• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : -6 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • Sakarya : -6 °C

“En az 3 çocuk” mu, “işsiz gençlik” mi?

M.Tanzer Ünal

Türkiye bir süredir “en az 3 çocuk isteme” ve “genç nüfusun iş bulamaması” çelişkisini birlikte yaşıyor.
Başbakan Erdoğan, her ortamda “En az 3 çocuk haa!” diyerek genç evlilere yükleniyor, bazen bir veya iki çocuğu olduğunu öğrendiği erkeklere, “Bas gaza bas gaza” talimatı veriyor.
Zor durumdayız…
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık!
Bir taraftan, ülkeyi yönetenler, “genç nüfus-yaşlı nüfus” dengesi nedeniyle ailelerin üçten fazla çocuk yapmasını istiyor…
Diğer taraftan ise “işsizlik sorunu” her geçen yıl ciddi oranda artıyor.
**********
Dün emekli bir dostumla sohbet ettik.
Oğlu, lisans yerleştirme sınavına girmiş, sonucu bekliyor.
Endişeli…
*Puanı nasıl gelecek?
*Hangi üniversiteye girecek?
*Mezun olduktan sonra iş bulabilecek mi?
Bu sorular, bu günlerde yüz binlerce gencin ve ailesinin kafasını kurcalıyor.
Sınav sonuçları temmuz ayı ortalarında açıklanacak, ardından üniversite tercihleri başlayacak.
“Umut ve umutsuzluğu” bir arada yaşıyorlar.
Karmakarışık duygular içindeler…
Meslek edinmek amacıyla üniversiteye başlayacakları için umutlular…
Mezun olduktan sonra iş bulmaları zor göründüğünden, umutsuzlar.
**********
Gençlerin umutsuzluğu boşuna değil.
Bulundukları ortamlarda “işsizliği” çok net bir şekilde gözleyebiliyorlar.
Bir de rakamlar ortada.
Memlekette ne kadar gizli, ne kadar gizli olmayan işsiz var, düzenli olarak açıklanıyor.
Elimde, Türkiye İstatistik Kurumu’nun, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle hazırladığı bir rapor var.
Raporun adı, “İstatistiklerle Gençlik 2012”…
Bu araştırmaya göre, Türkiye’nin toplam nüfusu 2012 sonunda 75. 627. 384 kişi.
Bunun yüzde 16. 6’sını, yani 12. 591. 641 kişisini 14-24 yaş arası gençler oluşturuyor.
Şubat işgücü verilerine göre, genç nüfusun 3. 4 milyonu çalışıyor, 1 milyona yakını iş arıyor.
Çalışan gençlerin yarısının sosyal güvencesi yok.
Sosyal güvencesi olmayan işi de işten saymazsak, 2. 7 milyon genç işsiz demektir.
Her yıl yüz binlerce genç de, bu “işsizler ordusuna” dahil oluyor.
“Eğitimsiz işgücü” nden sonra, artık “eğitilmiş işgücü” de ülkemizde iş bulamıyor.
**********
Benim gözlemime göre, iki konuda hata yapıyoruz.
BİR: Uyguladığımız ekonomik politikalar, yeterli istihdam yaratamıyor. Genellikle “sıcak para” şeklinde gelen yabancı sermaye, istihdam yaratıcı yatırıma dönüşmüyor. Rant için geliyor, faizini ve kar payını alıp gidiyor. İthalata dayalı ve katma değeri düşük üretim modeli uyguluyoruz. Ülke içinde yatırım için tasarruf yaratamıyoruz.
İKİ: İhtiyaca göre eğitim ve istihdam planlamamız yok. 172 üniversitemiz var. Ve bu üniversitelere bağlı yüzlerce fakülte ve yüksek okul… Her üniversite kendi kafasına göre bölüm açıyor. Türkiye’nin bu bölümlere ihtiyacı var mı, yok mu hiç önemli değil! İhtiyaç yoksa neden bu bölümler açılıyor? Gençler, işsiz kalacaklarını bile bile neden bu bölümleri seçiyor? Çaresizlikten seçtilerse, nasıl iş bulacaklarını umut ediyorlar?
Çarpıcı bir örnek!
Türkiye’de 30 üniversitede arkeoloji bölümü var.
6 üniversite daha arkeoloji bölümü açmak için çalışıyor…
Mevcut arkeoloji bölümlerinden yılda 2. 100 öğrenci mezun oluyor.
Ancak ülkemizde arkeolog istihdam eden bir kurum var.
Kültür ve Turizm Bakanlığı…
Toplam kadro sayısı da 700…
Bakanlık, son dört yılda sadece 19 arkeolog işe almış.
Sonuç, binlerce arkeolog işsiz!
Tamam da…
Bu gerçek biline biline üniversitelerimizde neden hâlâ arkeoloji bölümü açılmasına izin veriliyor?
Gitsinler, bitirsinler, mezun olduktan sonra da sürünsünler diye mi?
Bu, bir örnek!
Aynı durumda olan daha onlarca bölüm var.
Maden mühendisliği bölümü…
Herhalde dünyaya yetecek kadar maden mühendisi yetiştiriyoruz.
İş bulamayan ve iş kuramayan ziraat mühendislerimiz, baktılar olacak gibi değil, “İşsiz Ziraat Mühendisleri Derneği” kurdular.
Her yıl 4 bin genci “ziraat mühendisi” olarak işsizler ordusuna katıyoruz.
**********
Hem kaynakları kıt bir ülkeyiz, hem de hovardayız.
Kaynaklarımızı üretim yapacak tesisler kurmak yerine, lüks tüketimlerde harcıyoruz.
Şark kafalığı, üretimsizlik ve basiretsizlik, diz boyu…
Bir taraftan şimdiki nüfusumuza iş bulamıyoruz, diğer taraftan nüfusumuz iki katına çıksın istiyoruz.
Halkımız daha çok sürünsün, daha çok eziyet çeksin, diye mi?


Bu yazı toplam 908 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim