• BIST 108.936
  • Altın 151,021
  • Dolar 3,6663
  • Euro 4,3295
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 21 °C

Eğitim sorunumuz ve köy enstitüleri üzerine…

Mustafa Küpçü

İnsanın eğitimi, o insanı “hayata hazırlamak, ÜRETKEN-NİTELİKLİ İŞGÜCÜ haline getirmek ve yaşadığı toplumun sosyal ve kültürel değerleriyle uyumlu kılmak içindir” Hangi anne-baba çocuğunun “mesleksiz, işsiz, mutsuz bir insan” olmasını ister?

Ancak, eğitimin de bir “siyasal kimliği” vardır! Bu siyasal tercihi, genellikle siyasal iktidarlar yapar!

Bir siyasi iktidarın iki temel eğitim tercihi vardır;

Ya, bilimin ışığında, her yurttaşı “yeteneğine göre” meslek sahibi yapan, eğitimde gidebildiği yere kadar gitmesine olanak sağlayan bir tercihtir,

Ya da, “ezbere dayanan, çabuk unutulan bilgi hamallığına dayanan” insanın “meslek sahibi” olmasına engel olan, “beyin yıkamaya” dayanan, güdük bir eğitim düzeni tercihidir!

Birinci tercihi yaparsanız; kendi emek ve alın teri ile ekmeğini kazanan, üretken, özgüveni yüksek, aklı öne çıkaran, palavralara inanmayan, siyasal boyunduruğa girmeyen ÖZGÜR İNSAN yetiştirirsiniz!

İkinci tercihi yaparsanız; mesleksiz, himmete muhtaç, aklı başkalarına emanet eden, yalanlarla kandırılabilen, bağnaz ve köle ruhlu insanlar yetiştirirsiniz!

Birinci tercihte, “toplumsal huzur ve barış” egemendir. İnsanlar, rastgele kavga etmez, “düşmanlık” bilmez, “hoşgörülü bir toplum” örneği oluşur. Böyle bir toplumda “bilimsel ve teknik gelişme” ve doğal olarak “REFAH TOPLUMU” ortaya çıkar.

İkinci tercihte, cehaletin, işsizliğin, bağnazlığın sonucu “şiddet ve suç patlaması” yaşanır. Toplum, çok kolay gaza gelir, birbirine düşman olur! Hoşgörü değil, düşmanlık duyguları egemendir!

Şimdi, her insan “aklı ve vicdanı” ile bir düşündün; “Ülkemizde hangi eğitim tercihi egemendir?”

 

YA KÖY ENSTİTÜLERİ?

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, ülke nüfusu 13 milyon civarındadır. Okuma yazma bilen “Binde 2” kadardır! Ülkenin kalkınabilmesi için “nitelikli insana” ihtiyaç vardır. HALK MEKTEPLERİ ve HALK EVLERİ ile eğitim, kültür ve sanat faaliyetleri başlatılır.

Mustafa Kemal, halkın etkili ve hızlı eğitiminin sağlanması, bilinçli ve üretken bir nesil yaratılması için eğitimcilere araştırma ve proje üretme görevi verir. İsmail Hakkı TONGUÇ, bu eğitim neferlerinden biridir. 1930’lu yılların sonlarında Türkiye nüfusu 16 milyona ulaşmıştır ve 12 milyonu köylerde yaşamaktadır. 40 bin civarındaki köyün 35 bininde öğretmen yoktur. 1 milyon 700 bin okul çağında çocuktan ancak 300 bini okula gidebilmektedir.

İşte bu koşullarda, 17 Nisan 1940’da, 3803 sayılı Yasa ile, KÖY ENSTİTÜLERİ açılır. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’dir.

Eskişehir-Çifteler, Kocaeli-Arifiye, Trabzon-Beşikdüzü, Diyarbakır-Dicle, Ankara-Hasanoğlan, Kars-Cılavuz, Trakya-Kepirtepe, Balıkesir-Savaştepe, Erzurum-Pulur, Sivas-Pamukpınar, Malatya-Akçadağ, Van-Ernis, Adana-Düziçi, Kastamonu-Gölköy, Samsun-Akpınar, Antalya-Aksu, Isparta-Gönen, Konya-İvriz, İzmir-Kızılçullu, Aydın-Ortaklar, Kayseri- Pazarören’de toplam 21 Köy Enstitüsü açılır.

Enstitü binalarını, yatakhanelerini, öğretmenler ve öğrenciler inşa ederler. Okul bahçelerine tarım, hayvancılık yaparak hem üretmeyi öğrenirler hem de kendi ihtiyaçlarını karşılarlar.

Aldıkları derslerden örnekler verelim; Türkçe, Tarih, Coğrafya, Yurttaşlık Bilgisi, Matematik, Fizik, Kimya, Tabiat ve Okul Sağlık Bilgisi, Yabancı Dil, El Yazısı, Resim ve İş, Beden Eğitimi, Ulusal Oyunlar, Müzik, Askerlik, Ev İdaresi ve Çocuk Bakımı, Öğretmenlik Bilgisi, Zirai İşletme Ekonomisi, Kooperatifçilik.

Her öğrenci bisiklet, motosiklet ve oto kullanımını öğrenir. Marangozluk-Dülgerlik, Kümes Hayvancılığı, Arıcılık ve İpek Böcekçiliği, Balıkçılık, Demircilik, Nalbantlık, Dikiş, örgü, dokuma öğrenirler ve her biri yüzlerce roman okur.

Bu insanlar köylerinde öğretmenlik yapacaklar, halkın bilinçlenmesine, meslek sahibi olmasına katkı vereceklerdir.

Ne yazık ki, Toprak Ağaları bu işten şikayetçidirler!.. Kinyas Kartal, açıkça; “Bu maraba çocukları bizim yerimizi mi alacaktı? Komünistlik yapıyorlar dedik, kapattırdık” diye anlatır!

Köy Enstitüleri hiç değilse 20 yıl kadar yaşatılabilseydi, Türkiye bugünkü karanlık günleri yaşamazdı! Saman bile ithal eden, hemen tüm tarım ürünlerini yabancı ülkelerden satın alan, dış borçları süratle yükselen, yobazlığın cirit attığı bir ülke haline gelmezdik!..

Eğitim, insanı üretken ve özgür bir insan yapmak içindir. Uyutup uyuşturmak ve köleleştirmek değildir!..

Bu yazı toplam 965 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim