• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 18 °C

Durumumuz 19 Mayıs 1919’dan daha mı iyi, daha mı kötü?

M.Tanzer Ünal

Yangına su taşıyan karıncaya sormuşlar, “Bir damla su o ateşe ne yapabilir?”
Karınca, “Olsun, hiç olmazsa safımız belli olur” diye cevap vermiş.
Bizimki de o hesap…
Doğru bildiklerimi açık ve net olarak, hiçbir sansür uygulamadan yıllardır yazıyorum.
Son nefesime kadar da yazmaya devam edeceğim…
Rüzgâr, fırtına… Şimdiye kadar bizi eğemedi.
Bundan sonra da “rüzgâra ve fırtınaya karşı” yürümemi sürdüreceğim.
*********
Sık sık tartışılır…
“Durumumuz 19 Mayıs 1919’dan daha kötü değil. Biz bu kötü gidişin üstesinden de geliriz…”
Siz ne dersiniz?
Türkiye’nin durumu 19 Mayıs 1919’dan daha mı iyi, daha mı kötü?
Bana sorarsanız…
Ben derim ki…
Türkiye, tarihinde şimdiye kadar görmediği derecede büyük bir tehlike altında!
Ülkemiz; bölünme, parçalanma ve iç savaş rotasına çoktan sokuldu.
Biz, toplum olarak, sürekli olayların içinde bulunduğumuzdan bunu göremiyoruz.
Dışarıdan gelenler, bize dışarıdan bakanlar, bu halimizi net olarak görebiliyorlar.
**********
İsterseniz, geçmişte yaşadığımız olaylara şöyle bir göz atalım.
2 “Dünya Savaşı” yaşadık.
Ben bunlara “Paylaşım Savaşı” diyorum…
Süper güçlerin, emperyalist güçlerin, diğer ülkeleri sömürmek ve paylaşmak için başlattığı savaşlar…
2. Dünya Savaşı’na kadar dünyanın jandarması, yani dünyanın başbelası İngiltere idi…
Daha sonra “dünya jandarmalığı” görevini ABD üstlendi.
ABD, 1. Paylaşım Savaşı’ndan(1914-1918) sonra Ortadoğu’da ortaya çıkan manzaradan çok memnun değildi.
Osmanlı, bu savaştan yenik çıkmış, 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması ile toprakları egemen güçler tarafından paylaşılmıştı.
Egemen güçler (İngiltere, Fransa ve İtalya), bu paylaşımda, kendilerine destek veren ERMENİ ve KÜRTLERİ de unutmamışlardı.
Sevr Antlaşması’na, Ermeni ve Kürtlere toprak verilmesi maddelerini de koymuşlardı.
Eğer, “Mustafa Kemal” adlı bir kahraman ortaya çıkmasaydı…
Eğer, Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp emperyalist güçlerin hesabını bozmasaydı…
Eğer, Kurtuluş Savaşı kazanılıp, 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşması imzalanmasaydı…
Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti diye bir devlet olmayacaktı.
Şu anda yaşadığımız vatan toprağının her metrekaresinde işgal güçleri bulunacaktı.
İngilizler…
Fransızlar…
İtalyanlar…
Yunanlılar…
Doğu’da Ermeniler…
Güneydoğu’da Kürtler…
Daha doğrusu bölücü Kürtler…
Yani Kürtçüler…
Dediğim gibi…
Mustafa Kemal olmasaydı…
Kurtuluş Savaşı verilmeseydi…
Sevr Antlaşması yırtılıp atılıp Lozan Antlaşması imzalanmasaydı…
“Müstemleke bir ülke” statüsünde olacaktık.
Başka devletlerin sömürdüğü, başka devletlerin yönettiği bir ülke…
Minarelerinden ezan dahi okunamayacak bir ülke…
Ama biz, emperyalistlerin oyununu bozduk, bütün zorluklara rağmen, “ulusal bir devlet” kurmayı başardık.
İşte emperyalistler, bunu, yedikleri tokadı unutmadı.
90 yıl sonra bugün, o yenilginin intikamını almaya çalışıyorlar.
Bu toplum, nasıl Mustafa Kemal’in önderliğinde Sevr’i yırtıp, Lozan’ı bayrak yapmışsa…
Onlar da 90 yıl sonra Lozan’ı yırtıp, Sevr’i hortlatmak istiyorlar.
Osmanlı’yı parçalamak için Ermenileri ve Kürtleri kullanmışlardı…
Bu gün de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni parçalamak için yine Ermeni ve Kürtleri kullanıyorlar.
Biz, 90 yıl önce onların defterini dürmüştük…
Ama onlar, emperyalist güçler, bizlerle hesaplarını kapatmamışlar.
Defterlerini açtılar, yeniden hesap görmeye başladılar.
Yöntemleri aynı…
Kullandıkları “maşalar” aynı…
**********
Peki, şimdi gelelim yazının başlığındaki soruya…
Şartlarımız, 19 Mayıs 1919 öncesinden daha mı kötü?
Ben dedim ki, “Daha kötü…”
Şundan daha kötü!
O gün topraklarımız “açık işgal” altındaydı.
Egemen güçler, kendi askerlerini getirmiş, ülkemizi işgal etmişlerdi.
Şehirlerimizde, işgal kuvvetlerinin askerleri devriye geziyordu.
Gönderlerde, işgal ülkelerin bayrakları dalgalanıyordu.
İşgal, halk tarafından görünüyordu.
İlk işgal, 15 Mayıs 1915 tarihinde Yunanlıların İzmir’e çıkmasıyla başlamıştı.
O işgal olmasaydı, halk, “yaşamsal tehdit” altında bulunduğunu anlayamayacaktı.
Ülkesinin tehdit altında olduğunu kavrayamayacaktı…
Bir araya gelip, düşmana tepki koymayacaktı.
Sonuçta, “açık işgal”, düşmanların aleyhine, bizlerin lehine oldu.
Egemen güçler, “açık işgal”in “hata” olduğunu yıllar sonra anladılar.
**********
Emperyalizm, artık “yöntem” değiştirdi.
Çok mecbur kalmadıkça, ülkelere “açık işgal” uygulamıyor.
Ülkeleri, “örtülü işgal” ediyor…
Biz de ülke olarak “örtülü işgal” altındayız.
Hiç, işgal edildiğimizin farkında mıyız?
Değiliz değil mi?
Ortalıkta düşman askeri görünmüyor…
Gönderlerde kendi bayrağımız dalgalanıyor…
Bize, “işgal edildiğimiz” hissettirilmiyor.
Uyuşturulmuş topluma, işgali fark etmesin diye, ha bire para şırınga ediliyor.
Medya, milleti gece gündüz psikolojik olarak yönlendiriyor.
********
Geldiğimiz noktada diyorum ki, keşke topraklarımız bugün de“açık işgal” edilseydi.
90 yıl önceki ruh canlanırdı ve bu millet, bu toprakları işgal etmeye kalkanların emdiği sütü burnundan getirirdi.
Ne yazık ki, topraklarımız “örtülü işgal” altında.
Ekonomik olarak da, siyasi olarak da…
İşgalcilerin, “yerli işbirlikçileri” de var.
Kim mi bunlar?
Öyle “mercek”le aramanıza gerek yok.
Bakın çevrenize onlarcasını görürsünüz.
İşin en vahimi…
Bu kez…
Bizi “işgal”den kurtaracak bir “kahramanımız” da yok!
********
Aklımın yettiğince, dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım.
“Yangına su taşıyan karınca” misali…

Bu yazı toplam 920 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim