• BIST 89.282
  • Altın 145,428
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 13 °C
  • Sakarya : 12 °C

“Dersimli Kemal” mi, “Tuncelili Kemal” mi?

M.Tanzer Ünal

CHP’yi yazmaya devam ediyoruz…

Yazacak çok şeyi var, ama biz yine özet geçiyoruz.

Kurultay konuşması içinde kaynadı gitti.

Kılıçdaroğlu, kürsüden göğsünü gere gere demişti ki, “Ben Dersimli Kemal’im!”

Yani?

Bu sözü tersinden okursak ne demek?

“Ben Tuncelili Kemal değilim…”

“Dersimli Kemal” olmak…

Ve “Tuncelili Kemal” olmak…

Aynı kapıya çıkar, ancak “siyasi anlamları” farklı!

Biliyorsunuz, Tunceli’nin ismi 4 Ocak 1936 tarihine kadar “Dersim” idi.

Bu tarihte çıkarılan bir yasa ile adı “Tunceli” oldu.

Kılıçdaroğlu, kurultayda “Ben Dersimli Kemal’im” demekle, “Ben bölgenin 1936 öncesi zihniyetini taşıyorum” demek istemiyor mu?

Aksini düşünen varsa, tartışmaya hazırım.

Demek, Kılıçdaroğlu, cumhuriyet döneminin, Atatürk ve arkadaşlarının tutumunu ve kararını tasvip etmiyor.

Eğer Kılıçdaroğlu, hem “Dersimli”, hem “Tuncelili” ise durum daha da vahim.

İki zihniyete de göz kırpıyor demektir.

 

Diğer falsoları

Bir partinin bir çizgisi vardır.

Parti yöneticisi, varsa lideri, çıkar ortaya der ki, biz buyuz buyuz…

 

Bir süre yolunda yürüdükten sonra, prim yaptığını gördüğü diğer kulvarlara girmez.

Kılıçdaroğlu, baktı ki, Kürtçülük iyi prim yapıyor, son kurultayda “kopya söylevleri” konuşma metni içine aldı.

Efendim, “Yerel yönetimler özerklik şartı” mutlaka uygulanmalıymış.

Başka?

“Anadilde eğitim” ele alınmalıymış.

“Kürt sorunu” TBMM’de çözülmeliymiş.

Bu söylevler, CHP’nin içine düştüğü acıklı durumu gösteriyor.

AKP’nin çoğunu yıllardır söylediği bu söylevlerden, kendine güya rant sağlamaya çalışıyor.

Bu söylevler, AKP’ye rant sağladıysa sağladı bitti.

Söylevler eskidi, CHP’nin gündemine yeni giriyor.

 

CHP’de “değişim” mi, yoksa “değişiklik” mi yaşanıyor?

Benim bakış açımdan, CHP’de yaşanan “değişim” değil, “değişiklik”…

“Yol”u ve “yöntem”i yok!

 Yola çıkmış da, “nereye gideceğini” bilmiyor.

İnançsız…

Hedefsiz, hedefsiz olunca da heyecansız…

Kendi kendine, “Vatandaş bana neden oy versin?” sorusunu sormadan ve bunun gereğini yapmadan yalpalayarak dolaşıp duruyor.

Değişim değişim diyor da, değişimin, yönetimdeki üç beş kişinin değişmesiyle sağlanabileceğini sanıyor.

Halbuki bu, “değişim” değil, “değişiklik”!

İsimleri değiştirince, “değişim” olmuyor.

“Zihniyet kodları” nın değişmesi lazım!

Siyasette patron, seçmendir.

Güven vereceksin!

Verdiğin sözleri yerine getireceksin!

Sıcak temaslar kuracaksın!

Ülkeyi daha iyi yöneteceğine inandıracaksın!

İnançlı kadrolar kuracaksın!

Parti çalışmalarına “dava” gözüyle bakan kadrolar…

CHP’de yukarıda saydıklarımın hangisi var?

Beraber, bir olup, birlik olup, “başarı” için çalışacaklarına, “birbirlerinin başarısızlığı” için zaman harcıyorlar.

“Takım başarısı” için değil, “birey başarısı” için çalışıyorlar.

Çoğu, “Ben olmazsam, partimin başarısı çok önemli değil” görüşünde.

Aday iseler çalışıyorlar, aday değillerse baltalıyorlar.

CHP, bu kafayla bir yere gidemez.

Bırakın iktidar olmayı, yakında “ana muhalefet” sıfatını dahi kaybedebilirler.

 

CHP’liler, “dava adamı” mı?

Sanmayın ki, sadece Kocaeli’ deki CHP’lilerin çoğu böyle!

Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, CHP’lileri “aynı format” içinde görürsünüz.

Tornadan çıkmış gibi…

Parti yöneticileri, heyecansız…

Delege, heyecansız…

Üye, heyecansız…

Gönül verenler kuşkulu…

Bu neden böyle?

Çünkü CHP’liler, parti çalışmalarını “dava” olarak görmüyorlar.

Türkiye’yi değiştirmeyi…

Türkiye’yi hainlerden korumayı…

Türkiye’yi büyütüp, modernleştirmeyi…

Kendilerine iş edinmemişler.

Motivasyonları yok!

Günahlarını almayalım…

Türkiye’nin değişmesini istiyorlar istemesine de, bu konuda kendilerine fazla iş düşmesin, çalışmasınlar, yorulmasınlar, görüşündeler.

Hep eleştirirler, ama iş başa düşünce sıvışırlar.

Sorumluluk almazlar, çalışmazlar…

Çalışanın da ayağına çelme takmaya kalkarlar.

Eğer bana inanmıyorsanız, çevrenizdeki CHP’lileri iyi izleyin, çoğunda benzer özellikler görürsünüz.

 

Davanın adı konmalı!

Tamam, korku var, kaygı var, endişe var.

Talep ve beklentiler sıra sıra…

Ama hayal yok, hedef yok.

Hayal ve hedefin yakalanacağına inanç yok!

Eksik olan bu!

*“Özgürlük” deniyor…

*“Daha fazla demokrasi” deniyor…

*“İsteyenin istediği gibi yaşayacağı kalkınmış ülke” deniyor…

*“Hukukun üstünlüğü” deniyor…

*“Çalışmak, üretmek ve hakça paylaşmak” deniyor…

*“Atatürk ilkelerinin korunması” deniyor…

*“Yurtta sulh, cihanda sulh” deniyor…

Deniyor, ama bunlar uğruna mücadele edecek “inanmış kadroları” ve “dava adamları” yok!

CHP yönetimlerinin yapması gereken bu!

Değişimin gerçekleşeceğine önce inanmak, sonra inandırmak!

“Dava”nın adını ortaya koymak!

Milleti heyecanlandırmak!

Bilmem anlatabildim mi?

Bunlar yapılmadan, Kılıçdaroğlu kurultayda, “Dersimli Kemal’im” dese ne yazar, demese ne yazar!

Bu yazı toplam 938 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim