• BIST 104.918
  • Altın 146,889
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1825
  • Kocaeli : 28 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 28 °C

DÜN İLE BUGÜN ARASINDA FARK YOK

Tarık Bağdat

11 Mayıs 330 yılında Konstantinopolis ( İstanbul) Bizans İmparatorluğunun başkenti ilan edildi.
Bu tarihten itibaren Ortodoks kiliseleri bir birlik haline getirilerek piskoposluk oluşturuldu. Piskoposluğun başına gelen patrik bir nevi din başkanı idi ve imparator göreve atıyor ya da görevden alıyordu. Din devletlerden üstün iken İmparatorun emrinde adeta bir kurum haline getirildi.
Bu ne zamana kadar sürdü?
Ta kii!! Osmanlı İmparatoru Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u alana kadar sürdü.
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u aldığı zaman boş bulunan patriklik makamına yeni bir patrik atamadı, seçtirdi. Seçimle gelen Patrik Gennadius’un makamını onayladı ve fermanla tüm Ortodoks kiliselerine bildirdi. Bununla da yetinmeyerek kendi dinleri içinde özgür olduklarını belirtmek için Ortodokslara bazı haklar vermenin yanında Patriğe dinsel anlamı olan “ Millet Başı “ ünvanını da verdi.
İslam dini ve Müslümanlık Osmanlı İmparatorluğun yaşam biçimi olarak da kabul edilmesine rağmen tebaa içindeki Ortodokslara dini özgürlükler sağlanması demokratik yaklaşımların en olgun örneklerindendir.
Ancak Osmanlı dönemindeki isyan ve isyan teşviklerinde hatta gizli yazışmalarda hain emeler görülmeye başlandı. 1657 yılında III: Partenin, 1821 yılında V. Gregori Yunan bölgesinde ve Mora’daki Rum- Yunan isyanlarında aktif rol oynadıkları belgelerle ispatlandığı için asılarak idam edildiler.
Olaylardan ders alan II. Sultan Mahmut Benderli Ali Paşa vasıtası ile Fener Rum Patrikliğini arattı. Patrik Grigoryos’un ve ondan önceki bir çok patriğinin gizli belgelerine ulaşıldı. Tüm isyanlarda ve isyan girişimlerinde ne kadar aktif rol oynadıkları belgeleri ile gün yüzüne çıktı.
Eterya’nın elebaşısı oldukları ortaya çıktığı gibi patrikhane mahzeninin silah deposu olduğu da ortaya çıktı. Bu olay tüm elçiler davet edilerek gösterildi.
1814 tarihinde Odesa’da ( Hocabey) Rus çarının yazlık sarayında Üç Rum lider ile birleşilerek Filik-i Eterya ( Gizli İhtilal Cemiyeti ) ‘nin Osmanlı Devletine karşı olduşturlduğu da bu baskın sırasında anlaşıldı. Hatta 17 Maddelik metin imzalandıktan sonra sarayın kilisesinde Ruh-ül Kudüs’ün tasviri önünde yemin edildiği belgeleri ile ortaya çıktı.
Yemin aynen şöyle ; “ Dünya durdukça damarlarında Rum – Yunan kanı kafalarında megali İdea’nın şuuru olan çocuklarımız adına söz veriyoruz. Bizans ve Pontus topraklarında tek bir Türk ve Müslüman kalmayıncaya kadar hayat bize haram olacaktır “
Lozan antlaşmaları görüşmeleri esnasında patrikhane yurt dışına çıkarılmak istenmiş İngiliz Lord Curzon’un ve Amerika Birleşik Devletleri temsilcilerinin “ Patrikhane artık kesinlikle siyasetle uğraşmayacak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşları olan Rum ahalinin sosyal ve dini görevlerini yerine getiren bir din kurumu yerini alacaktır . Azınlıklar statüsündedir. Patrik, diğer ruhani ve seküler sinod üyeleri Türk vatandaşı Rumlar arasından atanır. TC Hükümeti istediği ruhani lideri patrik olarak atayabilir ( Ki; hiçbir zaman olaya karışılmamıştır). “ garantisi ile dokunulmamıştır.
Bugün geldiğimiz noktada Fener Rum Patriği Bartelomos Ökümeniklik sıfatını almak için uğraş vermektedir. “ Ruhani ve dünyevi “ yetkiyi eline almaya çalışmaktadır. Vatikan örneği bir Ortodoks dini devleti kurulması düşüncesi net bir şekilde ortadadır.
Zaten açılmaya çalışılan Ruhban okulu ve diğer ruhban merkezlerin restore edilmeye başlaması ve teker teker hizmete girmeye başlaması bunun bariz örnekleridir. Korkuya mahal yok geriye dönülmez diyerek kendimizi kandırsak da Bulamaç, Eşek ve Nergizcik adalarının Lozan antlaşması ile bize bırakılmasına rağmen 2011 ve 2012 yıllarında patriğin planladığı gibi Rumlar tarafından işgal edilerek kendi topraklarına katılmış olması pek muamma olmasa gerek.
Ne diyelim eğer izin vermeye devam edecek olursak dün uğraştığımız gibi bugünde uğraşmaya devam edeceğiz. Biz bitene, yok olana kadar düşmanlarımıza pek rahat uyku yüzü yok.
Cenab-ı Mevla’m bize sabır, eh! birazda akıl nasip etsin. Zaman çalışma, düşünme zamanı.

Bu yazı toplam 638 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim