• BIST 108.136
  • Altın 151,612
  • Dolar 3,6727
  • Euro 4,3310
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 24 °C

Ergenekon bağlamında yargı bağımsızlığı ve tam bağımsızlık!!!

Fahri Örengül

Ülkemiz galiba dış güçlerin her şeyi yapabildiği, devlet organlarına hatta yargıya doğrudan müdahale edebildiği bir ülke haline geldi. Geçen hafta “Kocaeli sahipsiz” demiştik, aslında ülkemiz sahipsiz bırakılmış, ülkenin genleri ile oynanmış. Bir ülkenin Genelkurmay Başkanının  terör örgütü kurmaktan arkadaşları ile birlikte yargılandığı, uzun süre tutuklu kaldığı, en ağır cezaya çarptırıldığı, zamanın başbakanının ‘ben bu davanın savcısıyım’ diyerek açıkça yargıya müdahalede bulunduğu bir ülke düşünebiliyor musunuz ?

***

Bu davaya; Türklüğün destanı olarak kabul edilen Ergenekon destanının adı verilerek 100 binden fazla telefon izlendi,60 bin civarında telefon dinlendi,1360 kişi ifade verdi. Ülkenin Genelkurmay Başkanının da içinde bulunduğu 588 kişi tutuklandı, ne olduğu bilinmeyen 44 gizli tanık dinlendi, savunma avukatlarının büroları usulsüz arandı, avukatların savunma hakları kısıtlandı, başka davalarla bu dava birleştirilerek dava sulandırıldı, kavram kargaşası yaratıldı. 2009 yılında ordunun darbe yapacağı safsatası iddia edilerek darbeden korkan AKP iktidarı da bu yalana ve dolana inandırıldı, büyük bir sorumsuzluk örneği gösterdi.

 

Mahkemelerin bağımsızlığını düzenlenen Anayasamızın 138 maddesi; Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre karar verirler, hiç bir organ makam,mercii ve kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir veremez,genelge gönderemez,tavsiye ve telkinde bulunamaz,görülmekte bulunan bir davada yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin soru sorulamaz” hükmünü taşımaktadır.

 

Zamanın başbakanının “ben bu davanın savcısıyım” dediği, bu dava ile ilgili olarak toplumsal bir bilgi kirliliği oluşturmak için aylarca televizyon programlarının yapıldığı, mecliste milletvekillerinin açık yorumlar yaptığı, hakim ve savcıların atamaları ve özlük haklarında Adalet Bakanlığının tam yetkili olduğu bir ülkede, yargının bağımsız olduğu düşünülebilir mi? İşte bu dava da Yargıtay bozmasında belirtildiği gibi tam bir hukuksuzluk örneği verilmiş, insanlara büyük acılar yaşatılmıştır.

 

Bu olay siyasi iktidarın darbe travması ile kandırılarak ne denli hatalara sevk edildiğinin tipik bir örneğini göstermektedir. Yargının yasamaya, yürütmeye, başka yargıcın baskısı ve etkisine kamuoyu baskısına, hatta kendi özel inanç ve görüşlerine karşı bağımsızlığın sağlanmadığı bir ortamda yargı bağımsızlığından söz edilemez.

 

Yargının bağımsız olmadığı bir ortamda milli bağımsızlığımızdan da söz edilemeyeceği Ergenekon davasından açıkça anlaşılmaktadır. Demek ki; yargısı bağımsız olmayan bir ülkede milli bağımsızlık olamayacağına göre acilen yargı bağımsızlığı için her şeyin bir milli mesele olarak ele alınarak sağlanması gerekir.

 

Unutulmamalıdır ki; çağdaş demokrasilerde yargı, makamı ve kimliği ne olursa olsun  devleti yönetenler dahil, suç işleyenlerin özgürce yargılanmasıyla sağlanacak hukukun üstünlüğünün teminatıdır. Demokrasilerde; yargıçlar, avukatlar, savcılar yani bağımsız yargı demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün teminatıdır. Demokrasilerde AY 138’ de kaleme alınan yargı bağımsızlığına herkes uyar, buna uymayan, yargıya müdahale eden kim olursa olsun onlar toplum tarafından seçim vb unsurlarla yönetimden ayıklanırlar.

 

Adalet yarası insanın yaşayabileceği en ağır yaradır. Dini sembolleri siyasete malzeme yapan siyasilerin bu adalet yarası karşısında doğan kul hakkını nasıl ödeyeceklerini toplumun ve kendilerinin takdirine bırakıyorum.

 

Adaletin olmadığı yerde ne huzur ve ne de kalkınma olur. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu kaosun de temel nedenlerinden birisinin ciddi adaletsizlikler olduğunu kolayca söylemek mümkündür. Değerli hukukçu Sami Selçuk’un dediği gibi hukukun üstünlüğü yani Adalet ve demokrasi çikolata değildir ki yensin. Su ve hava gibidir. Su ve havanın olmadığı ortam ölüm, adalet ve hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkedeki sonuç da yıkım demektir. Hukukun üstünlüğü ile beslenmeyen bir demokrasi ruhsuzdur. Geriye demokrasinin cesedi ve onu yemeye çalışan totaliter kimlik ve kişiler kalır. Tüm devletlerin yıkım nedeninin adaletsizlik olduğu, totaliterliğin en önemli ilacının tam demokrasi olduğu unutulmamalıdır.

 

Güneydoğu’dan her gün gelen şehit haberlerinden, hapse atılan genelkurmay başkanı ve arkadaşlarına, oradan Paralel yapılanma iddialarına kadar yıllardır, bu ülkeyi yönetenlerin hayal aleminde olduğunu ve ülkenin de maalesef sahipsiz olduğunu görmek yüreğimizi çok acıtıyor.

Bu yazı toplam 1243 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim