• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 11 °C

“Döviz silahı” çekildi, “faiz silahı” da çekildi, şimdi ne olacak?

“Döviz silahı” çekildi, “faiz silahı” da çekildi, şimdi ne olacak?
tanzer_unal@hotmail.com

Ben, ekonomist değilim.

Ekonomik ve sosyal gelişmeleri kendi çapında değerlendirmeye çalışan biriyim.

Aklımın erdiği, dilimin döndüğü kadar da düşündüklerimi ve gözlemlerimi zaman zaman köşemde sizlerle paylaşıyorum.

                                                               ******

Bir süredir piyasalar, hükümetle “kedinin fareyle oynadığı gibi” oynuyor.

“Fare” kaçıyor, “kedi” kovalıyor…

“Fare”, cin!

Ele avuca sığmıyor.

Kedi, fareyi bir türlü yakalayamıyor.

Kontrol altında tutamıyor.

Önüne “sevdiği yiyecekleri” koyuyor, olmuyor, olmuyor…

Fare, kediye sürekli “nanik” yapıyor.

Birkaç gündür yaşadıklarımızın özeti böyle!

                                                               **********

Anlamışsınızdır…

Hükümet, kedi…

Döviz, fare…

Hükümet, dövizi kontrol etmek istiyor, edemiyor.

Türkiye’de yıllardır “serbest piyasa ekonomisi” ve “değişken kur sistemi” uygulanıyor.

Aslında adı üzerinde…

Serbest piyasa…

Değişken kur…

Bu sistem, “müdahale” kabul etmez.

Müdahaleyi kaldırmaz…

Kendi kuralları vardır, bu kurallar çerçevesinde çalışır.

 

 

Türk lirasını değerli tutma sevdası…

                                               *******

Ekonominin evrensel kuralları böyle söyler, ama burası Türkiye!

Burada evrensel kurallar değil, ulusal kurallar da değil, tek kişinin, Başbakan Erdoğan’ın kuralları geçerlidir.

Yıllardır bu böyle olmuştur, çektiğimiz sıkıntılar da bundan.

AKP iktidarı döneminde,” Türk lirasını değerli tutma sevdası” başladı.

İyi değerli tut da, bunun yolu yöntemi var!

Sen “ekonomi” diye, tüketim ekonomisini, rant ekonomisini, ithalat ekonomisini benimsemişsen, kendi paranı “değerli” tutamazsın.

Kendi paranın değerli olabilmesi için üretimi, liberal ticareti ve ihracatı ön planda tutman lazım.

Bir de…

Ülkendeki “tasarruf oranı” yüksek olacak.

Kendi kaynağını kendin yaratacaksın.

Sürekli borç alan bir ülke isen, zaten paranın değerli olması imkânsız!

Türkiye’de yıllardır “aldatma ekonomisi” uygulanıyordu.

“Türk Lirası”, klasik yöntemlerle, sağlıksız yöntemlerle “değerli” tutulmaya çalışılıyordu.

Yolun sonuna gelindi.

                                                                              ********

“Çift paralı” ülkelerde hep benzer sıkıntı vardır.

“Ulusal para”-“döviz” dengesi…

Türkiye de “çift paralı” bir ülke…

Türk Lirası var, Dolar var.

Aradaki “kur” nasıl belirlenecek?

Doğrusu, yıllık enflasyon oranı kadar döviz kurunu artırmaktır.

İktidar, yıllardır bunu yapmadı.

Türk Lirası’nı değerli göstermek için dövizin tepesine vurdukça vurdu.

Sonunda, yıllardır baskı altında tutulan döviz patlama noktasına geldi.

 

 

Zor günlerin başındayız. Şimdi ne olacak?

                                               *******

Bunun bir başka nedeni de “cari açık”…

Döviz gelirimiz, döviz giderimiz var.

Gelirimiz, giderimizi karşılamıyor.

Şu anda yıllık ortalama 60 milyar dolarlık açığımız var.

Bu açığı uzunca bir süredir yurt dışından gelen “sıcak para” ile karşılıyoruz.

Yani yurt dışından “borsa”ya ve “faiz”e gelen para…

Eğer bu para gelmeseydi, çoktan lastik patlamıştı.

Yıllardır “sıcak para” ile ayakta duruyoruz.

Son aylarda ülkemize yeteri kadar döviz gelmemeye başladı.

Üç nedenle…

*Türkiye, “hukuk devleti” çizgisinden uzaklaştı.

*Hükümet; yatırımcıya, sanayiciye, işadamına “kötü” davranıyor.

*Uluslararası sermaye, artık kendine daha “güvenli” ve “daha fazla getirili” limanlar buluyor.

                                                                              *********

Dövizdeki arz-talep dengesi bozulunca, ülkemizi yönetenlerin “kimyası” bozuldu.

Suçu kendilerinde arayacaklarına, dikkatleri, olup biten olayların üzerine yönelttiler.

17 Aralık operasyonu gibi…

Sanal düşmanlar yarattılar, “paralel devlet” dediler.

Sorumluluktan kaçmak istediler…

Bir süredir bu “orta oyunu”nu izliyoruz.

Çocuklar birbirlerini suçlarlar ya, “Ben yıkmadım, o yıktı” diye…

                                                                               *******

Zor günlerin başındayız…

Döviz kurunun yükselişine karşı hükümetin elinde “iki silah” vardı.

*Döviz silahı…

*Faiz silahı…

Hükümet, önce “döviz silahı”na sarıldı.

Merkez Bankası, piyasaya bol döviz sattı, arzı artırdı.

Kesmedi…

Kur, her gün yeni rekorlar kırdı.

Bunun üzerine, önceki gece yarısı “faiz silahı” devreye sokuldu.

Amaç, Türk Lirası’na verilen faizi artırarak dövizi değersizleştirmek!

Dövize olan talebi azaltmak…

Böylece kur artışını düşürmek…

                                                               *******

Merkez Bankası’nın hedefi tuttu mu?

Tutmadı…

Dün sabah saatlerinde dövizin nefesi bir miktar kesildi, öğleden sonra yeniden yükselmeye başladı.

Örneğin dün sabah 2. 16 Lira olan Dolar, bu satırların yazıldığı saat 15. 00 sıralarında 2. 32 civarındaydı.

Bu şunu gösteriyor:

“Döviz silahı” da, “faiz silahı” da işe yaramadı.

Şimdi ne olacak?

Herhalde bugün herkes birbirine bu soruyu soruyor olacak!

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim