• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 14 °C

Devlet ve demokrasi deyince…

M.Tanzer Ünal

“Devlet” ve “demokrasi” denince kimi veya kimleri hatırlarsınız?
Günümüzden, yakın tarihimizden değil, geçin onları!
Yıllar, asırlar, hatta milat öncesine gidin!
Akla ilk Eflatun gelir değil mi?
Ünlü Yunan filozofu…
Milattan önce 429-347 yılları arasında yaşamış.
Milattan önce 300 yıllarında “Devlet” isimli bir eser kaleme almış.
Bakın taaa o yıllarda neler yazmış:
“Demokrasilerde işsiz güçsüz takımı devletin başına geçer; ama bunların en tehlikelileri ağzı iyi laf yapan, gündelik sorunlara çözüm getirenlerdir. Bu kişiler düzen içinde yaşayıp zengin olanlardan vergi toplar, bu paraları genellikle kendileri için harcar, bir kısmını da yine işsiz güçsüz halk kitlelerine sus payı olarak dağıtırlar.
Bu arada zenginler için haksız suçlamalarda bulunurlar ve halkı zenginlere düşman ederler. Halkı, oligarşi tekrar gelecek diye korkuturlar ve halk kendine bir koruyucu seçer.
Halkın başına geçen, çoğunluğun kendine kul köle olduğunu görünce, yurttaşların kanına girmeden edemez. Lekeleme yolunu tutar, onu bunu suçlayıp mahkemelerde süründürür, kimini sürer, kimini öldürür.
Böyle bir adam zorba devletini kurmuş ve zorba olmuştur.
Zorba, hükümranlığını sürdürmek için sürekli şiddete başvurmak zorundadır. Kimlerde yürek, üstünlük, akıl, kudret görürse bu kişileri bir şekliyle tasfiye eder.
Halk, yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştur. Zenginler özgürlüklerini alacak zannederken, eli sopalı biri tarafından köle gibi yönetilmeye başlamıştır. Aşırı ve düzensiz özgürlük, ona köleliğin en ağırını en belalısını getirecektir.”
*******
Bir de ünlü Fransız düşünürü Montesquieu’ya kulak verelim!
1689-1755 yılları arasında yaşayan bu büyük düşünür, bakın neler söylemiş?
“Zorbalık, kendini her şeyin sahibi sanan bir kişinin yasalara uymadan keyfi yönetimidir. Zorbalığın temel ilkesi korkudur. Bu korku, cesareti kıran ve girişimi engelleyen bir korku olup, şan ve şerefe yönelirse, isyanlara sebep olabilir. Bozulan her yönetim ister istemez zorbalığa yönelir. Zorba yönetimlerde tartışmasız, özürsüz ve mutlak bir itaat zorunluluğu vardır. Buradaki mutlak itaat, bireylerin bilgisizliğinden doğmuştur.
Kuvvetler ayrılığı, despotluğu önler.”
Montesquieu’nun söyledikleri de böyle!
Biraz karışık gelebilir, ama Montesquieu demek istiyor ki:
*Bir ülkede bireylerin hak ve özgürlüğünü korumak; ancak kuvvetler ayrılığı prensibine uyularak sağlanabilir.
*Yasama, yürütme ve yargı gücü bir elde toplanmışsa ve yargı bağımsızlığına uyulmamışsa, orada siyasi özgürlükler yoktur.
*Demokrasilerde, yargı bağımsız ve siyasetin dışında olacak. Başbakan ve bakanlardan oluşan yürütme gücüyle, Meclis’in yetkisinde bulunan yasama gücü ve yargıçlara tanınan yargılama yetkisi birbirlerinden mutlaka ayrılacak. Bu güçlerin her biri, kendi yetkilerini kullanarak birbirlerini denetleyecek. Demokrasi, hak ve adalet; ancak böyle sağlanır.
Montesquieu, taa 1600’lü yıllarda aynen bunları söylemek istiyor.
********
Bütün bunları neden mi yazdım?
Hiççç! Günümüz Türkiye’sinde “devlet” ve “demokrasi”yi hâlâ tartışmaya devam ediyoruz da…
Belki yararı olur diye düşündüm.
Hepsi bu kadar!

Bu yazı toplam 626 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim