ispatlanmış iddialar var. Sadece ikisini hatırlayalım:

 

  • Urla’da müstakil bir koyda bulunan villaların Başbakan Erdoğan‘ın talimatıyla Hazine arazisine yapıldığı ve Başbakan Erdoğan’a ait olduğu iddia edildi. BaşbakanUrla’daki villaların 35 sene önce yapılmış” binalar olduğunu söyledi. Google Earth görüntülerinden villaların son bir yıl içinde yapıldığı anlaşıldı. “Benim değil” dedi, telefon tapelerinden kızı ve eşinin villalar için özel tadilat taleplerini dinledik.

 

  • “Oslo müzakereleri” devam ederken, PKK ile görüşme olduğu iddialarına karşı R.Tayyip Erdoğan “bu alçakça bir iftiradır, uydurulmuş bir yalandır. Ak Parti hükümetinin herhangi bir terör örgütü ile masaya oturması ve pazarlık yapması söz konusu değildir, bundan sonra da olmayacaktır. Bu iftirayı atanlara söylüyorum, ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli bizim masaya oturduğumuzu söylüyorsanız, bu iddianızı ispatlamazsanız müfterisiniz" demişti. (Demek ki bir iddiayı ortaya atıp ispatlayamayana MÜFTERİ deniliyormuş.)

 

Bilindiği gibi Oslo’da PKK yöneticileri ile müzakereler açığa çıktı. Daha sonra da İmralı Süreci ile görüşme ve pazarlıklar devam etti.

Böyle bir ülkede rejimin adı herhalde demokrasi olamaz.

 

Bu yazı toplam 854 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim