• BIST 108.594
  • Altın 144,399
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 17 °C

Denize girilebilir yerler neden açıklanmadı?

M.Tanzer Ünal

Geldik mayısın 20’sine…

Tamam bu yıl mayıs ayı serin geçiyor, ama bu böyle devam edecek değil.

Sıcaklar aniden bastırınca, halk serinlemek için deniz aramaya başlar.

İyi de, deniz mevsimi gelmesine rağmen hâlâ “denize girilebilecek plajlar” listesi açıklanmadı.

İlk defa bu yıl bu kadar geciktirildi.

Geçen yıllarda en geç nisan ayı sonuna kadar “kirlilik raporu” açıklanır, vatandaş da nerelerde denize girilebileceğini, nerelerde girilemeyeceğini bilirdi.

Bu yıl tık yok!

Haydi diyelim ki, Karadeniz sahillerimizdeki plajlarımız temiz…

Ya körfezdekiler ne olacak?

Ulaşlı, Halıdere, Değirmendere, Karamürsel sahilleri acaba temiz mi, değil mi?

Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı Sait Ağdacı, “İzmit Körfezi çok kirli, sakın denize girmeyin” uyarısı yapıyor…

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ise tam aksi görüşte, “Gönül rahatlığıyla girebilirsiniz” diyor.

Şimdi vatandaş ne yapacak, Çevre Mühendisleri Odası’na mı, yoksa Büyükşehir Belediyesi’ne mi inanacak?

Bu nedenle sağlık müdürlüğünün raporu çok önemli!

Kamuoyu adına soruyoruz…

“Denize girilebilir yerler raporu” neden hâlâ açıklanmadı?

Yoksa sıkıntı mı var?

Sıkıntı yoksa neden açıklanmıyor?

Halk, nerelerde denize girebileceğini bilmek istiyor.

Bekliyoruz…


 

Bir okurumun telefonu: ”Körfez, rezalet!”

Tesadüf bu ya, tam plajlarla ilgili yazıyı sonlandırmak üzereyken bir okurum aradı.

Söyledikleri İzmit Körfezi ile ilgili…

“Sizi bir haftadır arayacağım, fırsatım olmadı. Geçen hafta sonu hava güzeldi, körfezde biraz kürek çekeyim dedim… Deniz tek kelimeyle rezalet! Nasıl kirli nasıl kirli anlatamam. Benim gördüğüm, sanayi kirliliğinden çok, evsel kirlilik. Sanırım arıtmalar çalışmıyor… Hem kokuyor, hem çok kirli. İçim dışıma çıktı, dayanamadım geri döndüm. Denize girmek filan mümkün değil. Seyrederken bile insanın kusası geliyor. Bu sorunu dile getirirseniz sevinirim.”                             

Telefon eden, tanıdığım bir isim.

Sözüne güvendiğim biri…

Şimdi ortaya çıkan manzaraya bir bakar mısınız?

Kirli olan denize, “Kirli” diyemiyoruz.

Gizliyoruz, denizin kirliliğini vatandaştan gizliyoruz.


  

Atatürk ticareti yapan bir yayınevi

ataturk-004.jpg

Kitap fuarındayım…

Sahafları, yayınevlerini ve diğer kültür birimlerini dolaşıyorum.

Bir salonda, girişte soldaki salonda, bir yayınevi…

Standın dört tarafı Türk bayrakları, Atatürk posterleriyle çevrili!

Fotoğrafta görüyorsunuz…

Bir tarafında “Ne mutlu Türk’üm diyene”, diğer tarafında “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” yazılı.

Standın alt tarafındaki ifade de ilginç: “Artık Atatürkçü bir yayınevi var, İleri Yayınları”…

Standı görüp yazıları okuyunca tüylerim diken diken oldu.

Gururdan değil, öfkeden!

Sinirden, üzüntüden…

Bu nasıl bir mantık!

Bu nasıl bir düşüncesizlik!

Şu ifadeye bir bakar mısınız?

“Artık Atatürkçü bir yayınevi varmış…”

Ne yani, şimdiye kadar; Atatürk’le ilgili, çağdaş dünya ile ilgili, Atatürkçülük ve çağdaşlık çizgisinde, akla ve bilime dayalı kitaplar çıkaran yayınevleri Atatürkçü değil miydi?

İki slogan yazmak ve söylemekle mi Atatürkçü olunuyor?

Standına, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” ve “Ne mutlu Türk’üm diyene” yaz, kendi kafana göre “Görüyorsunuz, en kral Atatürkçü benim” havası at ve bunun ticaretini yap…

Bu iş değil!

Atatürk; hepimizin, tüm Türk ulusunun ortak değeri!

Atatürk ismini ön plana çıkararak “ticari avantaj” sağlamaya çalışmak da neyin nesi?

Yani sen Atatürkçüsün, fuarda bulunan diğer yayınevleri Atatürkçü değil, öyle mi?

Atatürk’ü sevmek başka, Atatürkçü görüşe sıkı sıkıya bağlı olmak başka, ama ticari çıkar uğruna Atatürk’ü istismar etmek başka!

Bu yayınevinin yaptığı, ticari çıkarı için Atatürk’ü istismar etmektir.

Düpedüz, “Atatürk ticareti” yapmaktır.

Atatürk, bir yayınevinin, bir grubun tekelinde olamaz!

Olmamalı…

Bu tür davranışlar, Atatürkçülüğe hizmet, Atatürkçülüğe iyilik değil, kötülüktür.


 

İki görüş

*”Hırslı olan ve gözü doymayan insan mutlu olamaz.” FENELON

*”Düşünceye gem vurmak, rüzgârı zapt etmekten daha zordur.” GANDHI

Bu yazı toplam 2222 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim