• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 28 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 28 °C

Devlet ve Halk

Nihal Özgirgin

Türklerde devlet mefhumu çok önemlidir.

O nedenle devleti korumak Türklerin tarihten bugüne en önemli önceliklerinden biri olmuştur.

Nitekim geleneğimizde bu önceliğin bir yansıması olarak halkın, eğer hakanı yetkin görmüyorsa, devletin devamlılığını sağlamak adına, başka bir kişiyi hakan seçmekte tereddüt etmediği görülür.

Belki de Türklerin tarihte bu kadar çok devlet kurup yıkmasında “devlet-ebed-müddet” olarak formülleşen ve devlete bağlılık esaslı devlet bakış açısı yatmaktadır. Ve bu bağlılık ve birliktelik çok uzun bir geçmişe sahiptir.

Bu bakış açısının nitelik değiştirmesi ise daha ziyade Osmanlı ile söz konusudur.

Şöyle ki:

Osmanlı’nın kurumsal devlet olma sürecinde birçok milletti kendi tebaası olarak yönetimine alması Osmanlı devlet ideolojisinin şekillenmesinde önemli bir etkendir. Zira bu ideoloji oluşurken kurucu unsur olan Türklerle resmi devlet söylemi arasında ayrışmalar yaşanmaya başlamıştır.

Mesela bu durum en temelde İslam’ı yorumlama açısından kendisini göstermiştir.

Buna göre devlet İslam’ı medrese İslam’ı olarak daha merkeziyetçi ve katı bir yorum şeklinde kendini gösterirken, halk İslam’ı daha pratik ve eski inancın da öğelerini taşıyan ve yaygın bir yorum olarak tecrübe edilmiştir.

Bu durum süreç içerisinde halk ile devlet arasında ayrışmaya yol açmaya başlamıştır.

Devlet ve halk arasındaki bu ayrışmayı 19. yüzyıla kadar dile getirenin pek olmadığı görülmektedir.

Ancak bu yüzyılda Avrupa’da gelişen milliyetçilik akımlarının da etkisiyle ilk kez bu ayrım gündeme gelmeye başlamış, hatta dönem aydınları saray ve halkın birbirinden kopukluğuna dikkat çekerek kullandıkları dilin bile farklı olduğuna işaret etmişlerdir.

Osmanlı devleti yıkılırken dönemin aydınları, milliyetçilik akımının da etkisiyle, “halka doğru” hareketi başlatarak özünde halk ile devleti birbiriyle bütünleştirmeye çalışmışlardır.

Bu yönü ile bakıldığında aslında Türkiye Cumhuriyet’i aslında devleti birbirine bütünleştirme hareketinin devamı olarak ele alınmalıdır. Ulus devlet inşasına bu açıdan da bakmanın gerekli olduğu kanaatini taşımaktayım.

Tabii bu konuda şunu vurgulamadan geçmek istemiyorum: Uzun yıllardır savaşan halkın yorgun çoğunluğunun okuma yazmasının olmadığı bir ortamda aydınların halka dönüş hareketinin halk nezdinde pek de anlaşılamadığı önemli bir gerçektir.

Halkın içerisinde bulunduğu durum dönem aydınlarını halkı eğitme ve bilgilendirme projelerine yöneltmiş, bu projelerde üst akıl olarak kendini gören aydınlar, ilerleyen dönemlerde halka rağmen halkçı politikalarla aydın despotizmine dayalı bir sistem uygulamışlardır.

Devlet ile halkın uzun süredir devam eden ayrışmasında gelinen noktaya bakıldığında hangi görüşte olursa olsun halk nazarında yanlış giden her şeyin sorumlusu devlet politikası olarak algılanmaktadır.

Devletine kırgın ve kızgın bir halkın ne kadar hayatta kalacağı ayrı bir konu iken halkı nezdinde güven tesis demeyen bir devlet algısının devletin ömrünü nasıl etkileyeceği de önemli bir mesele olarak ayrıca önem kazanmaktadır.

Ve her ikisi birbirini doğrudan etkileyen meselelerdir.

Bu sebeple günümüzün belki de en önemli sorunu öncelikle söz konusu devlet ve halk ikilemini ortadan kaldırmak ve bu iki unsuru bütünleştirmektir. Çünkü her ikisi de birbirinin yaşam damarıdır.

Unutmamak gerekir ki ne kadar kızsak da devlet geleneği halkın yaşanmışlıklarından evrilerek meydana gelir. Yani tarihi yaşanmışlıklar bir devlet geleneği oluşturmuştur.

Dolayısıyla halk olarak kızıp küsmekten ziyade zor da olsa yanlışlıkları düzeltmeye çalışma gayreti içerisinde olmak günün şartları itibarıyla elzemdir.

Saygılarımla…

Bu yazı toplam 3504 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim