• BIST 97.380
  • Altın 144,344
  • Dolar 3,5577
  • Euro 3,9738
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 19 °C

Dini anlatmak

Banu Gürer

Biliyorsunuz bir ara YÖK’ün ilahiyat fakültelerinin programlarından Felsefe ve Din Bilimleri ile ilgili bazı derslerin kaldırılmasına ya da ders saatlerinin azaltılmasına yönelik girişimlerini tartışmıştık.

Ve belki hatırlarsınız alanım itibariyle Din Eğitimi’nin de söz konusu müdahaleye tabi tutulmasıyla ilgili değerlendirmelerimi paylaşmıştım.

Üstüne bir de pedagojik formasyon derslerinin İlahiyat Fakülteleri gibi mezunlarının, hatta öğrencilerinin, resmi olarak öğretmen olmasalar dahi alanları itibariyle eğitimle içi içe oldukları kurumlara verilip verilmemesi tartışmalarını düşünelim…

Ve bu tartışmaların ne kadar yersiz boyutları olduğunu görelim…

Bunun en güzel örneğini bu hafta Diyanet İşleri Başkanlığı’nın online fetva hizmetlerinde ortaya çıkan hadisede yaşadık…

Din gibi bir alanda, bilgi verme konumunda kabul edilen herkesin, eğitimin temel süreciyle ilgili temel hususlarda bilgi sahibi olmaları gereklidir.

Bu bağlamda mesela pedagojik formasyon, din gibi hayatın her alanına nüfuz eden bir bölümün mezunlarının, mezun olmadan önce elde etmeleri gerek bir formasyon alanıdır.

Din Eğitimi de öyle…

Din Sosyolojisi de…

Din Psikolojisi de…

İlahiri…

Çünkü şu bir gerçek ki, dine dair bilgiyi sadece biliyor olmanız, onu anlatmanız için yetmez…

O bilginin sağlıklı kaynaklara dayanıp dayanmadığını anlayabilmeniz de gerekir…

O bilginin kime ve nasıl anlatılabileceğini de bilmeniz gerekir…

Anlattığınız şeyin hedef kitleniz üzerindeki tesirini öngörebilmeniz de gerekir…

Ve her sorunun öğrenmek için olmadığını bilmeniz gerekir…

Yani kısacası bilmek yetmez.

Doğru düzgün anlatabilmek de gerekir.

Ki siz bilgi verdiğinizi düşünürken dinde yeri olmayan şeylere cevaz verdiğiniz algısı ortaya çıkmasın…

Siz İslam’a hizmet ettiğinizi düşünürken, İslam’a yönelik algıya en büyük zarar sizin elinizden gelmiş olmasın…

Diğer taraftan bu noktada bir hususa daha temas etmeden geçemeyeceğim:

Uzunca bir süredir Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılmasına yönelik kampanya yürütenler söz konusu…

Bahsi geçen hadiseden sonra ise eleştirilerin dozu da bir hayli arttı.

Aslında şaşırmıyorum.

Çünkü genelleme yapmak bizim en büyük hastalığımız haline geldi…

Ancak genelleme yapanlar, o genellemelerin kendileri aleyhine de işleyebileceğini ne hikmetse düşünmezler…

Bu doğrultuda bir kurumda hata ve eksikliklerin söz konusu olması, Diyanet özelinde konuşacak olursak, kurumun gereksizliğinin ya da daha da önemlisi İslam’a yönelik eleştirilerin mazereti olamaz!

Bugün Türkiye’nin temel problemi “yetişmiş insan” kalitesi…

Yani eğitim sistemimizde sıkıntı mevcut…

Şimdi bu durumdan eğitim sisteminin kendisi mi biz mi mesulüz?

Elbette biz.

Zira sistemi de kurumları da işletenler insanlardır.

İnsanınız düzgün yetişmiyorsa bu “eğitimin gereksizliğini” ortaya koymaz.

Eğitim sisteminin eksikliklerini görüp düzenlemeler yapmanızı gerektirir.

Ve bu sistem içindeki insanların ihmallerinin önüne geçmek için gerekli tedbirleri almanızı…

Bu durum birçok kurum gibi Diyanet İşleri Başkanlığı için de geçerli.

Zira daha önce de belirttik: Bugün İslam coğrafyasının bir kısmında ve hatta yanı başımızda mevcut radikal dini eğilimler Türkiye’de fazla tesirli olamıyorsa, bunun temel nedenlerinden biri, tüm eksikliklerine rağmen, İlahiyat fakülteleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı’dır.

Kaldırıldıkları ya da kapatıldıkları takdirde yerini kim ve nasıl dolduracak?

“Dolmasına ne gerek var” diye düşünenlere: Tabiat boşluk kabul etmez.

Emin olun yerleri muhakkak dolacaktır.

Ancak bu durumdan eskisi kadar bile memnun olmayacağınızı rahatlıkla öngörebilirim…

O nedenle eleştirilerimizi yaparken daha dikkatli düşünelim…

Hedefi doğru tayin edelim…

Ki sonuçlarından en fazla zararlı çıkacaklar yine bizler olmayalım…

Bu yazı toplam 1979 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim