• BIST 73.391
  • Altın 133,161
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 9 °C

Duyar: Eğitim sistemi çökmüş durumda

Duyar: Eğitim sistemi çökmüş durumda
BBP’nin milletvekili adaylarından Serhat Duyar, ülke gündemini gazetemize değerlendirdi.

Duyar, “Türkiye'nin 3 temel sorunu bulunuyor. Sorunların başını eğitim oluşturuyor. Bu durum işsizliği de tetikliyor. Ayrıca dışa bağımlı bir ekonomimiz var” dedi.

 

Büyük Birlik Partisi (BBP) MKYK üyesi ve Kocaeli Milletvekili aday adayı Serhat Duyar gazetemize verdiği röportajında ülkedeki sorunlar hakkında değerlendirmede bulundu. Türkiye’nin en büyük probleminin eğitim konusunda olduğunu belirten Duyar, öğrencilerin hedefsiz şekilde yetiştirildiğini dile getirdi.

 

EKONOMİK SORUNLAR VAR

Bu durumun mesleki yetersizliği tetiklediğini dile getiren BBP’li Serhat Duyar, “Eğitimdeki sorunlar işsizliği tetikliyor. Bu durumda ekonomik sorunların var olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye her alanda dışa bağımlı bir ekonomik anlayışıyla yönetiliyor” dedi.

 

İl başkanlığı döneminiz 2 yıl sürdü, bu süre biraz kısa gibi, ne dersiniz?

Bana 2012 yılında il başkanlığı tebliğ edildi ve atanmış il başkanı oldum. Sonra da kongreye gittik ve bu kez de görevi seçilmiş olarak yerine getirdim. Toplamda 2 yıl il başkanlığı yaptım. Genel merkezimizin talebi üzerine Merkez Karar Yürütme Kurulu’na seçildim. Ardından teşkilatlardan sorumlu başkan yardımcılığına getirildim. Bana genel merkezimizce verilen görevleri elimden geldiğince yapmaya çalıştım. Şimdi de genel merkezde siyasetime devam ediyorum.

 

Neden milletvekili olmak istediniz? Ülkede neyi eksik görerek buna karar verdiniz?

Gençliğimden beri sürekli ülkemin gündemini araştıran ve gündemi takip eden birisiyim. Hep ‘Ülkem için neler yapabilirim’ diye düşünmüşümdür. Bugün gelinen noktada ben ülkenin potansiyelinin gerektiği gibi kullanılmadığını, üretime dayalı değil, lüks tüketime dayalı bir ekonomi olduğunu düşünüyorum.

Eğitim sistemimiz de yine nitelikli insan yetiştirmiyor. Böyle olunca da işsizlik zirve yapıyor. Aslında bir yanda işveren nitelikli çalışan ararken diğer tarafta da sistemin yetiştiremediği niteliksiz işsizler ordusu meydana geliyor. Aslında olay yine gelerek nitelikli eğitime takılıp kalıyor.

 

“YATIRIM İÇİN GÜVENLİ ORTAM YOK”

Bunları biraz daha açabilir miyiz?

Ekonomik anlamda baktığımızda hükümetin bugün milletin önüne koyduğu 2023 hedefleri bu gidişatla tutturulabilecek bir hedef değildir. Çünkü ülkede yatırım adına bir şey yok. Bir ülkeye yatırımın olabilmesi için o ülkede sermaye açısından güvenilir bir ortamın olması gerekiyor. Türkiye’de hukuk ayaklar altına alınmış durumda. Böyle bir ortamda yerli ve yabancı yatırımcı parasını riske atmaz. Güvensiz bir ortamın olması oraya yapılan yatırımı engeller. Diğer taraftan hükümet yıllık enflasyon hedefini yüzde 5 olarak açıklıyor. Ancak sokaktaki insanın enflasyonu yüzde 30’lar civarında. Bunu çarşıya pazara çıktığımızda çok rahat bir şekilde görüyoruz.

 

“2023 HEDEFLERİ İÇİN YÜZDE 10 BÜYÜME ŞARTTIR”

Hükümetin hedeflediği 2023 hedeflerine ulaşılabilmesi için Türkiye’nin her yıl yüzde 10 oranında büyümesi gerekiyor. Ancak bakıldığında ülkenin ortalama büyüme oranı son 3 yılda yüzde 3 düzeyinde. Yine hükümetin 2023 hedeflerinde 500 milyar dolar ihracat ve kişi başına düşen milli gelirin 25 bin dolar olması var. Bu hedefin başarılabilmesi için Türkiye’nin üretim ekonomisine geçmesi gerekir. Hükümetin şu ana kadar uyguladığı sistemde üretim adına hiç bir şey göremiyoruz. Yap-işlet-devret modeli ile bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, ancak o da yap-işlet-soy olmaya başladı.

Tarım ve sanayiye gereken destekler verilmiyor. Tarımda 2002 yılında ne üretiliyorsa aşağı yukarı aynı oranda bir üretim var. Hiç bir şekilde artış görülmüyor. İnsanlar üretimden uzak, adeta lüks tüketime kurban edilmiş durumda. Ülkenin var olan kaynakları hoyratça harcanıyor. Ancak üretime dair hiç bir şey ortaya konulmadı.

 

“ÜLKE KAYNAKLARI VERİMLİ KULLANILMIYOR”

Diğer başlık olan işsizliğe değinir misiniz?

2000 yılında Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 6 oranında iken bu gün gelinen noktada işsizlik yüzde 10 civarında. Aslında açıklanan rakamlar tam olarak gerçeği yansıtmıyor. Buna rağmen işsizlik bu kadar fazla durumda. Gençler arasında bakıldığında işsizlik oranı yüzde 19 oranında. Bütün bunlar işsizliğin geldiği tehlikeli noktayı ortaya koymaktadır. Ülkede kaynaklar popülist yatırımlarla harcanıyor, ancak üretim ve ihracatı artıracak yatırımlar yapılmıyor. Lüks saraylar ve getiri olmayan yatırımlar yapılıyor. Oysaki getirisi olan yatırımlar yapılsa, hem işsizlik ortadan kalkar hem de ekonomi canlanır. Yine faiz oranlarını yüksek olması nedeniyle ülkeye yatırım yapılmıyor. Bu da işsizliği tetikleyen başka bir unsur oluyor.

 

“FAİZ ORANLARI YÜKSEK”

Dünyada faiz oranları yüzde 2 oranında iken Türkiye’de yüzde 14 oranında. Böyle yüksek faizli bir yerde yatırımcı parasını riske atmaz. Hükümet hep faiz lobisinden yakınıyor, ancak en büyük faiz lobisi hükümet olmuş durumda. Ülkede hukuki anlamda istikrarsızlığın olması yine yatırımların önünü kesmiştir. Bu durum da işsizliğin artmasına bir başka sebeptir. Piyasa da yetişen insanların az olması da başka bir sebeptir. Aslında en önemlisidir. Yeterli nitelikte insan yetişmiyor. Burada eğitim devreye giriyor.

 

“ASIL SORUN MESLEKSİZLİK”

Eğitimi değerlendirecek olursak, neler söylemek istersiniz?

Aslında bakıldığında eğitim sistemi bize gösteriyor ki, Türkiye’de asıl sorun işsizlik değil mesleksizliktir. Bunu sadece ben söylemiyorum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Faruk Çelik ve yine hükümetin bir diğer ismi olan Bilim, Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı Nihat Ergün de aynı ifadeleri kullanıyor.

Türkiye’de maalesef eğitim sistemi yeterli nitelikte eleman yetiştiremiyor. Eğitimde alana göre bir yönlendirme yok. Öğrenciler önceden yeteneklerine göre bir eğitime tabi tutulmuyor. Öğrenci okulda 16 sene boyunca okuyor, ancak niteliksiz bir şekilde yetişiyor. Ondan sonra hükümet kalkıp İŞKUR’un KOSGEB’in kurslarına katılarak girişimci olun diyor. Bunu söylemesi bile eğitim sisteminin çöktüğünün ilanıdır.

 

“EĞİTİM SİSTEMİ NİTELİKLİ ELEMAN YETİŞTİREMİYOR”

Yani öğrenci okulda 16 yıl boyunca okumasına rağmen girişimci olamayacak, ancak 3 aylık kurslara giderek girişimci olacak, bu ne kadar mümkün olabilir. Yapılan araştırmalara bakıldığında anaokuluna giden bir çocuğun yüzde 98 oranında hayal kurarken, üniversite öğrencileri arasında bu oran yüzde 2’ye kadar düşüyor.

Yani eğitim sistemi insanların hayallerini bile çalıyor. Sürekli baskı altında kalan bir insanın 3 ayda girişimci olmasını beklemek hayalcilikten başka bir şey değildir. Bir kere okullar öğrencinin özgüven kazanması için çaba harcamalıdır. Ancak bizde tam tersi şekilde okula giden insanlar özgüvenlerini kaybediyor. Burada da yine kaliteli yetişmemiş öğretmenlerin olduğunu görüyoruz.

Yapılması gereken öğreticilerin de eğitimidir. İşin ehli öğretmenlerin elinde kaliteli nesiller yetişebilir. Yine bakıldığında Türkiye’de her 100 kişiden 74’ü alanı dışında çalışıyor. Bu şu demektir, 100 elmadan 74 tanesi çürüktür. Bu da yine eğitimin tam manasıyla verilemediğini ortaya koymaktadır. Kendi alanı dışında çalışan kişilerin ne derece verimli olacağı da akılda kalan bir sorudur. Bu gün baktığımızda eğitim sistemi insanı hayata hazırlamaktan uzak bir hal almış ve adeta iflas etmiştir.

 

“KALİTELİ EĞİTİMCİ YETİŞTİRİLMELİ”

Peki bu sorunlara sizin önerileriniz ne olacaktır?

Bizler bütün bu eksiklere 4 başlık altında çözümler üretiyoruz. Birincisi eğiticilerin eğitimi konusudur. Kaliteli, alanında yetkin ve uzmanlaşmış eğitimciler yetiştirilmelidir. Öğretmen bir heykeltıraş titizliğinde çalışmalı ve her geçen gün kendini yenileyerek gelişmeli ve geliştirilmelidir. İkincisi eğitimde gerçekçi müfredatın uygulanmasıdır. Bugünkü müfredat sadece görünürde bir müfredattır. Önemli olan binaların ve derslerin içeriğinin anlamlı ve dolu olmasıdır. Yoksa sizin yaptığınız binaların içi doldurulmadıkça hiçbir anlamı yoktur.  Üçüncüsü siprel öğrenme yerine asıl ve kalıcı öğrenme yöntemlerinin geliştirilmesi.

Öğrencinin anlayabileceği hayatında kullanabileceği ve hayatın gerçeklerine uyacak, öğrencilerin ben bunları öğrenmeliyim, çünkü bunlar benim hayatımda bana yarayacak diyeceği bilgiler içermesidir. Bilgilerin kendini tekrar eden değil sürekli bir basamak halinde öğretilmesidir. Dördüncüsü ise sanayi okul işbirliğinin sağlanması ki bu sorunların büyük bir kısmını çözecektir. Bugünkü okullar, üniversiteler sanayici ve işverenlerin taleplerine uygun yetişmiş elemanlar yetiştiremiyorlar.

Üniversiteler kendine göre öğrencileri yetiştiriyor ve iş hayatına sürüyor. Ancak bunlar işverenin taleplerine cevap veremediği için çoğu işsiz kalıyor. Hâlbuki üniversiteler öğrenci yetiştirirken sektörün beklentilerini göz önünde bulundurmak zorundadır. Eğer sanayici, işveren, yatırımcı ve okul iş birliği çok iyi bir şekilde sağlanırsa işsizliğin, daha doğrusu mesleksizliğin çok büyük oranda önüne geçilebilecektir. Muharrem İBRAHİMOĞLU

ser-001.jpg

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Artun Alkan
26 Mart 2015 Perşembe 19:14
19:14
Vizyonu bu kadar geniş bir insanın mecliste olması Kocaeli için bir şansolur. Umarım Kocaeli halkı parti gözetmeksizin destekler.. Allah yar ve yardımcınız olsun Serhat bey.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim