• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 4 °C

Dünyada “kanlı paylaşım” dönemi başlarken ABD ve Türkiye

M.Tanzer Ünal

Geçen hafta perşembe günü, “Neden gerçeği görmek istemiyoruz. Biz millet olarak bu kadar salak mıyız?” başlıklı bir yazı yazmıştım.
İnanılmaz sayıda olumlu tepki aldım.
Pek az kişi -aralarında dostlarım da var- “Türkiye’de ne olup bitse Amerika’dan biliyorsun” diye yazdıklarıma yüzde yüz katılmadıklarını söylediler.
Normal…
Farklı fikirler olacaktır.
Zaman içinde taşlar yerine oturur, bazı gerçekler daha net anlaşılır.
Bugün, yine “büyük fotoğraf” içindeki ABD ve Türkiye’yi anlatacağım.
Başka bir açıdan…
Ağdalı ve bol rakamlı bir yazı olacak, ama lütfen sonuna kadar okuyun, dünyada, özellikle Türkiye’de olup bitenleri daha iyi anlayacaksınız.
Önce bazı sorular…
Hangi ülkede, ne kadar petrol rezervi var?
Suudi Arabistan yüzde 21, İran yüzde 11. 2, Irak yüzde 9. 3, Kuveyt 8. 2, Birleşik Arap Emirlikleri 7.9, Venezuela 7, Rusya 6. 4.
Peki, hangi ülke ne kadar petrol tüketiyor?
ABD yüzde 23. 9, Çin yüzde 9. 3, Japonya 5. 8, Hindistan 3. 3, Rusya 3. 2, Almanya 2. 8, Fransa 2. 3, Güney Kore 2.
Bir başka soru…
Hangi ülkenin gaz rezervi ne kadar?
Rusya yüzde 25. 2, İran yüzde 15. 7, Katar 14. 4, Suudi Arabistan 4, Birleşik Arap Emirlikleri 3. 4, ABD 3. 3, Nijerya 3.
Bu konuya bağlı başka bir soru.
Hangi ülke yılda ne kadar gaz tüketiyor?
ABD yüzde 22. 6, Rusya 15, Kanada 3. 2, Japonya 3. 1, Almanya 2. 8, İtalya 2. 7, Çin 2. 3.
İşte dünyanın sorunu, Türkiye’nin sorunu bu rakamlarda yatıyor.
Enerji, her ülke için hayattır.
Büyümedir…
Kalkınmadır…
Refahtır…
Bağımsızlıktır…
Yukarıdaki rakamlara dikkatli bakın!
Enerji, en fazla hangi ülkelerde üretiliyor?
Enerjiyi en fazla tüketen ülkeler hangileri?
Bunu iyi analiz edebilenler, dünyada ve ülkemizde olup bitenleri çok iyi anlarlar.
Kavganın nedeni burada yatıyor.
Enerji kaynaklarının paylaşımında…
Enerji kaynakları paylaşılırken, küresel güç dengeleri yeniden kuruluyor.
******
Dünyada, kaldırılan her taşın altından ABD’nin çıkmasının sebebini şimdi anladınız mı?
ABD’nin, petrol ve gaz rezervi yok denecek kadar az, ama enerji ihtiyacı korkunç.
Neredeyse yeryüzündeki petrol ve gazın dörtte birini tüketiyor.
Peki, açığını nasıl karşılıyor?
İyi niyet ve güleryüz diplomasisiyle mi?
Silahla…
Ya “Döverim ha!” diye korkutuyor…
Laftan anlamayanı da işgal ediyor.
Tıpkı Irak’ta yaptığı gibi…
Hani o “Arap baharı” denilen hareketler var ya…
Hepsi birer ABD senaryosu…
Demokrasi getirecekmiş…
İnsanların refahını sağlayacakmış…
Palavra…
Enerji kaynağı bol ülkeleri daha iyi sömürebilmek için ortaya atılan sloganlaştırılmış yalanlar.
******
Diyeceksiniz ki, bütün bunların Türkiye ile ilgisi ne?
Türkiye’de petrol yok, gaz yok…
İlgisi şu…
Türkiye, dünya petrol rezervinin toplam yüzde 61’inin bulunduğu Ortadoğu’da…
Dünya gaz rezervinin toplam yüzde 66. 5’inin bulunduğu Ortadoğu ve Rusya’nın ise hemen yanı başında.
Stratejik bir ülke…
Enerji dağıtımında köprü…
Yetmez mi?
İşte ABD, bu özelliğimizden dolayı, petrol ve gaz rezervi bulunan ülkelerin yanı sıra Türkiye’yi de “sürekli kontrolü” altında tutmak istiyor.
İstiyor değil, tutuyor…
Soluk aldırmıyor.
İstediğini yaptırıyor…
Ekonomik yönden ve siyasi yönden Türkiye’yi teslim almış durumda.
Kıpırdayacak halimiz yok…
Suriye ile küs, küs…
Irak merkezi hükümetle konuşma!
Barzani ile aranı düzelt!
PKK’nın merkezi Kandil’e dokunma!
İran’la arandaki iyi ilişkileri bitir!
Ermenistan’la dost olmaya çalış, protokol imzala!
İsrail’i, İran saldırısından korumak için Malatya’da “Füze kalkanı” kuracağım, tamam mı, tamam…
******
Bir şey söyleyeyim mi?
Zaten AKP, ABD’nin her isteğine “evet” dediği için iktidarda.
Ecevit’in başında bulunduğu koalisyon, ABD’nin Saddam’la ilgili isteklerine hayır dediğinden “sizlere ömür” oldu.
AKP, anlaşmalı olarak iktidara getirildi, ama “1 Mart Tezkeresi” gibi aksilikler yaşandı.
Arkasından Türkiye kamuoyunda ABD karşıtı “tepki” oluştu.
Toplumsal muhalefet örgütlendi, büyük katılımlarla mitingler düzenlendi.
Ilımlı İslam dayatması, muhalefeti daha güçlendirdi.
Silahlı Kuvvetler’in Ilımlı İslam’a karşı tutumu biliniyordu.
Ordu’da ABD’ye tepkiler arttı.
Gelinen noktada, ABD, AKP’yi “kurtlara yem” edemezdi.
Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’nun tam ortasında bulunan Türkiye’den vazgeçemezdi.
AKP’ye ve kendisine olan tepkiyi kırmalıydı.
Türkiye’yi yeniden yapılandırmaya karar verdi.
Tıpkı Soğuk Savaş yıllarında yaptığı gibi…
Muhalefet susturulmalı, AKP güçlendirilmeliydi.
Tüm direnç noktaları birer birer vurulmaya başlandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin direnci kırıldı, tüm önemli isimler hapse atıldı.
Medya ele geçirildi.
Üniversiteler, iş çevreleri, sivil toplum örgütleri, hepsi ama hepsi susturuldu.
ABD politikalarına karşı olanlar içeri tıkıldı.
Arada yine de tek tük “pürüz” kalmıştı.
Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli gibi…
Malum kasetle Baykal’ın işi bitirildi.
Devlet Bahçeli ile ilgili bir şey bulamadılar, onun da çevresi için kaset kullanarak MHP’yi baraj altına atmak istediler.
******
Süreç bitti mi?
Devam ediyor…
Kısa adı BOP olan, Büyük Ortadoğu Projesi bölgede tam uygulanana kadar da devam edecek.
Biliyorsunuz, bu projenin eş başkanı Başbakan Erdoğan…
Yine biliyorsunuz, bu proje, bölgedeki 22 ülkenin sınırının değişmesini öngörüyor.
Ülkeler yeniden yapılandırılacak ve her ülke ABD için “birer uslu çocuk” olacak.
Hedef bu!
Anlayacağınız…
Dünya, Soğuk Savaş öncesi olduğu gibi, yeniden “kanlı paylaşım” dönemine girdi.
Bölgedeki savaşın sıcaklığı, iyiden iyiye hissedilmeye başlandı.
Türkiye de olayların tam göbeğinde…
Bakalım neler yaşayacağız?

Bu yazı toplam 791 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim