• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 3 °C

Engelsiz yaşam

Tarık Bağdat

Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de engelli vatandaşlarımız toplumumuzun önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.
Son rakamlar, ülkemizde 8.875.000 milyona yakın engelli vatandaşımız olduğunu göstermektedir. Bu şu demektir; Türkiye’de yaklaşık her dokuz ( 9 ) kişiden biri kısıtlayıcı engele sahiptir.
Toplumumuzun, böylesi yüksek bir oranda içinde barındırdığı engelli bireylerimiz de, elbette, tüm diğer bireylerle eşit haklara sahip olmaları gerekmektedir.
Engellilik olayı, sadece bir sağduyu değil, aynı zamanda bir hak ve adalet meselesidir. Engelli insanlarımız da, yaşamlarını herkes gibi devam ettirme ve toplumun bir parçası olma gibi haklara sahip olmalıdırlar. Bizim üzerimize düşen görev ise, engelli vatandaşlarımıza bu haklarından faydalanmaları için imkân ve fırsatlar sağlamak olmalıdır. Bunu yaparken de onları afişe etmememiz gerekmektedir.
Bu haklara herkes gibi sahip olması gereken engelli vatandaşlarımızın, sosyal, kültürel ve ekonomik yaşama entegrasyonunun sağlanması amacıyla, yetkili kurumların yenilikçi yaklaşımlar doğrultusunda çalışmalarda bulunması gerekmektedir. Engelli vatandaşların, hayata sarılmaları ve geleceğe güvenle bakmaları ancak bu sayede olabilecektir.
Engellinin varlığı neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihin en eski dönemlerinden bu yana toplumların özürlü bireylere yönelik tutumları, engelliler için var olan sağlık ve eğitim hizmetlerini önemli ölçüde etkilemiştir. Tarihsel gelişim içerisinde toplumların engellilere yaklaşımı farklılık göstermiştir. Bilimsel, teknolojik ve kültürel gelişmelere paralel olarak olumlu yönde bir farklılaşma olduğu da görülmektedir.
Geçmişe kısaca baktığımızda; Çok tanrılı dinlerin hâkim olduğu dönemlerde (paganizm) engelli bir çocuğun, içinde bulunduğu aileye işledikleri bir suçtan ötürü Tanrı tarafından bir ceza olarak verildiği düşünülmüştür.
Bu yüzden engelliye yardım etmek, Tanrı’nın gazabını çekmek anlamına geleceği için, kimse engellilere yardım etmez; engelliler şehir dışına sürülür, yalnızlığa ve ölüme terk edilirdi. Sonraki dönemlerde engelli insanların yok edilmediği, ancak kötü işlerde çalıştırıldığı görülmüştür. Hor görülüp aşağılanan engelliler, değirmenlerde ve su depolarında hayvanların
yerine işe koşulmuş, fuhuşta, dilencilikte kullanılmıştır. Bazı toplumlarda da cüzamlılarla aynı kolonide yaşamak zorunda bırakılmıştır.
Yirmi birinci yüzyıl Türkiye’sinde durum çok farklı değildir. Engelliler, fiili olarak kötü işlerde çalıştırılmıyor, şehrin dışına itilmiyorlar, ancak, fiziksel engeller yüzünden anakent şehirlerde bile dünyadan tecrit edilmiş durumda yaşamaya mecbur bırakılıyorlar.
Dünyanın görünebilen güzelliklerini cam pencerelerin arkasından seyretmekteler. Toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri, kaldırımlar, parklar, sinemalar, kamu binaları ki buna okullar da dâhil ve daha birçok sayamadıklarımız, engelli bireyin dünyayla ve toplumla iletişim kurmasını engellemektedir.
Bu durum çalışma alanında istihdam edilmelerini de güçleştirmektedir. Engellerle dolu dünyamızda ve ülkemizde; okuryazarlığı olmayan, eğitim seviyesi düşük, okuyamadığı için istihdam edilemeyen (çalışamayan) sosyal güvencesi olmayan ve yoksul bir engelli profili görülmektedir.
Bu ayrımın ortadan kalkması için çok yoğun çalışmaya ihtiyacımız bulunmaktadır.
Ancak gazetelerde, çevremizde rast geldiğimiz şahit olduğumuz tarzlar beni çok üzmektedir. Bazı ilgili sivil toplum örgütleri ve kurumlar engelli vatandaşlarımızı kullanarak rant elde etmenin peşindedir.
Elinde bir engelli vatandaş bulunan STK’lar televizyon kanallarında, toplantılarda ve hatta reklam filmlerinde üyesini kullanarak rant peşinde koşabilmektedir. 8 milyon 875 bin vatandaşımızdan ancak bir ya da ikisini kullanmaktadırlar. Bu sayede istedikleri rantları kısa yoldan halletmektedir. Ancak engelli vatandaşlarımıza yönelik hiçbir şey üretmemektedir. Bu da toplumun bir ferdi olarak beni üzmektedir.
Bugüne kadar kamu kuruluşlarından bir tek Karamürsel Belediyesi’nin engelli vatandaşlarımızı rant haline getirmediğine şahit oldum. Dezavantajlı vatandaşlarımızı kullanmak yerine onların sosyalleşmesi, kültürel faaliyetlerden yararlanabilmesi adına birçok faaliyet üretmektedirler. Tek kişi yerine büyük bir topluluğa hizmeti üreterek sunmaktadırlar. Desteklerini hiçbir şekilde toplum önünde yapmamaktadırlar.
Bu konuda Karamürsel Belediye Başkanı Sayın İsmail Yıldırım’ı tebrik ediyorum. Gerçekten çok hassas davranmakta ve kendisi için güçlü bir reyting aracı olabilecek toplumsal olayı kesinlikle kullanmamakta ve rahmetli dedesinin, babasının izinden sessizliğe bürünerek devam etmektedir.
Lütfen sizlerde engelleri gerçek engellilerin üzerinden kaldırmak için kullanın. Kendi engelliliklerini ne olur kullanmayın. Gazetelerde, Facebook sayfalarında gördükçe rahatsız oluyorum.

Bu yazı toplam 990 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim