• BIST 107.202
  • Altın 145,475
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Kocaeli : 27 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 27 °C

ENPAY, az kalsın sendikalar arası rekabete kurban gidiyordu

M.Tanzer Ünal

Ülkemizde; iş yapmak, çalışma düzeni kurmak zor!

Ülkemizde; sanayicilik yapmak, üretim yapmak ateşten gömlek!

Ülkemizde; işadamı ve sanayici “yalnız” insan, “sahipsiz” insan!

Ülkemizde; işadamının sanayicinin en büyük ortağı “devlet”!

Devlet, ortada “kâr” varsa payını hemen alıyor.

Zarar durumunda, sanayici ve işadamı yalnız bırakılıyor, “Ne halin varsa gör” deniliyor.

Başında, “sendika” sorunu mu var, yine yalnızsın.

Kapını çalan olmaz.

“Halin nedir?” diye soran çıkmaz.

Sen üretecekmişsin, ihracat yapacakmışsın, ülkemize döviz kazandıracakmışsın, işsize ekmek kapısı olacakmışsın, bu durumun kenti ve ülkeyi yönetenleri hiç mi hiç ilgilendirmez.

“Ne halin varsa gör” deyip sırtını dönerler.

 

Bir “ENPAY olayı” yaşadık

Daha yeni…

Kentimizde bir “ENPAY olayı” yaşadık.

Gazeteler ucundan köşesinden üstünkörü haberler verdi.

Tamamı “işveren”i suçlayıcı haberler…

Sahur yemeği çıkmamış da…

İşçilere baskı yapılıyormuş da…

Duşun suyu kesilmiş de…

Belirli bir sendika tarafından dikte ettirilen haberlerdi bunlar.

ENPAY’da 18 Haziran’dan bu yana huzursuzluk vardı.

Neydi huzursuzluğun sebebi?

Maaşlarını zamanında alamıyorlar mıydı?

Hayır…

Tüm çalışanların maaşları zamanında tıkır tıkır ödeniyordu.

Sosyal haklar?

Onlar da…

Sahur yemeği?

Bahane…

Sahur yemeği her Ramazan’da olduğu gibi çıkmıştı, ama farklı algı yaratmak için çıkmadığını söylediler.

 

ENPAY; ne üretiyor, nasıl bir işyeri?

ENPAY, Başiskele Vezirçiftliği’nde kurulu bir tesis.

Selim Yürekten tarafından kuruldu.

Nasıl kuruldu, nasıl “uluslar arası bir marka” haline geldi, bunlar bu yazımızın konusu değil.

Ancak şu kadarını söyleyeyim, halen Selim Bey’in oğlu Murat Yürekten tarafından yönetilen şirket, tam bir “başarı öyküsü”!

Hem de öyle böyle değil!

Bir Türk vatandaşı olarak hepimizin gurur duyacağı ölçüde…

ENPAY, 1978 yılında kuruldu.

Bugün dünya “trafo komponentleri endüstrisi” ne yön veren noktada.

*Trafo komponentleri üretiyor…

*Magnetik nüveler üretiyor…

*Ekran paketleri üretiyor…

*Dalga duvar kazanlar üretiyor…

*Trafo sargıları üretiyor…

*Yüksek gerilim izolasyon komponentleri üretiyor…

Türkiye, bu ürünleri ENPAY’dan önce hep dışarıdan almış, şimdi biz ENPAY sayesinde dışarı satıyoruz.

50’den fazla ülkeye…

Üretiminin yüzde 90’nını ihraç edip ülkemize döviz kazandırıyor.

***

Kayıtlara baktım, ENPAY yıllardır “başarı” listesinde.

2002’den beri TİM’in “ihracat şampiyonları” arasında.

2005’den beri de İstanbul Sanayi Odası’nın “Türkiye’nin en büyük 500 şirketi” içinde.

Fabrika, 53 bin metrekare kapalı alana sahip.

950 kişi çalışıyor.

ENPAY’ın ayrıca Slovakya ve Hindistan’da da fabrikaları var.

Slovakya’daki fabrika 2005, Hindistan’daki fabrika 2009’da kuruldu.

Buralarda da benzer teknik ürünler üretiliyor.

Anlayacağınız, ENPAY bir “dünya şirketi”!

Ürünlerinde, çalışma koşullarında, şirketler ve devletlerle ilişkilerinde “dünya standardı” uygulanıyor.

 

ENPAY’daki huzursuzluğun gerçek nedeni?

ENPAY’ı tanıdınız…

Şimdi dönelim ENPAY’daki huzursuzluğun gerçek nedenine.

Uzatmadan söyleyeyim…

ENPAY’daki huzursuzluğun nedeni, sendikalar arasındaki “örgütlenme” yarışıdır.

Bu işyerinde Türk Metal-İş Sendikası örgütlüymüş.

Ve bu sendika ile üç yıllık toplu sözleşme yapılmış.

Yasa gereği, 2017 yılına kadar yeni bir sözleşme yapmak mümkün değil.

Hatırlarsanız, mayıs ayı sonunda bölgemizdeki özellikle otomotiv sanayinde “sendika istemiyoruz” ayaklanması başlamıştı.

ENPAY da eylem yapılan işyerlerinden biriydi.

Çok geçmedi işin içyüzü anlaşıldı.

Eylemlerin arkasında DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası vardı.

Bu sendika, bazı işyerlerinde örgütlenmek istiyordu, farklı bir yöntemle yola çıkmıştı.

ENPAY’da bazı işçiler eski sendikalarından istifa edip Birleşik Metal-İş’e üye olmuşlardı.

Üye olmuştu da, 2017’ye kadar yeni sendikanın muhatap alınması mümkün değildi.

Fabrikada tam bir kaos başlamıştı.

O sendikaya üye olanlar…

Bu sendikaya üye olanlar…

Sendika istemeyenler…

Çalışma barışı bozulmuştu, ama çalışma barışını bozan “işveren” değil, işçilerin üyeliklerini paylaşamayan “sendikalar” dı.

Sendikalar arasında ayırım yapmak gerekirse de, Birleşik Metal-İş’in kusuru daha fazla…

İşverenden, “Diğer sendikanın işyeri temsilciliği odasını kaldır” dayatması yapıyordu.

Halbuki yasa gereği, toplusözleşme yapan sendikanın odasının bulunması zorunluydu.

 

Önce işi yavaşlatma, sonra işgal

Sendikaların örgütlenme yarışı, işyerinde huzur bırakmamıştı.

18 Haziran’da “sahur yemeği” bahane edilmişti, ama senaryo öyle yazılmıştı ki, bazı işçiler evlerinden sefer tasları getirmişlerdi.

Arkasından çalışmayan işçiler, çalışan işçileri tehdit etmeye başladılar.

Üretim yüzde 50’ye kadar düştü.

Günler içinde azaldı azaldı, üretim üç vardiyadan tek vardiyaya indi.

Eylem, artık “işgal”e dönüşmüştü.

Ve pazar günü mahkeme kararıyla işgal sona erdirildi.

ENPAY, önümüzdeki süreçte eski üretim gücüne tekrar dönecek.

 

Üretim kaybına yazık, işini kaybeden işçilere yazık!

Olayları şöyle sağduyuyla bir değerlendirin!

İşçilerin somut bir talebi var mı?

Yok!

İlk eylem, sahur yemeğinden çıkıyor.

Diğer eylemler, atılan işçilerden...

Sonuç?

*Fabrika, planladığı üretimi yapamadı.

*Sendikanın kullandığı işçiler işsiz kaldı.

Yazık günah değil mi?

İki sendikanın “bilek güreşi” nin doğurduğu sonuçlara bakın!

ENPAY, az kalsın iki sendikanın didişmesine, affedersiniz s….. yarışına kurban gidiyordu.

***

Sevgili okurlarım, ENPAY’daki huzursuzluğu şunun için köşeme taşıdım.

Çalışma barışının, eften püften nedenlerle bozulmasına fırsat vermemeliyiz.

Çünkü ülkemizde bir iş kolay kurulmuyor.

Kolay kurulsa bile devam ettirilemiyor.

İşadamı, sanayici kolay olunmuyor.

İşte görüyorsunuz, geçenlerde Kocaeli Ticaret Odası açıkladı, 40 yıl öncesinden bugüne gelebilen gerçek anlamdaki firma sayısı 20-25’i geçmiyor.

Ülkemizde, yeni kurulan şirketlerin yüzde 73’ü ilk üç yılda kapısına kilit vuruyor.

Geri kalanların ortalama ömrü de 12 yıl.

Türkiye, böyle bir yapıyla nereye gidecek söyler misiniz?

Şirketleri yaşatamazsak, fabrikaların kapısına kilit vurursak, sendikalar ne işe yarar ki!

Bu yazı toplam 2809 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
karaoglan
29 Temmuz 2015 Çarşamba 11:35
11:35
Gerçekkeri herkes bu şekilde öğrensin.Yandan gazetenin yazdıkları gibi değil hiçbirşey.O haberleri yapan abla Birleşik Metal başkanı olan Haminin arabasıyla taşınıyor her yere bundan dolayıda tarafsız haber yapamıyor.
Başına neyle döndürdükleri apaçık ortada ama , işin iç yüzünü bilmeyenler tabiki direk patronu suçlayacaklar.Bu olaylarda en masun taraf patron tarafı.İşten atılanlara sürekli telkinlerde bulunup 2017 ye kadar herhangi bir sendika değişikliğinin olamayacağını defalarca anlattı.Ama kandırılmış işçi senelerdir çalıştığı ekmek kapısına değil , yalancı DİSK e inandı.Ve herkes ihanetinin bedelini ödeyecek.Buna eyleme katılıp , işten atılmadığı halde şuan çalışmayan arkadaşlarla teker teker görüşüp çalışmalarını istemektedir.
Isci
28 Temmuz 2015 Salı 22:49
22:49
Elinize, kaleminize saglik cok guzel anlatmisniz.
çalışan
28 Temmuz 2015 Salı 17:28
17:28
Eksiği var,yanlışı yok.Tebrik ederim.
Ali Aslan
28 Temmuz 2015 Salı 07:10
07:10
Gerçekleri yazıp bizi aydınlattığınız için teşekkürler.
turan
27 Temmuz 2015 Pazartesi 22:17
22:17
Enyap gerçekten başarı öyküsüdür,ülkemizin böyle firmalara ihtiyacı var.Sektöründe dünyada ilk 3 içindedir,bütün dünya onları kıskanır,bu firma ile uğraşanlar yanlış yapıyorlar.
A
27 Temmuz 2015 Pazartesi 17:52
17:52
Çok net...
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim