• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 13 °C

“Dinim Yahudi, milliyetim Türk” diyen Simon Bilman’ın şu yazdıklarını lü

M.Tanzer Ünal

“Ben hep Türk’tüm. Hem de “köküne kadar” dediklerinden.
En milliyetçimiz sensin derdi arkadaşlarım…
Vatanımda yaşarken, bazıları yabancı mısın diye sorarlardı.
Bilmemek ayıp değil… Anlatırdım.
“Dinim Yahudi, milliyetim Türk” derdim.
Hepsi bu.
Konu kapanırdı zannederdim.
Hayat devam ederdi.
Müslüman, Hıristiyan, Yahudi…
Neşemizi, derdimizi, masamızı, yatağımızı, küçükken yaramazlıklarımızı, ergenlikte deliliklerimizi her şeyi paylaştık.
Birlikte mutluyduk.
***
Evde ısrarla öğretmişlerdi:
“Yahudiler azınlık statüsünü reddettiler, biz herkes gibi Türk’üz, Varlık Vergisi yalnız Yahudiler için değildi,devlet bizi Hitler’e vermedi, kül olmaktan kurtardı…”
25 yıl boyunca ben hep Türk’tüm.
Başka ne olabilirdim ki?
***
Kaderin cilvesi beni ailemden, dostlarımdan, vatanımdan ayırdı.
Yurt dışına yerleştim.
Mutsuzdum.
Hep memleketimi özledim.
Ruhsuzlar arasında kaldım.
Kalbi temiz, yardımsever, sıcacık insanımı özledim.
Densizler sordu:
*“Arapçadan sonra, Latin alfabesini öğrenmek zor olmadı mı?”
*“Bu etekleri özel olarak Avrupa’ya geldiğin için mi diktirdin?”
Her defasında açtım ağzımı, yumdum gözümü.
Atamızın devrimlerini, laik cumhuriyetimizi anlattım kara cahillere.
Biri dil uzatmaya kalksa Türk’e, aslan kesilirdim.
Neye uğradığını şaşırırdı.
Bir keresinde kafasız bir gazetecinin, Türkiye’de azınlıkların yaşadığı zorlukları yazacağı tuttu.
Kan beynime fırladı!
Oturdum döşedim okuyucu mektubumu.
Mektup yayınlandı.
Tanıdık, tanımadık birçok yurttaştan tebrikler geldi…
Başkonsolosumuz bile yazdı.
Görevini yerine getirmiş bir Türk olarak çok mutluydum.
***
Hamileyken karnımı Türkçe şarkılar çalan radyolara dayadım.
Kızlarım doğdu, onlara hem ninni, hem İstiklal Marşını söyledim.
Ufacıktılar göbek havası eşliğinde dans derslerini vermeye başladığımda…
Türkçeyi düzgün öğrensinler diye aldığım kitaplar halen kütüphanemde.
Ayşe topu at! Ali elma ye!
Avrupa bataklığında sevgiyi, saygıyı, yardım etmeyi, terbiyeli olmayı öğretmek çok zordur.
Yılmadım, bizim değerlerimizi anlattım hep.
Arabamda Türkçe kasetler, televizyonda Türk kanalları, masamızda Türk yemekleri.
Salonumda Atatürk…
Çocuklarım kolaya kaçıp yabancı dilde konuşmaya kalksalar…
Bıkmadan usanmadan tekrarlardım:
Vatandaş Türkçe konuş!
Ve asla yanımdan ayırmadığım iki çakmak.
Birinde bayrağımız, diğerinde Atamız.
Yan gözle bakan yabancılara onları gururla göstermekten duyduğum haz!
Yurt dışında otuz yıl boyunca ben hep Türk’tüm.
Başka ne olabilirdim ki?
***
Şimdilerde bazı densiz yurttaşlarım garip şeyler söylüyor:
Ben galiba Türk değil de Türkiyeliymişim.
Hele bazıları için ben İsrailliymişim.
“Hoşgörüyle” bu vatana “misafir” edilmişim.
Bir Yahudi nasıl olur da Eurovision’da Türkiye’yi temsil edermiş…
Daha beterlerini de söyleyenler var.
Osmanlıyı yıkanlar, Jön Türkler, hatta Ergenekoncular (her ne demekse) bile Yahudi’ymiş.
En son ne okudum dersiniz?
Avrupa’da Türk ve Müslüman nefreti, daha ziyade Yahudiler tarafından kışkırtılmaktaymış.
Vay ki ne vay!
***
Vatanımdan pis kokular geliyor…
***
55’imden sonra, dinimden dolayı benden nefret eden yurttaşlarım olduğunu, hatta Türklüğümün, sadakatimin sorgulandığını duymak beni kahrediyor.
“Yabancı” yaftası yüreğimi acıtıyor.
Üzgünüm, kızgınım ve çok kırgınım!
En dayanılmazı ise içimi yiyip bitiren soru:
Köklü bir değişim mi bu yaşananlar, yoksa yıllarca ayakta mı uyudum ben?”


Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanı Ruhittin Sönmez, “akil insanlar”a sordu:
“Süreç sonunda Barzani devletine benzer bir Apo devleti mi kurulacak?”
**************
Biliyorsunuz, “akil insanlar” 19 Nisan 2013 Cuma günü İzmit’te idi.
Saat 14.00’te sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle “basına kapalı” bir toplantı yaptılar.
Bu toplantıda konuşulanları ve sorulan soruları, dün köşemde vermiştim.
Yer kalmadığından Ruhittin Sönmez’in sorularını bugüne bıraktım.
Ruhittin Sönmez’in “akil insanlar” a yönettiği sorular şöyle:
1- Programda “saat 14-15.30 arası STK Başkanları kabul edilecek” yazılmış. Herhalde heyetinizin adı âkil olunca, akıl alma ihtiyacında olanlar kuyrukta bekliyor sanılmış olmalı ki bizleri kabul etme lütfunda bulundunuz. Öncelikle bu tepeden bakıcı tavrı doğru bulmadığımı söylemek durumundayım.
2- Başbakan heyetinizin görevini şu şekilde tarif etti: “Akil adamların oluşması toplumsal psikoloji için önemli. Halkı buna hazırlamak önemli. Bu toplumsal algıyı akil adamların hazırlaması lazım.” Size görevi veren makam bir psikolojik operasyonu yürütmek için görevli olduğunuzu söylüyor.
Yani bize “Çözüm süreci denilen PKK ile müzakerenin iyi bir şey olduğu” fikrini pazarlamak için görevlendirildiniz. Fakat sattığınız fikrin fiyatını/bedelini siz de bilmiyorsunuz, hedef kitleniz olan biz de bilmiyoruz. Malı sattıktan 3 ay sonra ödeyemeyeceğimiz bir bedel ortaya çıkma ihtimali büyük. “Hiçbir taviz verilmedi” lafı bu toplumun zekâsıyla alay etmektir. Bu sözün, 2 sene önce görüşmeler devam ederken “terör örgütüyle görüşenler de görüştü diyenler de şerefsizdir” denilmesinden farkı yoktur. Ayrıca sattığınız fikrin ortaklarından PKK kanadı istediği fiyatları konuşmaya başladı. Malınızı fiyatı belli olmadan da, PKK’nın istediği fiyata da satabileceğinizi sanmıyorum.

3- “Barış istemiyor musunuz, analar ağlamasın” sloganları etkili ama anlamsız sloganlar. Türkiye’de Türk- Kürt savaşı yok. PKK’nın Türk Milletine (buna Kürt halkı da dâhil) karşı uyguladığı terör faaliyeti var. Devletin görevi teröristin talebini vermek değil, onu etkisiz hale getirmektir. Barış, savaşan devletler arasında olur. Devletin bugün muhatap alıp müzakere ettiği ve sizin de savunduğunuz PKK narko-terör örgütü Kürt halkının temsilcisi değildir. PKK, silahlarının etkin gölgesinde yapılan seçimlerde bile Kürt halkının sadece dörtte birinin oy verdiği bir terör örgütünden bahsediyoruz. Devlet görevini yapsa, terör örgütünün Kürt halkı üzerindeki baskısını kaldırsa bu oran tamamen önemsiz rakamlara düşer.

4- PKK’nın hedefi İmralı tutanaklarından, “sayın” teröristbaşının gönderdiği mektuplardan ve BDP’lilerin demeçlerinden açıkça belli. Topraklarımızda Barzani devleti benzer bir Apo devleti kurmak. İran ve Suriye’de kurulacak diğer federe devletlerle Büyük Kürdistan’ı kurmak. 63 akilden en az 50’sinin savunduğu yeni anayasa maddeleri bu oluşuma hazırlamak maksatlı. Öcalan’ın, Karayılan’ın Türkiye’nin bir bölümünü yönetmesini de, TBMM’de milletvekili olmasını da bize kabul ettiremezsiniz.

5- Etnik gruplara kolektif haklar adı altında verilecek tavizler insan hakları değildir. Uluslararası hukukta bunun karşılığı yok. Yani etnik gruplara özel haklar verilmiyor. Sadece bireysel haklar söz konusu. Ana dilde eğitim, kamu hizmetlerine ana dilde erişim düzenlemeleri Türkiye’yi en kısa yoldan bölünmeye götürecek. Bize bu fikirleri satmaya kalkmayın.

6- Terör örgütü liderinin Türkiye Cumhuriyetinin devlet yapısını, anayasasını ve vatandaşlık tanımını belirleyici hale gelmesi demek olan bu süreç beni utandırıyor. TBMM milletvekillerinin teröristler arası kuryelik yapması beni rencide ediyor. İhtilallerden sonra yapılmış anayasaları TSK silahlarının gölgesinde yapıldığı için istemeyenlerin, PKK silahları gölgesinde yeni anayasa yapmaya çalışmasını nasıl izah ediyorsunuz?

Görevini yapmamış olanların ve destekçilerinin “Başka çaremiz yok” ifadesi öğrenilmiş çaresizlik içinde olduklarının göstergesi. Kurtuluş savaşı yıllarında manda ve himaye isteyen aydınların öğrenilmiş çaresizliği gibi. Sizlerin de bizi öğrenilmiş çaresizlik haline çekmenize izin vermeyeceğiz.

Bu yazı toplam 1917 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim