• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 19 °C

Demokrasinin gücü

Hasan Altınkaya

Demokrasi nöbetlerine geçtiğimiz çarşamba günü itibariyle ara verildi. Dikkat edin, “ara verildi”. Yani henüz bitmedi. Demek tehlikenin tam olarak geçtiği düşünülmüyor. Gerçi bu saatten sonra darbe girişimi olsa bile millet olarak epey bir tecrübemiz oldu diyebiliriz. Allah göstermesin, öyle bir durumda savaş uçaklarının kalkışını bile engelleyebilecek fikirlerimiz var. Tank ya da herhangi bir zırhlı araç zaten çocuk oyuncağı. Artık bu saatten sonra böyle bir hainliği kim aklının ucundan geçirirse bedelini çok ağır ödeyeceğini de bilmesi lazım. Herkesin aklını başına alması ve milli iradeye saygılı olması gerekir. Yok “bu kez bu işi hallederiz” diye düşünürlerse, buyursunlar denesinler. Gökyüzündeki yıldızları omuzlara takarak millete istikamet verme dönemi eskilerde kaldı. 15 Temmuz gecesi Allah’ın hakimiyetiyle, iradenin gerçek sahibinin bu millet olduğu gerçeği herkesin hafızasına iyice kazındı. Bu günler unutulur ve askeri ya da sivil herhangi bir vesayet millete yeniden ayar vermeye kalkarsa, milletin gücüyle karşılaşacaklarını iyi bilsinler. Özellikle siyasi iradeye birtakım hususları hatırlatmakta fayda görüyorum…

Genelde de yerelde de halka rağmen karar alma dönemi bitsin. “Birilerinin adamı” anlayışı yerine, milletin teveccühü öne çıksın. Bilmem hangi vakfa bağış yapıp siyasette yol alma dönemi tarih olsun. Aday olabilmek için partinin üst kadrosunun gözüne değil, halkın gönlüne girenler öne çıksın. Halka güvenin, halk doğruyu da yanlışı da ayırt etmesini bilir. “Halk için, halka rağmen” diye bir yönetim anlayışı olmasın. 3 kişinin bile arkasında yürümeyeceği kişiler meclis üyesi yapılmasın.

İnanın bu liste uzar gider. Ayakların baş olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Saygınlığı olması gereken, devleti temsil eden koltukları işgal eden öyle liyakatsiz insanlar var ki, sayelerinde bulundukları makamlar da itibar kaybına uğruyor. Halkımız bu konuda inanın ince eleyip sık dokur. Çoğunluk her zaman iş yapabilecek, kendisinden daha donanımlı, bu görevleri hak eden insanları seçer. O yüzden iradenin gerçek sahipleri artık söz sahibi olsun. Bunu sağlayacak olan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Vereceği bir talimatla, parti içinde kurulmuş tüm düzenler ve kirli çıkar ilişkileri yok olacaktır.

 

İnsan olmak başkadır başka…

Son yılların en büyük münafıklığına hep beraber şahit oluyoruz. Yüzünüze gülüp arkadan iş çevirenler, Allah’ın adıyla aldatmaya çalışanlar… Etrafta olup bitenlere baktıkça insanın iyice midesi bulanmaya başlıyor. Derler ya “Allah düşmanın da mertini versin” diye… İnanın o kadar doğruymuş ki bu söz! Dürüst olsun, vatanını milletini sevsin, hepimize yeter artık. Kimse kimsenin ideolojisini, mezhebini, meşrebini sorgulamayacak şu andan sonra. Kendim de benzer bir tavır içinde olacağım. Fikir ayrılıkları yaşadığım, hayat görüşünü benimsemediğim insanlarla bir araya gelmekten imtina etmeyeceğim artık. Kimseye hiçbir şekilde kızmak, tavır almak, uzak durmak gibi bir davranışın içinde olmayacağım. Yeter ki “insan” olsun; hain olmasın, münafık ruha sahip olmasın. Yaşadığımız büyük ihanetin şokunu milletçe üstümüzden atana kadar çoğumuzun insan ilişkilerinde tek kriteri bu olacaktır sanıyorum.

 

Hiç yakışmadı!

15 Temmuz gecesinden itibaren bu vatan toprakları üzerinde yaşayan herkesin, toplumun tüm kesimlerinin bir araya gelerek, demokrasi için, vatan için nöbet tutması muhteşem bir olaydı. Yıllarca akıllardan silinmeyecek sahneler yaşadık son bir ayda. Rabia ile Bozkurt işaretini yan yana yapabilen insanlar da vardı, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen de, “Asım’ın nesliyiz” diyen de… Tek yumruk olmayı başarabilmek öyle gururlandırdı ki bu vatanın evlatlarını…

Bu gururun yanında, bazıları adına duyduğum utançtan da bahsetmek istiyorum. Birileri muhakkak çıkacaktı bu karışık ortamdan nemalanmaya çalışan. Elbette şaşırmadım, ama ziyadesiyle üzüldüm ve onlar adına utandım. Bu siyaset nasıl bir akıl tutulmasına neden oluyor ki, bir kenarda durup avuçlarını kaşıyıp, sevmediğin, fikrini benimsemediğin, anlaşamadığın insanların tutuklanmasını bekleyebiliyorsun? İçinizde nasıl bir kin nefret biriktiriyorsunuz ki, böyle salyalarınızı saçarak dışa vurabiliyorsunuz? Demek ki demokrasi adına yaptığınız her şey göstermelik, attığınız her slogan yalan, tuttuğunuz her nöbet riyaymış.

Her kim hakkında bir iddianız, şikayetiniz varsa her vatandaş gibi devletimizin ilgili kurumlarına bildirmeniz gerektiğini biliyorsunuzdur. Yapmışsınızdır da eminim. Kim bu hainlerle beraber olmuşsa, teröre en ufak bir yardımı olmuşsa, az veya çok destek olmuşsa, devletimiz bunu tespit eder.

Ama yok, sırf rahatınız bozuldu diye, düzeniniz dağıldı diye sağa sola saldırıyorsanız…

Korkakça ve ahlaksızca fitne ortamı yaratmaya çalışıyorsanız…

Allah’tan korkmuyor, iftira atmaktan çekinmiyorsanız…

Demokrasiye inanmıyor ve sonuçlarını hazmedemiyorsunuz demektir.

O meydanlarda yeriniz olmadığı gibi, ahirette de işiniz zor…

 

Bu yazı toplam 1148 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim