• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 4 °C

Devlet katil, Demirtaş değil, öyle mi?

Mehmet Özmen

Ankara’da kötü bir olay yaşandı. Onlarca insan ölüme, terörü kurban gitti. Memleket yangın yeri gibi.

Herkes bir yerlerde sorumlu arıyor, ama kimse çözümden söz etmiyor.

Ancak birileri sorumlu ararken, devlet geleneğinin ne olduğunu, ettikleri her kelamın ülkeye sıkıntı verip vermediğini, sözde hesap sorma modunda, bana göre ise transa geçmiş şekilde hareket ediyorlar.

Bakın şu Selahattin Demirtaş’ın yaptıklarına. Daha doğrusu söylediklerine…

PKK’nın sempatizanı, arkasına aldığı terör örgütü ile ahkam kesmekten başka tutunacağı bir dalı olmayan HDP’nin bu genel başkanı olan zat, sebep olduğu 6-7 Ekim olaylarını unutmuş, PKK’ya mı, yoksa İsrail’e mi alet olduğu belli olmayan bir tarzda milleti galeyana getirip sokaklara döktüğünü, insanların kanına girdiğini unutmuş, şimdi devlete ‘Katil’ deme hadsizliğini gösteriyor.

Bugün PKK denilen yapılanmanın bir terör örgütü olduğunu söyleyemeyecek derecede basiretsiz olan bu Demirtaş, hangi hakla ve yüzle toplumun karşısında ‘İyi çocuk’ numaralarını yapabiliyor?

Bu topraklarda yaşayan herkesin bağımsızlığın garantisi olan İstiklal Marşı’nı bile söylemekten imtina eden bir partinin, üstelik buna rağmen “Biz Türkiye partisiyiz” diyebilen bir partinin genel başkanı olarak,  hangi hakla devletini “Katil olmakla” suçlayabiliyor?

“Bu meydan, kanlı meydan” türkülerinin söylendiği…

Bir tane bile Türkiye bayrağının olmadığı…

Türkiye Cumhuriyeti devletine hakaretlerin edildiği…

İnsanımızı, askerimizi, polisimizi şehit eden terör örgütü PKK’nın savunulduğu bir alanda barış mitinginin yapıldığını mı iddia ediyorsunuz?

Bu nasıl bir barış anlayışıdır, ey Selahattin Demirtaş…

Eşinin ve çocuğunun önünde şehit edilen polis için yaşamadığın üzüntüyü, açıkçası Ankara’da katledilen insanlar için de yaşadığını düşünmüyorum.

Ortadaki tablo elbette vahimdir. IŞİD de elbette bir terör örgütüdür. Ama en az PKK kadar bir terör örgütüdür.

Türkiye ise bu iki terör örgütüne karşı Kürt’ü ile, Türk’ü ile insanını savunmaya çalışan bir ülkedir.

Devleti katil göstermeye gayret gösteren zevat, yaşadığı, milletvekili seçildiği, her ay düzenli olarak maaşını aldığı, bayrağının altında kendini güvende hissettiği devletinin tarafında mı, yoksa en az IŞİD kadar barbar olan ve kandan beslenen PKK tarafında mı yer alacak bunun kararını vermelidir.

 

***

 

Tabi işin bir de hükümet boyutu var.

Bu dünyada hiçbir şey insan hayatından daha değerli değildir, olmamalıdır.

Devlet, milletine sahip çıktığı oranda devlettir. Ama’sızca, sorgusuzca bunu yapmalıdır.

Ayırt etmeden, insanların fikrine, yapısına, tipine, bıyığına, boyuna posuna bakmadan bunu yapmalıdır.

Kısacası insanını tehlikelere ve olabilecek saldırılara karşı koruyabilmelidir devlet.

Bu anlamda Ankara’daki saldırıda çok bariz bir şekilde güvenlik zaafı vardır. Bunun da mutlaka devlet içinde hesabı sorulmalıdır. Bakansa bakan, müdürse müdür, ama mutlaka insan hayatına mal olan bu alçakça saldırının üzerine gidilmeli meseleye çok hassas yaklaşılmalıdır.

Ankara’daki patlamanın hemen ardından cesetlerin ve yaralılara müdahale edenlerin üzerine biber gazı sıkılma iddiası sonuna kadar araştırılmalıdır.

Düşünceme göre hesabı sorulacaktır da…

Bu anlamda CHP ve MHP’ye giden, MHP’nin klasik bir şekilde adeta “Terörle ne yaparsanız yapın, beni ilgilendirmez” mahiyetindeki “Hayır” yanıtını verdiği toplantıya HDP de davet edilmeliydi.

Başbakan Davutoğlu, koalisyon görüşmelerinde yaptığı “Yüzde 13 oy almış bir partiyi görmezlikten gelemem” sözünü hatırlamalıydı. Eğer, Demirtaş’a “Sen devlete nasıl katil dersin?” diyecekse de bunu kapalı kapılar ardında gerilimi milletine yansıtmadan yapmalıydı.

Kısacası gün, siyasetten ve siyasetçiden başlayarak birlik olma günüdür…

Terör örgütleri ile aramıza mesafeler koyma günüdür…

PKK’nın da bir terör örgütü olduğunu fark etme ve ona göre davranma günüdür…

Birbirimizin gözlerinin içine bakarak doğruları söyleyebilme günüdür…

Devlet olma şuuru ile yeniden ayağa kalkma günüdür…

1 Kasım tarihinin de bu anlamda önemli bir gün olmasını diliyorum.

Bu yazı toplam 949 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim