• BIST 97.717
  • Altın 144,143
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 13 °C

En çok ekmek yiyen ülkeyiz. Sevinelim mi, üzülelim mi?

M.Tanzer Ünal

 

                                           

Ahh, ahhh!

Ülke olarak nihayet bir “birincilik” yakaladık.

Dünyada kişi başı en fazla ekmek tüketen ülkeyiz.

Yeni değil, epeydir…

2007 yılında yakaladığımız bu rekoru kimselere kaptırmıyoruz.

Yedi yıl önce…

Yılda kişi başına 200 kilo ekmekle…

“En çok ekmek tüketen ülke” olduk.

Adımızı Guinness Rekorlar Kitabı’na yazdırdık.

Gururla…

Diğer ülkelerden açık ara öndeyiz.

Bize en yakın ülke, 95 kilo ile Bulgaristan…

Dünyada en az ekmek tüketen ülke ise, 32. 2 kilo ile İngiltere.

İngiltere’yi 36 kilo ile İspanya izliyor.

                                                               ******

Ekmek, bu toprakların sembolü olmuş.

Ekmeksiz sofraya, oturmayız.

Ekmeksiz, doymayız.

İllaki ekmek!

Makarnayı, bulgur pilavını bile ekmekle yeriz.

İster cahillikten, ister fakirlikten deyin.

Ama gerçeğimiz bu!

                                                               *********

Önümde birkaç rakam var.

Ülkemizde 30 bin fırında günde ortalama 130 milyon civarında ekmek üretiliyor.

Az buz değil…

Yılda 7 milyar dolar para ödüyoruz ekmeğe.

Bunun 800 milyon dolarlık kısmını da israf edip çöpe atıyoruz.

Anlayacağınız…

Ekmek tüketimde de, ekmek israfında da rekor bizde.

Pek çok ülkenin tükettiği ekmek kadarını, biz çöpe atıyoruz.

Düşünün, yılda 800 milyon dolarlık israf!

Bizde ekmek, güya “nimet”tir.

Yerde gördüğümüz ekmeği alır, öpüp, ayak basılmayacak bir yere koyarız.

Anadolu’da bize böyle öğrettiler.

Ama bir de bugünkü israfa bakın!

Türkiye’de bazı şeyleri açıklamak, inanın çok zor.

 

 

Ekmek kültürümüz de yozlaştı

                                               *******

Dünyanın en fazla ekmek tüketen ülkesiyiz de, kaliteli ve sağlıklı ekmek üretebiliyor muyuz?

Ekmek konusunda takıntılı biri olarak şunu söyleyeyim, üretilen ekmeklerin yüzde 90’ı besleyici ve kaliteli değil.

Türkiye, “sebze ve meyve”de yaşadığı süreci “ekmek”te de yaşıyor.

Eskiden, yediğimiz sebze ve meyvelerin hepsi organikti.

Sonra bozuldu…

Tohumu, ilacı, gübresi…

Şimdi, aradan yıllar yıllar geçtikten sonra, “organik meyve”, “organik sebze” demeye başladık.

“Ekmek”te de durum aynı.

Çocukluğumuzda ve ilk gençlik yıllarımızda, “tam buğday” ekmeği yerdik.

Daha doğrusu adını bilmezdik de, yediğimiz ekmeğin “tam buğday ekmeği” olduğunu sonradan öğrendik.

Buğday başakları düvenle dövülür, elde edilen buğday ayıklanır, yıkanır, sonra da su değirmenine gönderilirdi.

Değirmene 100 kilo buğday verir, 100 kilo un alırdık.

Her şeyi içinde…

Kepeği, rüşeymi…

“Rüşeym” deyip geçmeyin!

Bu madde çok önemlidir.

Buğday başağının alt tarafında bulunan “embriyo”dur.

1 ton buğdaydan 1 kilo rüşeym elde edilir.

Buğdayın mucizevi sırrıdır.

Tohumun üremesini ve çimlenmesini sağlar.

Yani buğdayın kalbi ve hayat kaynağıdır.

Doğanın altın sırrıdır.

*Afrodizyak özelliğine sahiptir.

*Yaşlanmayı geciktirir.

*Kalbe yararlıdır.

*Sinir sistemini güçlendirir.

*Cildi güzelleştirir.

*E vitamini deposudur.

                                                                              ********

Daha sonraları…

Her şeyin yozlaşmaya başladığı dönemde…

Ekmeğimizle de oynadılar.

Buğdayın içinde ne kadar yararlı madde (kepek, rüşeym, vs…) varsa aldılar, geri kalanını millete “beyaz ekmek-has ekmek” diye yutturdular.

Yıllarca, hiçbir faydası olmayan, besin değeri düşük, kan şekerini yükselten, çabuk acıktıran, balon gibi şişirilmiş ekmekleri yedirdiler, yedirmeye de devam ediyorlar.

Nasıl yeni yeni sebze ve meyvede “organik”e dönüş yaşanıyorsa, ekmekte de eskiye dönüş yaşanıyor.

Şunun şurasında “tam buğday ekmeği”nden söz edeli kaç yıl oldu?

Kepek ekmeği ve çavdar ekmeğini, ne zamandan beri konuşur olduk?

Ben şunu görüyorum…

Bu milletle birileri oyun oynadı, oynamaya devam ediyor, gerçekleri yeni yeni görebilir olduk.

Sebzemiz gitti, meyvemiz gitti, ekmeğimiz gitti, etimiz, sütümüz gitti; kaybettiklerimizin farkına yeni varıyoruz.

 

 

Kaliteli ekmek nasıl anlaşılır?

                                               ********

Aslında ekmek yapmak, bir sanattır.

Unu çok önemlidir…

Suyu çok önemlidir…

Pişireceğin fırının tipi çok önemlidir.

Sıcaklığı, pişirme süresi…

Bunların hepsi bir araya geldiğinde, mükemmel bir ekmek ortaya çıkar.

Lezzetli…

Besleyici…

İyi de, kaliteli ekmek nasıl anlaşılır?

*Rengi esmere yakın sarımtrak olmalı.

*Üzerine bastırdığında sünger gibi yine eski haline dönmeli.

*Dilimlendiğinde gözenekleri birbirine eşit olmalı. Biri büyük, biri küçük değil.

*Kabuğu kalın görünmeli.

 

 

Tamam da, ekmek zararlı mı?

                                               ********

Bu konuda kafalar karışık.

Milletin değil, koskoca “prof”ların…

Kimisi, “Sakın ha, yemeyin. Sigara kadar, şeker kadar zararlıdır” diyor.

Bazıları da, “Yüzyıllardır yeniyorsa, bunun bir hikmeti vardır” diye konuşuyor.

Bu konuda pek çok “prof”un görüşlerini inceledim.

Vardığım sonuç şu:

*Beyaz ekmek dediğimiz, kepeği ve rüşeymi alınmış ekmekleri kesinlikle yemeyin. İçinde hiçbir vitamin ve mineral yok. Bu nedenle de besin değeri düşük. Kan şekerini hızla yükseltiyor, diyabet, şişmanlık ve kroner kalp hastalıklarının başlıca nedeni.

*Yenilebilecek tek ekmek, “tam buğday ekmeği”… Bunu da fazla yemeyin. Çünkü tahıllar, un haline dönüştürüldüğünde “glisemik endeks değeri” yükseliyor. Kan şekeri dengesini bozuyor.

                                                                              ********

Ben ne mi yapıyorum?

Günde sadece iki dilim yiyorum.

Kahvaltıda…

Çok tahıllı tam buğday ekmeği…

Kentimizde çok kaliteli ekmek yapan fırınlarımız var.

Bir başka gün o fırınları anlatacağım sizlere.

İyi pazarlar!

Bugün sizleri ekmek yeme alışkanlığınız konusunda sıkıntıya soktumsa, affola!

 

  

   

Bu yazı toplam 682 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim