• BIST 97.334
  • Altın 144,533
  • Dolar 3,5625
  • Euro 4,0020
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 19 °C

Enerji politikası sakat olanın dış politikası kötürüm olur

Ruhittin Sönmez

Kocaeli Aydınlar Ocağı’nın bu ay konuk ettiği uzman Ahmet Necdet Pamir oldu. Pamir, Türkiye’de enerji politikalarını en iyi bilen isimlerden biri. Türkiye’nin en seçkin üniversitelerinde bu konuda ders veriyor. Ayrıca düşünce kuruluşlarında çalışan, Türkiye’yi temsilen uluslararası bilimsel toplantılarda tebliğler sunan, oturumlar yöneten bir uzman. O’nu sık sık petrol, doğalgaz, nükleer ve temiz enerjiler konusunda TV’lerde görüşüne başvurulduğunda izlemiş olabilirsiniz. Siyasi tarafı da var, CHP’nin Enerji Komisyonu Başkanı.

Ben kendisini ilk defa 2002 yılında ASAM’da (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde) tanıdım. O sıralarda Kocaeli TV’de “Geniş Açı” adlı bir program yapıyordum. Kendisini programıma davet ettim. 2 saat civarında canlı yayında “Enerji Güvenliği” konusunu ve Türkiye’nin Enerjide dışa bağımlılığının yarattığı riskleri anlatmıştı.

Pamir’in 14 sene önce anlattığı riskler ANAP iktidarlarının (özellikle Mesut Yılmaz döneminin) izlediği yanlış enerji politikalarının eseriydi. AKP iktidarları enerji politikalarındaki hataları artırarak devam ettirdi. Enerjide dışa bağımlılığımızı çok daha endişe verici boyutlara getirdi.

 

ENERJİDE ÜÇ ÜLKEYE ÇOK BAĞIMLIYIZ

Ahmet Necdet Pamir’in verdiği bilgilere göre (2014 rakamlarıyla) mevcut durum şöyle:

Petrolde dışa bağımlılığımız yüzde 92,4 ve gazda ise yüzde 99 mertebesinde.

Toplam enerjide ise dışa bağımlılığımız 1990’da yüzde 51,9 iken her yıl artarak yüzde 75 oranına ulaşmışız.

Daha da kötüsü az sayıda ülkeye çok yüksek oranda bağımlı durumdayız.

Doğalgazda Rusya + İran’a olan bağımlılığımız yüzde 73 mertebesinde. (Sadece Rusya’ya yüzde 55 bağımlıyız.)

Petrolde ise Rusya + İran + Irak’a olan bağımlılığımız yüzde 65 seviyesinde.

En fazla bağımlı olduğumuz üç ülkenin siyasi açıdan en problemli olduğumuz ülkeler olması riskimizi vahim hale getiriyor.

Bütün bunlar yetmemiş gibi Türkiye’nin Mersin Akkuyu’da yapılacak nükleer santral yatırımı da Rusya’ya verildi.

 

BAĞIMLI OLMAYA MAHKÛM MUYUZ?

Diyeceksiniz ki, “Ne yapabilirdik? Türkiye enerji kaynakları açısından fakir bir ülke. Enerji açısından bağımsız olmamız mümkün değil. En ucuz nereden bulup alıyorsak hata bunun neresinde?”

Ahmet Necdet Pamir’in verdiği rakamlar gerçeğin böyle olmadığını gösteriyor.

Türkiye’nin 2014 yılı elektrik tüketimi 257 milyar kW-saat.

Türkiye’nin hidroelektrik, rüzgâr, jeotermal, güneş, yerli linyit, biyogaz kaynaklarından henüz devreye alınmamış elektrik enerjisi üretim potansiyelimiz 741 milyar kW-saat.

Enerji verimliliğini artıran yatırımlar ve yapılacak iyileştirmelerle (rehabilitasyonlarla) birlikte yerli kaynak potansiyelimiz 818 milyar kW-saate ulaşıyor.

Yani kendi kaynaklarımızla yıllık tüketimimizin en az 3 katı kadar enerji üretebiliriz.

Türkiye stratejik bir planlama ile yatırımlarını kendi kaynakların değerlendirmesi yönünde yaparsa, enerji güvenliğimiz artacak, birkaç devlete yüksek bağımlılıktan doğan riskimiz asgari seviyeye düşecektir.

 

UZMAN VAR SİYASİ İRADE YOK.

4 gün önce Rusya Gazprom şirketi Türkiye’ye verdiği doğalgazı yüzde 10 oranında azalttığını açıkladı. Mazeret fiyat anlaşmazlığı.

Rusya ile bir kıvılcım olsa savaş olabilecek kadar yüksek gerilim yaşıyoruz. Savaş olursa Rusya gazı keser endişesini yaşıyoruz. Savaş olmasa bile, düşürülen uçağının intikamını almak için fırsat kollayan, Rusya verdiği gazı bir bahane ile keserse Türk ekonomisinin çok ciddi darbe yiyeceği kesin.

Eğer A. Necdet Pamir’in 14 yıl önce (Kocaeli TV’deki programım dâhil) her ortamda dile getirdiği, en yetkili makamlara rapor ettiği bu riskleri ve tavsiyelerini AKP hükümetleri dikkate alsaydı, bugün bu sıkıntıları yaşıyor olmayacaktık.

Türkiye’de bağımsız, vatanını, milletini seven, uzman bilim adamları var. Daha hızlı, daha risksiz gelişmemiz bu fikirlerin değerlendirilmesiyle mümkün.

Yeter ki değerlendirebilecek siyasi irade olsun.

 

TÜRKİYE’DE PETROL VE DOĞALGAZ REZERVİ YOK MU?

Ahmet Necdet Pamir’e konferans sonrası sorulan ilk soru, “Türkiye’nin hemen sınırının bitişiğinde büyük petrol ve gaz kaynakları olduğu halde Türkiye’de çıkmamasının sebebi” oldu.

Pamir “soruyu bir de tersten soralım, acaba sınırlarımızın çizildiği anlaşmalarda sınırlar enerji kaynaklarına göre çizilmiş olabilir mi?” diye cevap verdi.

Gerçekten büyük devletler Türkiye’nin elinde olmayan bilgilere sahipti. Petrolün önemini kavramışlar, Ortadoğu’daki petrol rezervlerini tespit etmişlerdi. Sınırlar özellikle İngiltere’nin Irak’taki petrol ve Basra Körfezi’ndeki çıkarlarına göre adeta cetvelle çizilmişti.

Sadrazam Mahmut Şevket Paşa 1913 yılında “Kuveyt ve Katar gibi çölden ibaret iki kaza yüzünden İngiltere ile ihtilaf çıkaramayız. Bu ehemmiyetsiz topraklardan ne gibi faydamız olabilir? Kuveyt ve Katar’ı İngiltere’ye bırakmaya karar verdim” diyordu. (Kuveyt ve Katar dünya petrol rezervlerinin %7,5’ine, gaz rezervlerinin %14,1’ine sahiptir.)

Oysaki aynı yıllarda o zamanın süper devleti İngiltere denizcilikteki stratejisini değiştirmiş, donanmadaki gemilerin kömürden petrole dönmesi kararını almıştı. İngiltere’nin ihtiyaç duyduğu “petrolün sahibi, en azından kaynaktan takipçisi olması” ilkesini benimsemişti.

İngiltere Başbakanı 13 Ağustos 1918’de toplanan Savaş Kabinesinde talimatını vermişti: “Savaş sona ermeden Musul’a ulaşılmalı.”

Savaş sonrası uzunca bir süre Irak İngiltere’nin, Suriye Fransa’nın mandası altında kalmıştır.

***

Necdet Pamir “sınırlarımızın enerji kaynaklarına göre çizilmesine rağmen bizim topraklarımızda da petrol çıkma ihtimali yok diyemem” dedi.

Çünkü özellikle denizlerimizde yeterli petrol ve gaz araştırması yapılmadığını, yeni geliştirilen teknolojileri kullanarak, yeterli araştırma yapılırsa yeni kaynaklar bulunabileceğini ifade etti.

 

TÜRKİYE NÜKLEER ENERJİ KULLANMALI MI?

“Almanya ve Fransa gibi gelişmiş ülkeler enerji üretiminin yüzde 60-70’ini nükleer santrallerden karşılarken Türkiye neden bu imkândan yararlanmasın?” Bu soru sıkça soruluyor.

Necdet Pamir Rusların Akkuyu’da yapacağı nükleer santral projesine çok çeşitli açılardan karşı.

Öncelikle nükleer enerji yerine temiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarına öncelik verilmesini tercih ediyor. Böylece hem dışa bağımlılık azalacak ve hem de çevresel riskler olmayacaktır. Batı da zaten nükleerin payını azaltmak için gayret ediyor.
Nükleer santral için seçilen yer yanlıştır.
Rusların Akkuyu’da yapacağı santral tipi daha önce denenmemiş, ilk defa Türkiye’de uygulanacak bir tiptir. Denenmemiş bir modelin ilk defa nükleer santral kuran bir ülkede yapılması uluslararası enerji kurumlarının standartlarına aykırıdır.
Nükleer enerji, sanıldığının aksine ucuz değil, pahalı bir üretimdir.
Pamir’in, konferans sırasında değil ama sonrası sohbetimizde, söylediği diğer konu ise oldukça düşündürücü. Akkuyu Santrali Ruslara 24 milyar Amerikan Doları (USD) maliyet üzerinden verilmiş. Oysaki Necdet Pamir’in araştırmalarına göre Rusya’da yapılmakta olan benzer santralin maliyeti 10 milyar USD imiş. Arada 14 milyar USD’lik korkunç farkın nereden doğduğunu veya kimlerin cebine gittiğini bilemediğini söyledi.

***

Ahmet Necdet Pamir’in konferansında bütün bu bilgileri ve daha fazlasını öğrendik. Üstelik uzun çalışmaların eseri olan, her biri çok değerli bilgiler içeren, 372 adet slaytı istediğimiz gibi kullanmak üzere bize verdi. Bilgisini paylaşma konusunda cömertliği, idealist, vatansever, milli aydın kimliği ile hepimizde çok olumlu izler bıraktı. Kendisine müteşekkirim.

Bize de çok verimli ve faydalı bir konferans organizasyonunu başarmanın keyfi ve hazzı kaldı.

1_resize.jpg

2_resize.jpg

3_resize.jpg

4_resize.jpg

Bu yazı toplam 1767 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
MURAT P.
02 Mart 2016 Çarşamba 18:00
18:00
OKULLARIMIZDAKİ TARİH DERSLERİNDE BALIĞIN TIRMANDIĞI KAVAKTAN BAHSEDECEĞİMİZE, BUNLARI ANLATSAK DAHA İYİ OLMAZ MI? KESİNLİKLE OKULLARIMIZA YAKIN TARİH DERSLERİ KOYULMALI. DÜN YAPILANLAR YÜZÜNDEN, BUGÜN NELER YAŞAYABİLECEĞİMİZİ GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLARIMIZA ANLATMALIYIZ. ANLIK YAŞAMAMALIYIZ. BUGÜN YAŞANANLAR, DÜNÜN ESERİDİR ÇÜNKÜ. BUGÜN EKİLENLERİ DE YARIN BİÇECEĞİZ.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim