• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 29 °C
  • İstanbul : 30 °C
  • Sakarya : 29 °C

Erdoğan’ın şu “istikrarlı dönemi” ne bir bakın!

M.Tanzer Ünal

Sonunda…

7 Haziran seçimlerinden bugüne kadar yapılan tüm koalisyon görüşmelerinin “senaryo” olduğu ortaya çıktı.

Meğer AKP, “koalisyon hükümeti kurmak istiyormuş” gibi yapıyormuş.

CHP de, “koalisyon hükümetinde yer almaktan kaçmıyormuş” görüntüsü veriyormuş.

Hepsi “fasarya” imiş!

Nereden mi anladım?

Önceki günkü gelişmelerden…

Başbakan Ahmet Davutoğlu, dedi ki: “Cumhurbaşkanının yönlendirmesi olmadan koalisyon kurulmaz.”

Aslında bu söz, Davutoğlu’nun kendi kendini ve başbakanlık makamını inkâr etmesi anlamına gelir.

Ne demek, “Cumhurbaşkanının yönlendirmesi olmadan koalisyon kurulmaz?”

Cumhurbaşkanının böyle bir anayasal görevi var mı?

Yok…

Cumhurbaşkanı, hükümeti kurmakla görevlendirdiği kişiye, “Şu partiyle koalisyon kur, şu partiyle kurma” diyebilir mi?

Diyemez…

Ama burası Türkiye!

Her şey tek kişiye, Recep Tayyip Erdoğan’a endeksli…

Artık devlet, “parti devleti” haline geldi.

Bu “parti devleti” nin başında da Erdoğan var.

Ya Ahmet Davutoğlu?

Davutoğlu, başbakan mı?

Biz böyle bilirdik, ama “Cumhurbaşkanının yönlendirmesi olmadan koalisyon kurulmaz” dediğine göre, kendini “yok” ilan ediyor demektir.

 

 

“Muktedir” kararını açıkladı, herkes açığa düştü

Ülkemizin “bir numaralı muktediri”, kararını yurt dışından açıkladı…

Seçime kadar “azınlık hükümeti”…

İfadesi aynen şöyle:

“Benim karşı olduğum kalıcı azınlık hükümetidir. Seçime götürmek kaydıyla bir azınlık hükümeti pekâla mümkündür. Kendisine görev verilen partiye diğer bir partinin veya partilerin dışarıdan destek vermesi suretiyle oluşturulacak bir azınlık hükümeti ülkeyi seçime götürebilir…”

Bu sözlerin ne anlama geldiğini biliyorsunuz…

Taa işin başında her şey konuşulmuş, rollerin dağıtımı yapılmış.

*CHP ile koalisyon görüşmeleri başlatılacak… Acele edilmeyecek, 45 günlük sürenin büyük kısmı kullanılacak… “Koalisyon hükümeti kurmaya ciddi bakılıyormuş” görüntüsü verilecek… Bu arada seçmenin kararını değiştirecek olaylar yaratılacak.

*Görüşmelerin sonunda, “koalisyon hükümetinin kurulamayacağı” na karar verilecek ve CHP, güya “anlaşmaz tutumu” nedeniyle suçlanacak.

*MHP koalisyon istemediğine ve HDP ile koalisyon kurmak düşünülmediğine göre, AKP ortaya çıkacak, “Erken seçim şartıyla ben azınlık hükümeti kurayım, beni dışarıdan destekleyin” diyecek. MHP desteklemeye çoktan hazır, böylece “AKP azınlık hükümeti” kurulacak.

*15 veya 22 Kasım’da buyurun sandık başına!

*AKP’nin amacı, bir kez daha “tek başına iktidar” olmayı denemek! Kaybedeceği bir şey yok ki… Olursa olur, olmazsa koalisyon kaderine razı olur.

Senaryo böyle!

 

 

İstikrar istikrar dedikleri…

Mutlaka dikkatinizi çekmiştir…

AKP’liler “istikrar” sözcüğünü dillerinden düşürmezler.

Efendim, “Devlet yönetiminde istikrar önemlidir… Bu da ancak tek parti yönetimiyle mümkün olur…”

Yani?

Koalisyon dönemleri, istikrarsızlıktır.

Toplumda yıllardır yaratılan “algı” bu yöndedir.

Peki, doğru mu?

“Tek parti hükümeti” ülkeyi iyi yönetir de, “koalisyon hükümeti” kötü mü yönetir?

AKP, 13 yıldır ülkeyi iyi mi yönetti?

Her şey güllük gülistanlık mı?

Temel sorunlarımızdan kurtulduk mu?

İnsanlarımız eskiye göre daha mı mutlu?

Dünyadaki saygınlığımız 13 yıl önceye göre daha mı iyi?

Borçlarımız azaldı mı, arttı mı?

Ülke riskimizin durumu eskiye göre nasıl?

Ülkemizi yıllardır tek parti hükümeti yönetiyor da, size göre istikrar var mı?

Bir “istikrarlı dönem, istikrarlı dönem” tutturmuşlar, sakız gibi çiğneyip duruyorlar.  

Bakın AKP’nin o “istikrarlı dönem”inde Türkiye’de neler yaşandı?

Aklıma geldiği gibi yazıyorum…

Siz, istikrarlı dönemin olumlu (!) olaylarını kendinize göre çoğaltabilirsiniz.

AKP’nin “istikrarlı dönemi” nde…

*Devlet, devletlikten çıktı. Devletin içi boşaltıldı, tüm kurumlar sapır sapır dökülmeye başladı.

*Devlet; kurallarla değil, tek kişinin emir ve direktifleriyle yönetilir oldu.

*”Güçler ayrılığı” kuralı rafa kaldırıldı, “yasama”, “yürütme” ve “yargı” tek kişide toplandı.

*Polis teşkilâtı, “ülkemizin iç güvenliğini sağlama görevi” ni bıraktı, aldığı talimatlar doğrultusunda masum insanlara tezgâh kurarak “suçlu yaratma” işine başladı.

*”Yargı”, tamamen “yürütme”nin emrine girdi. Hâkim ve savcılar “adalet” dağıtacaklarına talimatla karar verir hale geldiler.

*”Liyakat”in yerini “sadakat” aldı.

*Medya, iktidarla rant ilişkisi olanların kontrolüne geçti. Gazetecilik ayaklar altına alındı; yandaş, yalaka, tetikçi, soytarı ve şaklabanlar gazeteciyim diye ortalıkta dolaşmaya başladı.

*Anayasa rafa kaldırıldı, yargı kararları uygulanmadı.

*Devletin yaptığı çoğu sınavların “hileli” olduğu anlaşıldı.

*İhaleler, “biat” ve “çıkar sağlama” esasına göre dağıtıldı.

*Tarihimizin en büyük “yolsuzluk” ve “rüşvet” iddialarının üstü örtüldü. 17-25 Aralık operasyonlarının sanıkları, milletin gözünün içine baka baka aklandı.

*Telefonu dinlenmeyen kalmadı. İnsanların yatak odalarına kadar girilerek özel hayatları delik deşik edildi.

*Güneydoğu sınırlarımız, “yolgeçen hanı” na döndü. Kim giriyor, kim çıkıyor belli değil!

*Aramızın iyi olduğu tek bir komşumuz kalmadı. Komşularımızın çoğuyla gırtlak gırtlağa geldik.

*”Kalite”nin yerini “kalitesizlik”, “paçozluk” aldı.

*Terör örgütü PKK ile müzakere masasına oturuldu, “çözüm” diye millet de, yıllardır bu memlekete hainlik edenler de aldatıldı. Sonunda çatışma ortamına geri dönüldü.

*Özgürlük diye yola çıktılar, bütün özgürlükleri kısıtladılar… Kendileri gibi düşünmeyenleri dışladılar… Kendilerini eleştirmeye kalkan gazetecileri çalıştıkları gazetelerden kovdurdular.

*Ülkemizi “üretim ekonomisi” yle değil, “rant ekonomisi” ve “borç ekonomisi” ile yönetmeye başladılar. Cumhuriyet’in kazanımları olan tüm değerli “ekonomik işletmeleri” özelleştirme adı altında sattılar. Geldiğimiz noktada, devlet de millet de gırtlağına kadar borç içinde.

Daha hangi birini yazayım?

İşte ülkemizde AKP’nin “istikrarlı dönemi” nde olup bitenler!

Bunlar, “istikrar” kelimesinin gerçek anlamıyla doğru orantılı olabilir mi?

Sanırım AKP’liler, “istikrar”ı “keyfilik” olarak anlıyorlar.

Kuralsız, sistemsiz, aklına geldiği gibi ülkeyi yönetmek!

Ben, “istikrarlı dönem”de olup bitenleri memleketimizin hayrına görmedim.

Ya siz?

Bu yazı toplam 1077 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim