• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • Sakarya : 5 °C

Eğitimde bu hataları SAKIN YAPMAYIN!

Mesut Akbulut


Yeni eğitim öğretim yılı, 16 Eylül’de (yarın) başlıyor. Yeni yılla birlikte sorunlar da yaşanabiliyor. Okula yeni başlayan çocukların ödev yapmama konusundaki dirençleri çoğu zaman ebeveyn ve öğretmeni zor durumda bırakabiliyor. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, eğitimde yaşanabilecek sorunları aşma noktasında önemli ipuçları veriyor.
**
Çevremizdeki ailelere baktığımızda birçok anne ve babanın çocuklarına verilen ödevleri yaptıramamaktan şikâyetçi olduğunu görmek mümkün. Çocuğum ödevini yapsın, derslerinde başarılı olsun kaygısında olan ebeveynler bu endişeyle zaman zaman hataya düşebilmekte. Öyle ki çocuğa ödevi bir külfet gibi algılatabiliyorlar. Hatalar zinciri ise burada başlıyor.
“Ödev korku nesnesi haline getirilmemeli!
Ödev çocuk için bir korku nesnesi haline geldiyse çocuk ödevden de okuldan da soğur. Okul günleri aklına geldikçe bile irkilir, o günleri nefretle ve soğuk duygularla hatırlar. Böyle durumlarda çocuğun öğrenmesi de zaten kalıcı olmaz. Ödevi böylesi bir korku aracı haline getirmeme konusunda anne babalar kadar öğretmenler de duyarlı olmalıdır. Verilen ödevler bütünleştirici, konunun anlamına yardımcı, çocuğu sıkmadan merak uyandıracak mahiyette az ama öz olursa çocuk için daha faydalı olacaktır.”
Tarhan ideal öğretmen modelini de tanımlıyor.
“Sevgi, çağın öğretmen modelinin gereği
Çok başarılı bir öğretmen emekli olurken genç bir meslektaşı kendisine başarısını neye borçlu olduğunu sormuş, başarılı öğretmen şöyle cevap vermişti: “Öğrencinin başarılı olabilmesi için dersi sevmesi, dersi sevebilmesi için öğretmeni sevmesi, öğretmeni sevebilmesi için de öğretmenin öğrenciyi sevmesi gerekir. Öğrenciyi seversen ona öğretmek daha kolay olur.” Gerçekten de sevginin çocukları etkileyici bir gücü vardır. Bu gücü kullanabilmek için öğrenciye değer vermek gerekir. Öğrenciyi azarlayan, aşağılayan, hata yaptığı zaman yerin dibine batıran, arkadaşları arasında küçük düşüren öğretmen modeli bu çağın modeli değildir.
Ne yazık ki hâlâ öğrencileri aşağılayan, kaba kuvvet uygulayan öğretmenlere rastlayabiliyoruz. Hâlbuki çocukta korku duygusu yerine sevgi duygusunu harekete geçirerek öğretmek çok daha kolaydır. Öğretmen öğrenciye sevgiyle yaklaştığı zaman çocuğun beyni öğrenmeyle ilgili bir mutluluk kimyasalı salgılar ve öğrenme kalıcı hale gelir.”
Ailelerin yaptıkları eğitim hatalarını ise Tarhan şöyle sıralıyor.
“Çocuk okuldan geldiğinde bir süre serbest bırakılmalı!
İlki çocuk okuldan gelir gelmez onu dersin başına oturmaya zorlamaktır. Dinlenmesi için hiç fırsat vermeden, hemen ödevini yapmaya zorlamak çocuğun ödeve karşı antipati duymasına, kötü duygular beslemesine neden olur. Bazı anneler sanki çocuk ödevi olduğunu, ders çalışması gerektiğini düşünemeyecekmiş gibi masanın başına oturtana kadar çocuğa sürekli çalışması gerektiğini hatırlatırlar. Çocuk hiç dinlenmeden ödeve başlatılırsa ödevden de oyundan bir tat alamaz. Halbuki çocuk okuldan geldikten sonra belli bir süre serbest bırakılsa, rahat bir nefes alsa daha verimli bir çalışma yapacaktır.
Anne-öğretmen ve çocuk ilişkisi önemli!
Sürekli ders çalışmasını hatırlatan bir anne varsa, çocuk onu gördüğü zaman sadece ders çalışma zorunluluğunu hatırlar, başka bir şey hatırlamaz. Anneyle çocuğun ilişkisi bozulursa, düzeltmek zor olur; oysa dersteki zayıflık bir şekilde telafi edilir. Onun için anneyle olan ilişkiyi bozmadan ders çalışmayı zevkli hale getirmek gerekir. Aynı şekilde öğretmenle öğrencinin ilişkisi de bozulmadan gidebilmelidir.
Çocuğun hayatı programlı olmalı!
Çocuğun hayatının programlı olması gerekir. Okuldan sonra belli bir süreyi oyun ve dinlenme ile geçirmeli, ardından ders çalışmalıdır. Aileler de bu saatleri belirleyip çocuğun buna riayet etmesini sağlamalıdır.
Salt bilgi yığını değil hayat becerisi de öğretilmeli!
Çocuk ders çalışırken ödevin konusunun yanı sıra hayatı, ders çalışma metodunu, disiplinli olmayı, zorluklara dayanmayı öğrenmelidir. Çocuğa güven duygusunun eşlik ettiği bir sorumluluk duygusu kazandırmak gerekir. Aksi halde sadece itaati öğrenir. Halbuki çocuk bireysel yaratıcılık, sorun çözme, insanlarla iletişim kurabilme gibi beceriler kazanmalı, sadece kurallara uyan, otoriteye itaat eden bir insan yetişmemelidir. Ancak özgür düşünen, farklı olabilen, sorgulayan, yeteneklerini geliştirebilen çocukların yetiştiği bir toplum gelişebilir. O nedenle ödev salt bir bilgi yığını değil hayat becerisi öğretebilmelidir.
Yüksek başarı beklentisi başarısızlığı getiriyor!
Yapılan hatalardan birisi de ailelerin çok yüksek motivasyonlu olmaları ve çocuğa devamlı çok başarılı olmasını beklediklerini hissettirmeleridir. Ailedeki yüksek beklenti düzeyine ulaşamayan çocuk ne yaparsa yapsın ailesini memnun edemez. Bu nedenle “Nasıl olsa ben annemi ve babamı memnun edemeyeceğim” deyip yenilgiyi baştan kabul eder hiç çalışmamaya başlar. Aslında yeterince zeki olan çocuk, “yapamam, başaramam” duygusuna yenildiği için başarısız olur.
Hata ve kusurlara odaklanmak güveni zedeliyor!
Hem öğretmen hem de aile hep olumsuza; çocuğun hatalarına, kusurlarına odaklanırsa çocuğun kendine güveni zayıflar, çalışma şevki kırılır. Sık sık verdiğimiz bir örnek vardır: Diyelim ki çocuk karne getirdi. Notlarının yedi tanesi iyi, üç tanesi zayıf. Çoğu ailenin yaklaşımı neden üç tane zayıf olduğunu sorgulamak şeklinde olur. Aileler bunu iyi niyetle, çocuğun daha başarılı olmasını istedikleri için yapıyorlar fakat farkında olmadan çocuğu ders çalışmaktan soğutuyorlar. Oysa “Bak, şu dersler pekiyi, bunları çok güzel başarmışsın. Hadi beraber bu üç zayıfı nasıl düzelteceğimizi düşünelim ve bir çözüm bulalım” denirse çocuk “Annemle babam benim olumlu yönlerimi de görebiliyor” der ve dikkatini zayıfları düzeltmeye verir, başarabileceğine inanır ve çözüm üretir.”
Xxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Başbakan Erdoğan, herkese kesik attı!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ında katılımıyla önceki gün İstanbul Haliç Kültür Merkezi'nde gerçekleşen törende Kocaeli’nin de aralarında olduğu 15 şehir hastanesi için imza atıldı. İzmit Cephanelik mevkiinde 520 bin metrekarelik alanda yapılacak bin 180 yataklı 6 hastanenin ve birçok sosyal donatı alanının içinde bulunduğu Kocaeli Entegre Sağlık Kampüsü’nün ihalesi 15 Mayıs’ta yapılmış, ihaleyi 1 milyar 90 milyon liraya Türkler ve Gama firmalarından oluşan konsorsiyum almıştı.
Başbakan Erdoğan, imza töreninde her ilin küsuratlarına kesik attı. Örneğin 970 milyon olan ihaleyi 900 milyona, 560 milyon olan ihaleyi 500 milyona indirdi. Kimsenin de gıkı çıkmadı. Biraz mırın kırın edene de, “sen bilirsin” deyip, aba altından sopa gösterdi.
Sıra Kocaeli’ye geldi. Erdoğan, 1 milyar 90 milyon olan sözleşmeyi, 1 milyar liraya indirdi. Yani bir defasında 90 milyon lira kesik attı. Firma sahipleri de mecburen durumu kabullendi. Düşünün, demek ki, 1 milyar 90 milyon liraya ihaleyi alan firma, ne kadar büyük paralar kazanıyor. Belki de bulun bilincinde olan herkese kesik attı.
Başbakan Erdoğan’ın kesikleri, açılışta en çok konuşulan konu oldu.
Başbakan Erdoğan ayrıca, İstanbul’da hastane yapacak firmaya, bir de spor hastanesi yapma talimatı verdi. Kontrol için de Galatasaraylı eski futbolcu AKP milletvekili Hakan Şükür’ü görevlendirdi.


XXXXXXXXXX
Sertaç Tugay, Show TV’de
Kandıralı Sertaç Tugay, Show TV’de yayınlanan Ahmet Çakar’ın sunduğu “Var mısın Yok musun” yarışmasında yer alacak. Daha önce yarıştığı “Eyvah Düşüyorum” yarışmasında renkli ve sempatik tavırlarıyla dikkat çeken Sertaç Tugay, bu sezon başlayacak olan “Var mısın Yok musun” adlı yarışmaya davet edildi. Program Çarşamba akşamı saat 23:30’de başlayacak ve haftada 3 gün Çarşamba 23:30, Perşembe ve Cuma saat 20:00'de olmak üzere canlı yayınlanacak. Sertaç Tugay, bu yarışma ile Kandıra ve Kocaeli halkını ekrana kilitleyecek.

Xxxxxxxxxx

GÜNÜN FIKRASI


Xxxxxxxx
İmamı topal Timur olursa
Hoca bir gün Timur Han'ın adamlarından birine sorar:
- "Kimin mezhebindensin ?"
Adam elini göğsüne götürüp kuvvetli bir sesle;
- "Emir Timur'un" demiş.
Orada bulunanlardan cemaatten biri seslenmiş:
- "Hoca efendi, bir de peygamberini sor bakalım"
Hoca:
- "İmamı Topal Timur olursa, başka bir şey sormaya gerek yok" demiş.

Xxxxxxxxxx
GÜNÜN SÖZÜ

Yazı ile insan daya iyi yalan söyleyebilir.
BERNARD SHAW

Bu yazı toplam 824 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim