• BIST 106.711
  • Altın 143,580
  • Dolar 3,5587
  • Euro 4,1404
  • Kocaeli : 30 °C
  • İstanbul : 32 °C
  • Sakarya : 30 °C

En büyük sivil darbeyi Ak Parti seçmeni yaptı!

Hasan Altınkaya

Bugünlerde herkesin konuştuğu tek bir konu var.
Taksimde başlayan ve yurdun çeşitli illerine yayılan protestolar.
Protestolar ilk etapta Taksim Gezi Parkı’ndaki 12 tane ağacın sökülmesine karşı başlamıştı.
Daha sonra sosyal medya aracılığı ile örgütlenmeler başladı ve protestocuların sayısı da her geçen dakika artmaya başladı.
Provakatörlerin de yer aldığı geniş kitleler protestonun rotasını hükümete karşı istifa eylemlerine döndürdü.
Çoğu neden orada olduğunu bilmeyen insanlar hep bir ağızdan hükümet istifa diye bağırmaya başladı.
Üstelik bu insanlar özgürlüklerinin elinden alındığını, yaşam tarzlarına müdahale edildiğini öne sürüyorlardı.
Memlekette özgürlük yok diyorlar ama “zıpla, zıpla zıplamayan Tayyip!” demeyi de ihmal etmiyorlardı.
Aracıyla yanlarından geçen vatandaşı zorla durdurarak kendilerine destek olmaları konusunda tehditler savuruyor ve memlekette baskı olduğunu haykırmaktan da çekinmiyorlardı.
Düne kadar coplanan üniversiteli kızlara tiksinerek bakanlar, hukuksal yollara başvurun yada Arabistan’a gidin diyenler bugün polisi coplamaktan, kamu malına zarar vermekten de geri kalmıyorlardı.
Göbeğini kaşıyan adam, makarnaya oyunu satanlar, koyun sürüleri gibi yakıştırmalarla dalga geçenler, insan yerine koymayanlar, bugün kendilerinin sıraya koyulmadığından bahsediyorlar.
Son zamanlarda anarşist gösterilerin yerini biraz daha sağduyu, biraz daha demokratik yöntemler alsa da yapılan bu eylemler genel olarak halkın kahir ekseriyetinde karşılık bulmayacağı aşikar.
Neden bulsun ki?
Memlekette ne varda bu denli protesto oluyor anlamıyorum.
Onlarca şehit geldi tık yok, Reyhanlı’da 60’a yakın insan öldü tık yok, Genelkurmay Başkanı içeri girdi tık yok ne zamanki özgürlüklere müdahale edildiğine inanıldı eylemler başladı.
Sormazlar mı insana madem bu kadar özgürlüğüne düşkünsün de bu zamana kadar neden empati kurmadın?
Özgürlük sadece senin hakkın mı?
Kaldı ki özgürlük adına kısıtlanan ne var?
Sokak ortasında yada metroda gayriahlaki davranmana karşı yapılan uyarı mı özgürlüğüne müdahale, yada gece umumi yerlerde toplu alkol yasağı mı özgürlüğüne müdahale?
Bugün evinde sessiz sedasız çoğu zaman ya sabır diyerek bekleyen, senin beğenmediğin makarnacı diye dalga geçtiğin milyonlarca insan var.
Bu insanlar senin 10 gün değil 10 yıl sürdürsen yapamayacağın sivil darbeyi 3 Kasım 2002’de yaptı zaten.
Hem de bir gecede.
Gitti sandığa attı oyunu, bozdu oyunu!
İşte bu kadar basit.
Ki bu insanların büyük çoğunluğu resmen bu ülkede zulme uğradı.
Gelecekleri karartıldı.
Hatırlayın eğitim hakları ellerinden alındı.
Katsayı mağduru oldular. En yüksek puanları alıp, en düşük puanlı yerleri tercih etmek zorunda kaldılar.
Resmen hem kendilerinin hem de ailelerinin hayatları karardı.
Evlatlarının yemin törenine alınmadı.
Bu insanlar yıllar yılı öz yurtlarında garip, öz yurtlarında parya olmuşlardı!
Ama bir kez olsun devletin malına zarar vermedi, bir kez olsun kendisine zulüm yapanlara karşı elini kaldırmadı, kötü söz söylemedi.
Hep sabretti, hep dua etti.
Gitti yurtdışında okudu, gerekirse okulunu, geleceğini feda etti ama isyan etmedi.
Bu koyun gibi sessiz olmasından değil, oda biliyordu yıkmayı yakmayı. Ama yapmadı.
Olgun davrandı, sağduyulu davrandı.
Çünkü biliyordu bir gün hakkın tecelli edeceğini, zulmü yapanların yanına kar kalmayacağını.
İlla hükümeti mi eleştireceksin ey arkadaş, tüm insanlığın vicdanının kabul edeceği yerden eleştir.
İnsanlar da evet haklılar desin.
Hatta Ak Parti’ye oy vermiş insanlar bile evet bu konuda haklılar desin.
Şuan yaptıklarınızdan kat be kat etkili olacağına inanıyorum.
Mesela alın size yerel yönetimler.
Düne kadar mücahit geçinen insanların nasıl müteahhit olduğuna bakın. Yani, işleri ehil insanların değil, yandaşların nasıl fütursuzca aldıklarına bakın.
Bir liralık işin nasıl on liraya belediyelere fatura edildiğini eleştirin.
Alın teri döken emekçi bu işlerden 3 kuruş kazanırken, sözüm ona müteahhit geçinen yandaşın elini bir işe sürmeden amuduyla götürmesini eleştirin, isyan edin!
Tofaş arabasına ‘Huzur İslam’da’ yazıp bugün ciplere binenlerin araçlarının arkasına hiçbir şey yazdırmadığına bakın. Acaba neden yazdırmadığını, huzuru para ile mi bulduğunu sorun eleştirin.
Düne kadar asgari ücretle geçinen parti yöneticilerinin nasıl trilyonluk restaurantlar açtıklarına bir bakın.
Farz olan hac ibadeti dururken, birilerine şirin gözükmek için Umre’ye giderek kazandıkları avanta paraları harcayanları eleştirin.
Makamından güç alıp fakat makamına hiçbir şey katmayan, o koltuğa sıkı sıkı yapışanları eleştirin.
Tüyü bitmemiş yetimin parasının nasıl kolaylıkla reklam adı altında sağa sola gittiğini eleştirin.
Sosyalist, liboş geçinen ve her fırsatta hükümete vuran yazarların türlü türlü kirli işlere bulaşmış belediye başkanlarını nasıl sahiplendiğini eleştirin.
Lütfen ama lütfen bunları da eleştirin sesinizi yükseltin.
Gelelim Başbakan Erdoğan’la alıp veremediklerinize.
Şu bir gerçek ki bu ülkede Tayyip Erdoğan sorunu yok, çünkü Türkiye kolay lider üreten bir ülke değil.
Beğenin yada beğenmeyin Tayyip Erdoğan bugün dünya lideri olmasa da dünyada saygınlığı en üst düzeyde olan liderlerden biri.
Doğru zamanda doğru muhalefet ve doğru yerden eleştiri yapmazsanız sizin aylar süren eylemleriniz hiçbir fayda vermeyecektir.
Birileri ki onlar AK Parti içerisinde olan bazı yönetici tipler, sizin bu hareketinizden inanın mutlu oluyorlar.
Çünkü o insanlar ellerini ovuşturarak bekliyorlar. Önce tatil yapacak sonra umreye gidip dostlara gözükecek oralarda işini bağlayacak, koltuğunu garanti edecekler çünkü!
Maalesef sizde bağırdığınızla, tencere tava çaldığınızla kalacaksınız.
Eğer gerçekten bir halk devrimi istiyor veya hükümetin gitmesini istiyorsanız yapacağınız tek şey var.
O da sizin gibi düşünmeyen insanlara karşı önyargılarınızı ortadan kaldırıp, onları bir şekilde ikna etmekten başka bir şey değildir bu.
Onu nasıl yaparsınız bilemem.
İktidarın gitmesini bu kadar çok istediğinize göre halkı nasıl ikna edeceğinizi de biliyorsunuzdur sanırım.
Öyle değil mi?

Bu yazı toplam 1115 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim