• BIST 106.843
  • Altın 142,635
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 26 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 26 °C

Eğer devlet isterse…

Mehmet Özmen

Bu sözü gerçekten çok önemserim. Çünkü devlet ne şekilde olursa olsun, kim, yani hangi parti tarafından yönetilirse yönetilsin yine devlettir.

Büyüklüğü de bundandır. Şayet bir konu “Eğer devlet isterse” noktasına gelmişse zaten ipin ucu kaçmış, dostluk ve barış için her türlü çaba gösterilmiş, dış mihraklara yeteri kadar sabredilmiş demektir…

Bu noktaya bir şekilde gelindi ise, devlete karşı yapılan yanlışların sayısının doğrulardan çok daha fazla sayıya ulaştığı sonucu ortaya çıkmış demektir.

Daha önce de ifade etmeye çalışmıştım…

Her Kürt PKK’lı değildir, her PKK’lı da Kürt değildir…

Son dönemde ilk kez Kürt hareketinin terörle anılmaktan kurtulma gibi bir fırsatı oldu. Zira bugün birkaç zümreyi çıkardığınızda kalan her Kürt vatandaşına terörist gözü ile bakan ırkçı bir yapı oluşmuştu. Elbette bu çok yanlış bir yaklaşım biçimiydi. Bulunduğu ortamda Kürtçe’den başka lisanı olmayan yaşlı bir kadının evladı ile sohbet etmesine ‘Yasak’ bile izin vermeyen, bir annenin oğlu ile hasret gidermesinin önüne set çeken bir uygulamadan söz ediyoruz.

Bunlar elbette yanlış işlerdi. Fakat her şeye rağmen Kürt halkı yine de devletine bir şekilde bağlıydı, çünkü geçmişinin etkisi ile gelenekçi bir yapısı vardı.

Mevcut Cumhuriyet’in ve bayrağının altında yaşamaktan dolayı güven duyuyordu. Bu nedenle her şeye rağmen bağlılığını açık bir şekilde belirtiyor, aidiyet duygusu ile hareket ediyordu.

Bu nedenden dolayı AK Parti, Diyarbakır’dan 2002’deki seçimlerde 8, 2007 ve 2011 seçimlerinde de 6’şar milletvekili çıkarma başarısı gösterdi. Diyarbakır örneğini ise Kürt siyasetinin artık arkalaşan bir bölgesi olduğu için veriyorum. 2015 süreci ise meselede gelinen son noktaydı.

Fakat geçmişte yaşananların ardından bugün Kürtçe televizyon kanalının açılması, yer isimlerinin Kürtçeleştirilmesi, okullarda Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması, Kürtçe eğitim hakkının serbest bırakılması, Kürtçe yayın hakkının 24 saat serbest bırakılması ve Kültür Bakanlığı’nın bizzat Kürtçe kitap basması gibi, kültürel ve siyasal açıdan gösterilen kolaylıklar olarak dikkat çekiyordu. Kürt hareketi ürkmeden siyasal temsiliyeti ile ülkede barajı geçecek konuma bile geldi. Fakat belli ki yeterli gelmemiş…

Yaşam hakkı ile aradaki uçurumun kapandığı, eşit hak ve özgürlükler kavramının kabul görmeye başladığı bir ülkede artık yapılacak her türlü talep, bahane icat etmekten ileri gidemezdi. Nitekim öyle de oldu. Önderlik dedikleri ve terör suçundan dolayı idamla cezalandırılan Abdullah Öcalan’ın söylemlerini dikkate almayan bir Kandil yapılanması oluşmaya başladı.

Yani bunu yapan PKK, belli ki Apo’nun güdümünden kendini soyutlamaya gayret gösteriyor. Örgüt, Apo’nun hapiste olması nedeniyle, özgür olarak kendini ifade edemediği bahanesine sığınan, bunu gerekçe göstererek liderliğe sulanan insanlarla çevrilmiş durumda. Kısacası PKK’da kimsenin artık Apo’yu taktığı yok.

Bu kişilerin barış gibi bir beklenti ya da hedefi de yok…

Garibim HDP ve Selahattin Demirtaş da iki arada bir derede kalmış. Başkan dedikleri Apo’ya mı, yoksa silahlarının gölgesinde siyaset yaptıkları PKK’nın yeni lider bozuntularına mı meyledecekler açıkçası karar verebilmiş değiller. Fakat bir an önce kendilerine bir taraf belirlemeleri gerekecek.

HDP ve Selahattin Demirtaş, ya Abdullah Öcalan’ı ya da PKK’yı tercih edecek. Alacakları bu karar da siyasi geleceklerini şekillendirecek. Açıkçası onun yerinde olmayı hiç istemezdim. Ancak aşırı şımartılmış PKK’nın kendini bir halt zannetmesi ve barış için uzatılan zeytin dalını geri çevirmesi HDP ve Demirtaş’ın kararında yol gösterici olacaktır.

Onların da ne kadar barışı istediklerini, Apo’yu takmayan, yeni lider adaylarının gölgesinde hareket etmeye başlayan PKK’yı terör örgütü olarak görüp görmediklerini bu süreçten sonra yeniden göreceğiz…

Bu yazı toplam 830 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim