• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Sakarya : 15 °C

Dost kazanma ve insanların gönlüne girme sanatı

Tarık Bağdat

Şöyle derin derin düşündüğümüzde görürüz ki çoğu defa hayatta kendimizi yalnız, yapayalnız hissederiz.

                Birçoğumuz, çok sıkıldığımız anlarda bile, bir dostumuza telefon açıp da "ocağa çayı koy, birazdan sizdeyiz" deme rahatlığına sahip değiliz. Veya arkadaşımıza "bu akşam yemeğe bize gelsenize" diyemeyiz. Hele hele "Yarın akşam güzel bir yemek yap size geliyoruz" demeği aklımızın ucundan bile geçirmeyiz. Hayatta karşılaştığımız bireysel, sosyal, mesleki ya da ailevi problemlerimizi, canımızı sıkan bir yığın olayı, çok içten bir şekilde anlatacak ve bizi çok samimi bir şekilde dinleyecek, dertlerimizi paylaşacak dostlar arar durur da, fakat bir türlü bulamayız, kimseye güvenemeyiz.

                Etrafımızda görünüşte birçok meslektaşımız, arkadaşımız, dostumuz ve bir yığın yakınımız, akrabamız var. Ama onlarla ilişkilerimiz hep, bir resmiyet içinde geçer ve daima aramızda geniş bir mesafe bulunur. Zaman zaman candan bir arkadaşımızın, bir aile dostumuzun veya her an yanına gidip her şeyimizi anlatabileceğimiz hürmete lâyık bana göre arkadaşım size göre ise bir büyüğünüzün olmadığını acı acı fark ederiz.

                Peki! Bütün bunların sebebi nedir? Birçok problemine çözüm üreten insan, acaba niçin bu hayati öneme haiz konuda ciddi bir mesafe kat edememiştir? Bizi birbirimize karşı bu kadar resmi, soğuk ve mesafeli yapan sebepler nelerdir?

                Aslında bütün bu soruların cevapları, bizim çevremizdeki insanlarla ilişkilerimizde, söz ve davranışlarımızda gizlidir. Eğer insanlar, hayatta öğrendikleri birçok konu için ayırdıkları zamanın belki yüzde birini, bu soruların cevaplarını bulmak için harcasalar, bunun karşılığını hayatları boyunca fazlasıyla görürler ve çok büyük ve önemli bir problemi çözmüş olurlar.

                İnsani ilişkilerde, insanları birbirlerine yaklaştıran, onları çok samimi dost, vefakâr bir arkadaş, candan bir yoldaş hâline getiren birtakım altın kaideler vardır.

                Arkadaşlarınızı, dostlarınızı, yakınlarınızı, hatta hiç kimseyi tenkit etmeyiniz.       Çünkü insani ilişkilerde eleştiri çok tehlikeli bir kıvılcımdır. İnsan kupkuru bir mantıktan ibaret değildir. İnsan daha çok hisli bir varlıktır. Gururu, nefsi, istekleri, peşin hükümleri, doğruluğuna kesin olarak inandığı gerçekleri vardır. Bir kıvılcım, bir barut fıçısından farksız olan insan gururunu anında infilâk ettirebilir. Ve böylece biz, en kıymetli dostlarımızı, arkadaşlarımızı, yakınlarımızı kaybedebiliriz.

                Her değersiz adam, durmadan tenkit eder. Durmadan şikâyet eder. Durmadan suçlar.  Siz siz olun hiç kimsenin kusurundan, kötülüğünden bahsetmeyin. Herkesin iyi tarafları vardır. Hep o iyi tarafları anlattın, anlatın ki; insanlar arasında sarsılmaz bir sevgi, kardeşlik, dostluk, arkadaşlık, hoşgörü, nezaket ve zarafet oluşsun.

                İnsanları takdir ediniz, onlara önemli bir kişi olduklarını hissettiriniz, onlara yalana kaçmadan iltifatta bulununuz. Samimi bir takdiri, iltifatı hangimiz özlemiyoruz ki? Hangimiz iltifatı bulduğumuz zaman reddederiz ki? Evet! Samimi bir takdirden, bir iltifattan hoşlanmayacak kimse yoktur.

                Güzel sözler duyma, takdir edilme, önemli, değerli bir insan olma arzusu; insanın içini kemiren açlıkların, susuzlukların en şiddetlisidir. Bazı insanlar bu arzuya esir olmadan iradelerini kullanarak kendi yerlerini bilirler, fakat büyük çoğunlukla insanlar bu arzunun tuzağına düşüp kendilerine yapılan ve gerçek olmayan abartılmış iltifatlara mağlup olurlar. Buna da dikkat etmeliyiz.

                Şimdiye kadar ünü, makamı ne olursa olsun tenkit yerine, iltifat duyup da daha çok gayrete gelmeyen hiç kimse tanımadım.

                İnsanlara karşı gülümseyiniz. Yüzünüzü ekşitmeyiniz. Daima gülümseyen ve huzur veren bir çehre ile insanların arasında dolaşmak çok önemlidir. İnsanlara karşı cömert olmalıyız. Cömertlik ve eli açıklık en önemli vasıflarınızdan biri olsun. Bu sizi asla fakir yapmaz ve sizin iktisatlı yaşamanıza bir eksiklik getirmez. Bir çay içirmekten kaçarak, insanlar arasında pinti diye anılmakla da çok insanı etrafınızdan kaçırabilirsiniz.

                İnsanlardan selâmı esirgememeliyiz. Selâmla girdiğiniz bir yerde ve bir toplulukta size karşı olan peşin hükümler ve kötü bakışlar birden değişir ve ortalık yumuşar. Kırıcı konuşma yapmaya hazırlananların süngüleri düşer.  

                İnsanlara karşı açık ve doğru sözlü olmak gerek, fakat bu her doğruyu, hem de katı ve kırıcı bir üslûpla söylemeyi gerektirmez.

                Kısaca; Şu üç kuruşluk dünyada, daima mütebessim ve güler yüzlü olalım, cömert davranalım, selâmı eksik etmeyelim. İşte o zaman çevremiz her şeyini bizimle paylaşmaktan mutluluk duyan dostlarımızla dolacak ve biz onların gönüllerinde daima seçkin bir yere sahip olacağız.

Bu yazı toplam 1382 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Nadir Ataerkuloğlı
02 Temmuz 2015 Perşembe 22:27
22:27
Hocam kalemine sağlık.
Zeki şirinoğlu
02 Temmuz 2015 Perşembe 19:40
19:40
Çok ama çok doğru be Hocam
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim