• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 3 °C
  • Sakarya : 2 °C

Duygular önemlidir insan hayatında

Tarık Bağdat

Duygu; insana özgü ve insanın içinde bulunduğu durumu anlatan bir sözcüktür. Mutlu - mutsuz, öfkeli, korkulu, coşkulu gibi düşüncelerden kaynaklanan duygular yaşamın içindeki eylemlerle değişkenlik gösterir.
Sınavına yeterince hazırlanabilmiş bir öğrenci ile hazırlanamamış bir öğrencinin sınav ortamını farklı algılaması düşüncelerden kaynaklanır ve yüz, beden dili gibi belirtilerle de gözlenebilir. Birisi için aynı ortam heyecan veren bir yarış gibi algılanırken diğeri için bir tehdit veya tehlike gibi algılanabilir. Kimisinde güven, umut, heyecan yaratırken kimisinde de sıkıntı, kaygı ve korku yaratır.
Duygular, bilişsel ve fizyolojik tepkilerle ortaya çıkar ve davranışları belirler. Hayranlık, gurur, heyecan, sevgi, aşk, coşku gibi duyguların yanında haset, kıskançlık, korku, nefret, öfke gibi yakıcı zorlayıcı duygular da vardır.
Bugün varlığı ile kişiyi zorlayan, bunaltan ve sonunda istenmeyen davranışlara götürebilen yakıcı duygulardan biri olan kıskançlıktan bahsetmek istiyorum.
Kıskançlık; hemen her yaşta, her kültürde, her insanda var olabilen bir duygudur. Uzun yıllardan bu yana felsefe, edebiyat, sosyoloji, antropoloji, klinik psikoloji ve sosyal psikolojinin konuları arasında yer almıştır.
İlişkiler açısından kıskançlık önemli ve değer verilen bir kişinin başka bir kişiyle ilişki kurması ile başlayan, öfke, mutsuzluk ve korku duygularıyla beslenen yakıcı bir duygudur.
İlişkiler söz konusu olduğunda, kadınlar mı? Erkekler mi? daha kıskançtır? Sorusuna kıskançlıkla cinsiyet arasındaki ilişkiyi ölçmek için yapılan araştırmalar; kıskançlık düzeyi açısından bir farklılık bulunamamıştır.
Kıskançlık ve yaş arasında da araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalardan bazılarına göre anlamlı, bazılarına göre de anlamsız bir ilişki vardır.
Ancak ileri yaşlarda kıskançlık hezeyanları yaşayanların, eşlerini oğullarından hatta torunlarından kıskandıklarını gözlemekteyiz.
Ünlü araştırmacı White’ın kıskançlık duygusunun düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygularının sonucudur varsayımını bazı araştırmalar desteklerken, bazı araştırmalar da kıskançlık ile düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygusu arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığını göstermektedir.
İlişkiler açısından bakıldığında, kıskançlıkla baş etmede şu iki noktadan söz edebiliriz. Birincisi İlişkiyi korumak, ikincisi ise benlik saygısını korumak
Çeşitli araştırmaların sonuçlarına bakarak söyleyebiliriz ki; genel olarak kadınların daha çok duygusal, erkeklerin ise saldırganlığa ya da kırgınlığa dayalı fiziksel tepkiler verdiklerini gözlemekteyiz. Bunun yanında ilişkideki doyum arttıkça ve ilişkinin süresi uzadıkça kıskançlığın azaldığını hem araştırma sonuçlarına hem de gözlemlerimize dayanarak söyleyebiliriz. İlişkinin türü de (evli veya evli olmamak) kıskançlık duygusunun şiddeti, süresi, verilen tepkiler açısından farklılıklar göstermektedir.
Evli olmayanların evli olanlara nazaran daha fazla duygusal ve bilişsel tepkilerin araştırılmasında evli olmayanların evli olanlara kıyasla daha fazla yıkıcı baş etme yöntemlerine başvurduklarını saptamıştır. 1981 yılında yapılan bir araştırmada evli olmayanların evli olanlara göre daha fazla kıskançlık gösterdikleri sonucuna varmıştır.
Kıskançlık hemen her insanda derece farkıyla bulunan bir duygu olup, özellikle romantik ilişkilerde çoğu insanın en azından bir kez hissettiği bir duygudur.
Toplumsal koşullanmalar dozunda kıskançlığı destekler. Kıskançlık çok can acıtıcıdır. Çünkü kıskançlıkta kıyas, karşılaştırma vardır. Bir başkası; daha güzel, daha alımlı, daha akıllı, daha zeki, daha başarılı, daha imkânlı, daha zengin, daha çok istenen ve tercih edilendir.
Bu duyguyla baş edebilmesi için kişinin kendi özsaygısını kazanabilmesi, kendi özelliklerini, güzelliklerini, başarılarını görmesi farkındalık kazanması ve destek alması gerekir. Bu desteği sağlayacaklar yakın aile çevresi, dost ve arkadaşları, önemli destek gruplarıdır. Elbette psikoterapinin önemini de göz ardı etmeden, kişinin kendi isteğiyle bir danışmadan psikoterapi alması başarıyı arttıracaktır.

Bu yazı toplam 880 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim