• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : -3 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : -3 °C

Doğa ve Hayvan Dostları Derneği’ne cevaben

Bülent Ekinci

Kısa bir süre önce gazetemizde benim imzamı taşıyan bir haber yayınlandı. Haberin konusu Yahyakaptan’da ki köpeklerin insanlara verdiği zarardı. Haber yayınlandıktan birkaç gün sonra bir mail aldım.

Kimden olduğunu tahmin ediyorsunuzdur.

Evet, Kocaeli Doğa ve Hayvan Dostları Derneği’nden…

Köpeklerin saldırısına uğrayan bir bayanın köpeklerden kaçarken düşüp kolunu kırmasını haber yapmıştım.

Haberin başlığında ise “Yahya Kaptan’da köpek dehşeti” demiştim. “Dehşet” demem eleştirilmiş.

Ama olayın kahramanı olan kadının düştüğü dehşetten hiç bahsedilmemiş.

Kaldı ki birkaç ay önce yine aynı bölgede bir çocuğu ısırmıştı sokak köpekleri.

Gönderilen yazı beni kınar tarzda bir yazı. Sanki hayvan düşmanıymışım gibi cümleler kurulmuştu.

Sırf sevabına barınağa gidip köpek alıp beslemiş biriyim ben. Ben ve ailemin bakmadığı hayvan kalmamıştır beklide. Köpekten, kediye, tavşandan sokak ortasında yaralı bulduğumuz kırlangıca kadar.

Ama görüyorum ki bu derneğin adı altında değilseniz otomatikman hayvan düşmanı sayılıyoruz.

Dernek kurup basın açıklaması yapmayla hayvan sevgisi ölçülemez.

 

Çıkın deyin kibana;  “Biz bu karda kışta sokaktaki hayvanlar üşümemesi, donmasın, aç kalmamasın diye şunu yaptık” bende size, “Siz benden daha çok seviyorsunuz hayvanları” diyeyim.

Mevzubahis konu insan sağlığı arkadaşlar, kimse size başıboş köpekler katledilsin demiyor. Bin yaptığım haberin arkasındayım. Ancak makul ve mantıklı eleştirilere açığım. Gönderilen mailde “İnsanoğlu binlerce yıl önce kedileri ve köpekleri evcilleştirmişlerdir. Şimdi yaşasınlar ama bizim aramızda değil diyemeyiz. Çünkü aslında biz onların yaşam alanlarını işgal ediyoruz. Günümüzde apartmanlar hayvanların doğal yaşam alanı olan bölgelere kurulmuştur. Doğayı gasp ettiğimiz, beton bloklar diktiğimiz, onların yaşam alanlarını elinden aldığımız bu ortamda, bu hayvanlara gidecek yer bırakmadığımız, gerek insani gerekse yasal boyutta bu hayvanlarla birlikte yaşamı paylaşmak olduğumuz açık ve nettir” denmiş.

Pardon da, bu yaşam alanlarının tapusu kedi ve köpeklerde mi? Kim kimin yaşam alanına girmiş ben anlamadım. Hayvan sevgisi mi “Sonuna kadar evet”, hayvan haklarımı “Makul çerçevede evet”,  ama insanları hayvanlar karşısında ikinci sıraya koyup onların yaşam alanlarına girdiniz derseniz hem coğrafi yönde, hem fiziki yönde, hem de doğa yönünden çelişkiye düşersiniz. Bu tartışmanın sonu uzar gider.

Asıl olan insandır, insan olanın da içinde zaten hayvan sevgisi vardır.

Siz dernek olarak mantıklı bir proje üretin, bizde sonuna kadar arkanızda duralım.

Ama bana, attığınız mailde ki şu örnekle çıkmayın, “Burada en büyük görev yerel yönetimlere düşmektedir. Eğitim çalışmaları ile halk bilinçlendirilmelidir. Örneğin Amerika’da Nisan ayında 1 hafta boyunca "Köpek ısırıklarından Korunma" haftası ile halk bilinçlendirilir. Sivil toplum kuruluşları olarak biz elimizden geleni yapmaktayız”

Beni köpek ısırdıktan sonra bilinçli olsam ne olur olmasam ne olur. İnsanların istediği ısırılmamak, ısırıldıktan sonra bilinçli davranmak değil.  

Kendiniz dışındaki insanları hayvan düşmanı olarak gördüğünüz sürece sonuca ulaşamayız. Konumuz insanların hayvanlar üzerindeki etkisi olmamalı. Bu hayvanlara doğal yaşam alanları oluşturmak ve onları daha güvenli bir şekilde hayatta tutmak olmalı.

Kırdıysam şimdiden özür dilerim ama dedim ya benim için önce insan gelir.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu davranış bir siyasi partiye hiç yakışmadı

Her siyasetçinin tek derdi vatanı milleti. Öyle de olmalı.

Siyasi partilerin esas duruşu, halkı temsil etmektir.

Söylemlerde her parti halkı temsil ettiğini söyler, haklarının savunucusu olduğunu belirtir.

Bu işin etik olan yüzüdür.

Konu dallanıp budaklanmasın, direk mevzuya girelim.

Geçtiğimiz Aralık ayında MHP Başiskele İlçe Teşkilatı olağan genel kurulunu yaptı.

Hafızam beni yanıltmıyorsa 3. olağan genel kuruldu bu.

Mevcut başkan Muzaffer Yılmaz bu kongrede yeniden aday oldu. Çıkış sloganı, “Oylarımızı 9-10 bine taşıyacağım” dı.

Kongre öncesi yönetim kurulu adaylarıyla bir araya gelen Yılmaz, konuk ettiği arkadaşlarını Başiskele sahilinde bulunan  Badi Sefa Kafede ağırladı.

Tarih 14 Aralık 2014…

Bugün ise bugün ise 10 Aralık 2015…

MHP İlçe teşkilatı tarafından düzenlenen kahvaltının ücreti Badi Sefa Kafe’nin işletmecisi olan Melike Akyol’a halen ödenmemiş.

Beni telefonla arayan işletmeci, parasını istemesine rağmen alamadığını gerekçe olarak kendisine işletmeden memnun kalmadıklarını söylediklerini anlattı.

Bu durumdan ilçe başkanı Muzaffer Yılmaz’ın haberinin olduğunu hiç sanmıyorum.

Ancak her ne olursa olsun özellikle bir siyasi parti,  bir emekçinin hakkını yememeli.

Hedefi oylarını artırmak olan bir parti bu tür davranışlardan kendisini çekmeli.

At değil deve değil topu topu 600 TL’lik bir hesapmış söz konusu borç.

Bu tür konuların haber olmasını istemeyen biriyim. Ancak telefondaki kadına yapılan haksızlığa duyarsız kalmak istemedim. Umarım bu problem kısa sürede giderilir.

Memnun kalmadın diye yediğinin içtiğinin ücretini ödememek olacak şey mi?


 

Park yeri sadece müdürlere ait

Bu konumuz da yine bir haksızlığı anlatıyor. Plajyolu’nun Körfez tarafındaki uçunda kalan piston fabrikasının otoparkıyla ilgili.

Burada kamuya ait bin yol var. Yolun kenarı ise otomobillerin park edildiği bir alan. Ancak bu alanda öyle herkes otomobilini park edemiyormuş.

Bu parktan yararlanmak için işletmede müdür olmanız gerekiyormuş. Zaten kamuya ait alanda müdürler araçlarının plakalarının yazıldığı birer tabela konmuş yol kenarlarına.

Eeee işçiler, işçilerde otomobillerini mahalle aralarına bırakıyormuş.

Ortada sorun yok gibi görünse de mahalle halkı park edilen otomobillerden rahatsızmış. İşçileri sık sık ikaz ediyorlarmış.

Peki ya çözüm?

Çözüm basit, işçi sınıfının otomobille ne işi olur. Binsin servise gelsin. Nerde görülmüş işçinin fabrikaya otomobiliyle gittiği.


 

Yılmaz Pospor yeni bir iş koluna atılıyormuş

Bir dönem bağımsız milletvekili adayı olan daha sora Ak Partiye katılan Derinceli iş adamı Yılmaz Pospor’u bulunduğu ilçede tanımayan yoktur. Sahibi olduğu Pospor Kimya Fabrikası’nda temizlik malzemeleri imal eden Yılmaz Bey, güleç yüzüyle bilinen biri. Kulağıma gelenlere göre Pospor şu sıralar tatlı bir telaş içindeymiş.

Sır gibi sakladığı bir projesi varmış.
Memleketi olan Giresun’da yeni bir sanayi tesis kurmaya hazırlanan Pospor, bütün mesaisini bu projenin fizibilitesine harcıyormuş.

Valla ben bile meraklandım. Bakalım Pospor’un bu yeni iş kolu ne olacak. Şimdiden kendisine hayırlı olsun dileklerimi sunuyorum.

pospor.jpg


 

Ehlinaz Torun sıkı çalışıyor

Bir kez denedi, bir kez daha deneyecek. CHP’li Ehlinaz Torun 7 Haziran’da yapılacak olan milletvekilliği seçimlerine aday oldu.

Henüz bir basın toplantısı düzenleyerek adaylığını açıklamasa da Ehlinaz Hanım şu sıralar hayli aktif. Örgütleri gezen ve üyelerle bir araya gelen Ehlinaz Torun, yapılması planlanan ön seçimden çıkmayı ve Kocaeli’den bir bayan milletvekili olarak Ankara’ya gitmeyi hedefliyor. KOÜ’de öğretim üyesi olan Doç. Dr. Ehlinaz Torun’a başarılar dilerim. Hedeflediği çizgide Allah yolunu açık etsin.

torun.jpg


 

 

Bu yazı toplam 2583 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim