• BIST 102.234
  • Altın 146,353
  • Dolar 3,5209
  • Euro 4,1790
  • Kocaeli : 26 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 26 °C

Erdoğan’ın itirafı ve Necdet Özel’e verilen Devlet Şeref Madalyası

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, Türkiye içler acısı, akıl almaz bir süreçten geçiyor.

İki, üç, beş derken, pazar günü 16, dün de 14 şehit verdik.

Siz bu yazıyı okurken, belki şehit sayısı daha da artacak.

Artık saklanacak gizlenecek tarafı kalmadı.

Ülkemizde savaş var, kan gövdeyi götürüyor.

AKP, “çözüm süreci” diye diye memleketimizi bu hale getirdi.

 

***

 

13 yıl önce…

Yani 2002 yılında, ülkemizde terör olaylarından sadece 2 kişi yaşamını kaybetmişti.

Bugün ise “günde iki şehit” son derece sıradan bir olay olarak kabul ediliyor.

Önce “demokratik açılım” diye yola çıktılar.

“İleri demokrasi” diye tutturdular.

“Devleti yıkma” çalışmalarını da bu demokrasi kavramı içine aldılar.

Hainleri “baş tacı” ettiler.

Hainler ne istedilerse yapmaya kalktılar.

Resmi binalardan “TC” tabelaları indirilsin, indirdiler…

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözleri kaldırılsın, kaldırdılar…

Okullarda “Türküm doğruyum…” diye başlayan “öğrenci andı” söylenmesin, söyletmediler…

Ülkeyi yöneten muhterem, ağzına “Türk” sözcüğünü almıyor, “Ben Türküm” veya “Türk milleti” diyemiyordu.

Milliyetçiliği ayaklar altına aldılar.

Sonra…

Bir sonraki aşamaya geçildi.

“Çözüm süreci” aşamasına…

Neyi çözeceklerse?

Sorunu çözmek yerine, devleti çözdüler.

Askeri kışlasına, polisi karakola hapsettiler.

Yıllardır teröristlerle savaşan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kahraman mensuplarını, “Ergenekon” deyip, “Balyoz” deyip zindana attılar.

Kendilerinin atadığı, kendilerinin birlikte çalıştığı Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’u bile “silahlı terör örgütü lideri” suçlamasıyla hapse tıktılar.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni itibarsızlaştırırken, terör örgütü üyelerine itibar kazandırdılar.

Bir dediklerini iki etmemeye başladılar.

Şımarttıkça şımarttılar…

El ele, kol kola girdiler.

Doğu ve Güneydoğu’daki karakolları kapattılar.

Türk milletinin milli duygularıyla alay edercesine “müzakere süreci” başlattılar.

“Yapmayın etmeyin, teröristlerle müzakere değil mücadele olur. Memleketi felakete götürüyorsunuz” diyen acizane benim gibileri de “barış istemeyen vatan haini” ilan ettiler.

Onlar güya vatanımızı çok seviyorlar, biz ise sevmiyorduk…

“Demokrasi budalası” denilebilecek bir görüntü içindeydiler.

İçinde bulundukları ihanetin bir örneği yoktu.

PKK, bir kolu TBMM’de, bir kolu dağda, bir kolu şehirde, bir kolu ekonomide bugünlere geldi.

Meşrulaştılar…

Artık “Ben PKK’lıyım” demek, suç değildi.

Tam aksine “Ben Türküm” demek, faşistlikti.

“Devleti yıkma” ve “vatanı bölme” faaliyetleri, yasal olmasa bile fiilen suç sayılmıyordu.

Ne isterse veriliyor, PKK her defasında “daha fazlası” nı istiyordu.

İşin en acı tarafı da, bütün bu hainlikler olup biterken, ülkemizin en uyanık olması gereken “aydın” kesimi bu ihanetlere alkış tutuyordu.

Çok az sayıdaki kişi ve kurum hariç, Türkiye susturulmuştu.

Susmayanların da başına “bin bir bela” getiriliyordu.

İşte onların “açılım süreci” dedikleri, benim ise işin başından beri “hainlik süreci” olarak tanımladığım yıllar böyle geçti.

Açılım diye ülkemizi “cehenneme” çevirdiler.

 

Ve Erdoğan’ın ikinci itirafı…

Bir ülke düşünün ki, bu ülkeyi yıllardır kayıtsız şartsız, kimseyi işine karıştırmadan yöneten kişi, her iyi gelişmeyi kendine mal ederken, olumsuz durumlarda halkın karşısına çıkıp, “Maalesef kandırıldım” diye itirafta bulunuyor.

Daha doğrusu, olumsuz sonuç veren fiillerinin suçunu başkalarını üzerine atıyor.

“Ben yapmadım, onlar yaptı, onlar beni de kandırdı…”

Devlet yönetiminde böyle saçma bir mazeret olabilir mi?

Devlet yönetiminde hiç “mazeret” olmaz mı?

Olur…

Çıkarsın itiraf edersin, ama suçu başkasının üstüne atma uyanıklığını göstermeden!

İtiraf edersin, kamuoyundan özür dilersin ve istifa edip köşene çekilirsin.

Bu, bütün dünyada böyle uygulanır.

Suçu başkasının üstüne atıp, görevine hiçbir şey olmamış gibi devam etmezsin.

Edemezsin, ettirmezler…

Toplumun dinamikleri buna izin vermez.

Aslında edeni ülkelerde iş o noktaya da hiçbir zaman gelmez.

Çünkü ülkeyi yönetenler, “çok üstün etik değerler” e sahiptir.

Hemen, anında gereğini yaparlar.

 

***

 

Gelelim Erdoğan’ın ikinci itirafına…

Pazar günü, Dağlıca’dan 16 şehit haberinin geldiği dakikalarda ATV-A Haber ortak yayınında programda…

Aynen şu ifadeyi kullanıyor:

“Çözüm süreci bunlar (PKK terör örgütü) tarafından bir ihanetle değerlendirildi. Çözüm sürecini bunlar adeta Güneydoğu’da, kısmen Doğu’da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar.”

13 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kaderini başbakan ve cumhurbaşkanı olarak tek başına elinde tutan Erdoğan’ın itirafına bakar mısınız?

“Ben, çözüm süresince bu memleketin başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı makamlarında oturuyordum, ama PKK Doğu ve Güneydoğu’da silah stoku yapmış…”   

Bu itiraf ne anlama gelir?

“Açılım süreci” nde…

*Türk Silahlı Kuvvetleri, görevini yapmadı.

*Türk Polis Teşkilâtı, görevini yapmadı.

*Milli İstihbarat Teşkilâtı, görevini yapmadı.

*MİT dışındaki diğer istihbarat örgütleri, görevlerini yapmadılar.

*Doğu ve Güneydoğu’daki vali ve kaymakamlar, görevlerini yapmadılar.

Öyle ya…

PKK, son üç-dört yılda bu bölgelerde silah stokladıysa, buralarda görevli tüm devlet birimlerinin “gözlerini ve kulaklarını kapamış olması” gerekir.

Ya birileri bunlara “Görmeyin ve duymayın” dedi, ya da sözü edilen bu kişi ve kurumlar, “silah stoklandığını” görmeyecek ve duymayacak kadar saf!

Hangisi?

Hangisi olursa olsun, “devletimizin bekası” nı ilgilendiren bu kadar önemli bir olayın sorumlusu “başbakan” ve “cumhurbaşkanı” dır.

Bir terör örgütü üç yıl boyunca iki coğrafi bölgemizde silah stoklayacak ve bu fark edilmeyecek…

Olacak şey mi?

Eğer “Görmeyin, duymayın, gereğini yapmayın” denildiyse, suç bu emirleri verenlerde.

Yok, “Görmeyin, duymayın, gereğini yapmayın” talimatı verilmediği halde gereken yapılmamışsa, suç,  o “görmeyen, duymayan ve gereğini yapmayanlar” ı o makamlara getirenlerde.

Bunun kaçar tarafı yok!

 

Görmeyen, duymayan, gereğini yapmayan kişiye “Devlet Şeref Madalyası”!

Benim kafam o “madalya”ya çok takık!

Eski Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel’e verilen “Devlet Şeref Madalyası”na…

Terör olayları artıp şehit haberleri geldikçe bu konudaki rahatsızlığım daha da artıyor.

11 Ağustos 2015 tarihinde, yani bir ay kadar önce, bir tören düzenlendi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Necdet Özel’e “Devlet Şeref Madalyası”nı takdim etti.

Devlet Şeref Madalyası, 1988 yılından bu yana veriliyor.

Şimdiye kadar Özel dahil 8 kişiye bu madalya verilmiş.

Bir kişiye bu madalyanın verilebilmesi, bakanlar kurulunun teklifi, cumhurbaşkanının uygun görmesiyle mümkün olabiliyor.

Tabii bu bir prosedür…

Muhtemelen burada Cumhurbaşkanı Erdoğan talep etmiş, bakanlar kurulu gereğini yapmıştır.

Peki, kimlere “Devlet Şeref Madalyası” veriliyor?

Çıkarılan yasanın tarifi aynen şöyle:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru, birlik ve beraberliği için yurt içinde ve yurt dışında üstün feragat, fedakârlık, başarı ve yararlılık gösteren kişilere verilir.”

Yasa aynen böyle diyor.

Şimdi söyler misiniz, Necdet Özel ne zaman Genel Kurmay Başkanı idi?

Daha yeni emekli oldu…

Yani PKK Doğu ve Güneydoğu’da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle “silah stoklarken”, Necdet Özel Genel Kurmay Başkanlığı koltuğunda oturuyordu.

Devletimizin güvenliğinden sorumlu en önemli kişiydi.

Yani…

PKK’nın silah stokladığını göremeyen kişi…

Yani…

Görmeyen ve duymayan, görüp ve duyduysa bile gereğini yapmayan kişi…

Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kişiye bir ay önce “Devlet Şeref Madalyası” verdi.

Biri çıksın bana bunun mantıklı bir açıklamasını yapsın!

Yapabilir mi?

Bu memlekette başarısızlık “Devlet Şeref Madalyası” ile ödüllendiriliyorsa, ülkemizin neden “kaos ve terör” ortamında olduğunu bilmem tartışmaya gerek var mı?

Bu yazı toplam 1385 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İzmitli
08 Eylül 2015 Salı 19:39
19:39
Ülkeyi bu hale AKP'getirdi...
Çözüm süreci adı altında terör örgütlerinin güçlenmesi sağlandı...Sokakları yakıp yıkan,insanların malına canına kast eden terör örgütlerine fiske bile vurdurmadılar,kolluk güçlerine sakın ha dokunmayın burunları bile kanarsa sürülürsünüz vb..oysa ekmeği için,hakları için sokakta yürüyen işçi emekçiye diktatorya tarafından gelen talimatla dövüldüler,coplandılar,biber gazları canından bile olanlar oldu!..
Zaten bu iktidar İşçi,Emekli ve Esnafı sevmiyor,AKP'iktidarı baronları,holding patronlarını,hırsızları seviyor.Ülkenin tüm kurumları,fabrikaları satıldı yağmalandı peşkeş çekildi,bu işletmeler satılacağına iyileştirme yapılmalıydı.Bunların geneli AKP'li yandaşlara satıldı.Ülke yağmacıların elinde oyuncak oldu kanunları bile kendilerine göre uyarladılar.Tarım ve hayvancılık bile bitme noktasında!..
AKP'li belediyelerde israf,saltanat yandaşlara koltuklara yüksek maaşlar,makam ve kiralık araçları,devlete ait lüks telefonlar...boşa harcanan kaynaklar ve reklam giderleri...Gelelim haberin konusu teröre;Terör örgütleri hiç bir zaman AKP'iktidarında olduğu gibi güçlenmemişti terör örgütlerinin her türlü gayrimeşru işlerine göz yumdular güçlenmelerini sağladılar!..Ülkede sınır kavramı kaldırıldı sınırlar delik deşik oldu elini kolunu sallayan sınırdan gelip geçti kimse ne sin kimsin demedi!..
Ülkemize yabancı ajan ve teröristler doldu taştı!Sınırlar dağlık bölgelerden ileri saflara düzlük bölgelere ilerletilmeliydi dağlık bölgede sınırmı olur?..ve şimdi yapılan duvar daha önceleri yapılmalı önlerine tel örgü çekilmeliydi.Asker neden teknik donanıma sahip değil;Amerikan askerlerinin giydiği kıyafetlere bakıyoruz son sistem kaliteli,bizim asker sanki fakir ülke askeri can yeleği yok,ayakkabı kalitesi,başında çelik miğfer yok,gece görüş gözlüğü,mayına dayanıklı ulaşım aracı,
yolda seyir ederken havadan refakat yok;insansız hava aracı ve savunma helikopterleri nerede?..Ülke fakir olsa neyse;trilyonluk zıhlı lüks makam araçları olmasa neyse!..ülkeyi yönetenlerin ultra lüks yaşantıları servetleri olmasa neyse!vergi adaletsizliği olmasa neyse!vergi vermekten inleyen işçi emekçi,esnaf olmasa neyse!....Sen askere gereken teknik olanakları sağlama ondan sonra alın yazısı de...Maden ocaklarında olduğu gibi (bu işin fıtratında var ya...)
zaten AKP've benzer partilere oy verenlere;işçi emekçi,esnaf,emeklilere akıl mantık el vermiyor..İşçiliği emeği ayaklar altına alan bu iktidar değilmi?Esnafı büyük zincirler karşısında korumayan vergiden ezilmesini sağlayan yok olmasına sebep olan bu iktidar değilmi,Emekliyi yoksulluğa mahkün eden bu iktidar değilmi?Ülkde insanları ayrıştıran kutuplaştıran bu iktidar değilmi?İnsanların doğduğu yerde ekmek yemelerini önleyen oralara yatırım yapmayıp göç etmelerine neden olan bu iktidar değilmi?
Göçler sonucu insanların sosya-ekonomik sorunlar sonucu eriyip gitmelerine ailelerin dağılmasına neden olan bu ikdidar değilmi?TV'dizilerinden ve insanların fakirleştirilmesinden Türk toplum ve aile yaşantısına darbe vuran bu iktidar değilmi?Hırsızlığı muteber kılan topluma kanıksattıran bu iktidar değilmi?Dürüstlerin dışlanmasına dürüst insanların yönetici yapılmadığı iktidar bu iktidar değilmi?.....AKP'kirli bir iktidardır...Söylem ve uygulamalar tamamen zıttır yani hep yalan,yalan,yalan...
Ülkemiz uçuruma doğru gitmekte;henüz yol yakınken iş işten geçmeden..sonra ah,vah para etmez;CHP'ye şans vermeliyiz sosyal demokratları denenmeli onlara güvenmeliyiz.AKP'hep yalan konuşmakta CHP'koalisyon teklifi götürmemiş 2,5'aylık geçici seçim hükümeti teklif etmişler..AKP'devleti ve devlet kurumlarını babasının malı gibi yönetmekte ve istemektedir,AKP'vatanı bile üç,beş eşkiyaya teslim etmedimi?..
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim